yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSürpriz yok, umursamazlık gırla! - Özkan Yıkıcı

Sürpriz yok, umursamazlık gırla! – Özkan Yıkıcı

Gerçekten, K. Kıbrısta son gelişmelerde, beklenmedik bir gelişme yok. Bilinen ve bilindiği halde görmezden gelinen, geldiği zaman da susualan yaşamın yeniden üretilmesini yaşıyoruz. Çoğu bilim adına konuşan da adeta bilimsel katliyamın nedemek olduğunun da ibretlik tarihi örneklerine havale çoktan edildiler.

Kısa bir net bilimsel siyasal hatırlatma yaparak konuya devam edelim: hangi ülke olursa olsun, normal işleğiş sürdükçe durup dururken baskıyı artırmaz. Artırdığı zaman önemli bazı noktaları doğru okumak önemlidir. Ya, bu ülkede muhalefet ivmesi sistem değiştirmeğe veya yönetimin sarsılmasına tehlike konumuna doğru yönelinmesinden, veya yönetememe ve kriz nedeniyle toplumu, halkı kontrol altında tutma kuralı olarak baskı ve otoriterliği yoğunlaştırmaktadır. Bu farkları iyi okumak önemlidir. Ayrıca yönetim bloku içi çelişkielrde de kırılma olasılığında yine baskı ve sansürlere baş vurulur. K. Kıbrısta bu konuda önemli tarihsel birikim var. Bir farkla, burada yoğun muhalefetle iktidarı tehtit etme dönemi yakın tarihte hiç yaşanmadı desem yalan olmaz.

Kısaca özetlediğim genel siyasal gerçeklik, elbet bizde de yaşandı ve yaşanacak. İlk önemli ilke ise, buranın sömürgesel gerçeğini de dikate almak önemlidir. Yani, bağımlı olduğumuz Türkiyede olacak en ufak değişim, burada koşullar olmasa da yansıtlır ve sonuçta istenen aşamaya sokulunur. Sömürgesel ilişkiler ve edef siyuasal tutum değişmese de özellikle Türkiyedeki değişim ve buradaki sosyolojik defakto oyunları sonucu burada da kendine has sonuçlar da bazen farkına varmadan gelip yerleşir. Son K. Kıbrısta ister hükümet ayakları isterse basın üzerinden sıkıştırmalar adeta Türkiyedeki rejimin uygulamalarının buradaki gelişlerinin haberidir. Son Kazım Denizicinin tutuklanması veya Başaran Düzgünün Türkiyeye sokulmaması bunların normalleşerek gelinen noktasıdır. Bu makalemde tüm konulara değil de basın üzerinden olanlara Sürpriz olmama ile umursamama gırlaasının ekseninden birşeyler yazma amacındayım.****

Kısa zaman içinde, önce Başaranın Türkiyeye sokulmama haberi geldi. Doğrusu fazla tepki de olmadı. Olanların kaçı gerçeği nbelirtiği ise başka bir sorgu konusu. Sonra Kazım lDenizcinin tutuklama haberi düştü. Neden daha vahim, aldığı ve yayınladığı haber neden gösterildi. Üstelik şanlı bilimcilerimizden de birileri yardımcı oldu. Oysa okadar çok suç ve değişik gelişme var ki bunlara soruşturma falan olmazken, kimisi de idari maslahatla ötelendirilirken, yayınlanan birkaç haberi sırf yazma nedeniyle tutuklama ve yargılama olması elbet bolca övdüğümüz demokrasimizin değil sömürgesel gerçeğimizin yeni koşullarına hazırlanan zeminden dolayıdır.

Tekar edelim: K. Kıbrıs hem bağımlı hem de sürekli sosyolojik yapısıyla defakto oynayışı olan yerleşim coğrafyasıdır. Bağımlı olması ise bağımlı olduğu yerdeki gelişmelerin de buraya yansıması demektir. Nitkim, bunu AKP dödönemiyle yeniden tanık olduk. Türkiyedeki rejim değişimi ile uluslararası koşullar layar ihdiyacı sonucu Annan planı süreci gerçekleştirildi. Biz evet hayıra takılırken, aslında yeni Türkiyeleşme ile uluslararası denklemlerdeki kurallar işlemeye başladı. Hukuki durumdan tutun ikinci ganiemt dönemine girişleri çok yazdım. Yine Türkiye rejim değişimi ile burada ırksalıktan dinseleşmeğe kayışın da pek direnç gösterilmeden, daha kötüsü teslim olunarak kolayca geçiş süreçleri hızlandırıldı. Tabi mafyacılığı hiç göz ardı etmeyelim.

Bu değişimler basına da gelip vuruyordu. Kısa zaman öncesine dönelim. Yaklaşık 4 yıl öncesi Afrin operasyon ile Afrika gazetesine Bursa nutku gibi uyarıyla yönelen Linç günlerini hatırlayalım. Kaçının tepki verdiğini de hatırlayalım. Buna bayrak çekilen meclisi dahi eklemeden de konuuyu brakmayalım. Ardından kitap yasağı ve müzik dinleme yasak davaları geldi. Bilmem bunların hala sonucu alındımı? Üstelik birisi de sıkılmadan krevatıyla “ben başbakanım, güvenlik kuvetleri bana bağlı, çağırıp hesabını sorarım” dediydi. Hiçbir değişim olmadı. Tam aksi linçlileri kucaklayanlardan biri sarayda ötekileri makamlarda günümüzde Türkiye desteği ile oturuyor.

Bunlar mesajdan öte, resmen yeni K. Kıbrıs yönünü kurumsallaştırıyordu. Sonra Türkiyeye girişler de engelendi. Bunlar da fazla ses getirmedi. Son günlerde ise önce Başarana giriş yasağı sonra Denizciğe de tutuklama geldi. Nedenler şu veya budur. Ama mesaj kesindi. K. Kıbrısın yeni döneminin şeklini anlatıyordu. Anlatıyor da hala burada anlamak isteyen yok. Üstelik seçim rüşvetleri de tam havada uçurken, kimse kaybetme duruşuna geçmemekte direniyor. KazımDenizci olayı önemlidir. Basit gazetecilik ilkesi dahi suç ilan ediliyor. Mahkeme ne karar verişe versin, sonuçta o korku ile gelecek K. Kıbrısın resmfi bize çizdirtiliyor. Basit gazetecilik kuralıdır haber alıp yapmak. Birilerinin isteği ile dğeil olanı yansıtma görevi ilkedir. Rejimin beyenip beyenmemesi değil, olayın varlığı önemlidir. Ne yazık otosansürle alıştığımız basınımız kendine özgür damgasını vurarak hep kaçtı. Şimdi de şundan bundan diyor. Ben bir haberi alıp yaynlyorsam, ancak onun yalan olduğu söylenir. Suç istisna ederek değil. Tabi teslim olan makamcılarımız bu konuda sözleri yoktur. Sözleri hep “Türkiyenin sayesinde” ilr ssınırlıdır. Buda, bizim nereye doğru gitiğimizin ne gerçeğidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Brezilya’dan Sırbistan’dan gelen seçim sonuçları

Pazar gecesi gözlerimi yumarken, pazartesi günü sabahı beklediğim birkaç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa rüzgârında gerçekleri yakalarken

Son haftaların adeta tekrarlanan süreci yeniden yaşandı. Başta Fransa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,267TakipçilerTakip Et
1,130AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Canlı yayın