Kıbrıs iktibasLevent Atikoğlu21 Aralık propaganda tarihi değildir - Levent Atikoğlu

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle yeniden sahnelenen bir “böl-yönet” ritüeli olmaktan çıkmalıdır. Bu tarih; hamaset üretme, siyasi pozisyon devşirme ya da tek taraflı mağduriyet anlatıları günü değildir. Bu gün, “tüm Kıbrıslılar” için derin ve hâlâ daha yüzleşilmemiş, hesaplaşılmamış ortak bir felakettir. Bir şeyler, artık 2025’in sonuna geldiğimiz şu günlerde değişmelidir.

Kıbrıs’ta acıların etnik ayrımı yoktur. Travmaların, yasların bayrağı olmaz. Kıbrıslı Türklerin kaybı ne kadar gerçekse, Kıbrıslı Rumların ve diğer toplumların kaybı da o kadar gerçektir. Birinin ölüsü “şehit”, diğerinin ölüsü “istatistik” değildir. Hiçbir acı, hamaset ve milliyetçi anlatılara hizmet etmediği için önemsiz sayılamaz.

21 Aralık’ın tek taraflı bir hafıza rejimine dönüştürülmesi, yalnızca geçmişi çarpıtmak değil, bugünü de zehirlemektir. Bu tarih, toplumları sürekli korku, tehdit ve intikam duygusuyla kontrol etmenin aracı hâline getirilmiştir. Acı, bilinçli biçimde siyasallaştırıldığında; yas, ideolojik bir silaha çevrilir.

Bu dil, barış dili değildir. Ve her tekrarında, adanın iki yakasında da yeni nesilleri zehirler.

Gerçekle yüzleşmek, yalnızca “bizim acımızı” anlatmak değildir. Asıl cesaret ve samimiyet, “ötekinin” acısını tanımaktan geçer. Acıyı yarıştıranlar, barışı değil, kendi iktidarlarını korur. Bölünmüşlüğü besleyenler, toplumsal hafızayı onarmak değil; onu kontrol etmek ve bunun üzerinden “ganimet haklarını” garantiye almak isterler.

21 Aralık bir zafer günü değildir. Bir kimlik bayramı hiç değildir. Bu tarih, milliyetçiliğin Kıbrıs’ta nasıl ölüm ürettiğinin kanıtıdır. Ve bu gerçekle yüzleşmeden ne adada adalet mümkündür ne de gerçek bir barış. 21 Aralık, acıyı yarıştırarak değil, paylaşarak hatırlanır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...

Hükmü yok sayılan söylemler, provokasyon ve ada’nın geleceği – Levent Atikoğlu

Bürokratlık başka, liderlik bambaşka bir sorumluluktur. Bugün ortaya konan...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın