yazılarKıbrıs iktibasSöylenen söyleniyor ve söylendiği yerde kalıyor - Ali Baturay

Söylenen söyleniyor ve söylendiği yerde kalıyor – Ali Baturay

Orjinal yazının kaynağıbagimsiz.com

Yeni adli yıl açılış törenlerini hem severim hem sevmem… “Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim. Severim çünkü yeni adli yıl açılışlarında cesur konuşmalar yapılır, yargının sorunlarının yanı sıra ülke sorunları da sıralanır.

Bu konuşmalar yapılırken, kendilerine direkt veya dolaylı eleştiri yapılan devlet ve hükümet yetkilileri de oradadır.

Yani konuşmacılar, bir anlamda muhataplarına, birinci ağızdan sorunları anlatıyor olurlar.

Hem bizim her gün gündeme getirdiğimiz sorunları bu kez Yüksek Mahkeme Başkanından, Başsavcıdan ve Barolar Birliği Başkanından duymak hoşuma da gidiyor nedense…

Ancak diğer yandan da sevmiyorum, çünkü yıllar ilerledikçe yeni adli yıl açılışlarında yapılan konuşmalar bir tekrara dönüşüyor.

Sürekli tekrarlanan ama çözüm bulunamayan sorunlar…

Dahası da var, mevcut sorunlar çözülemiyor ama gittikçe büyüyor da.

Yani sorunlara yeni halkalar ekleniyor ama bu açılış konuşmalarında en önde dinleyici konumundaki yöneticiler hiçbir şey yapmıyor.

Orada konuşmaları dinliyorlar, gidiyorlar ve hiçbir şey değişmiyor.

Sanki görevleri bu konuşmaları dinleyip dikkate almamakmış gibi.

Daha önce de yazmıştım, nenemin ve annemin çok söylediği bir söz vardır; “söyleyecek çok ama dinleyecek yok” diye…

İşte adli yıl açılış konuşmalarında gerçekten de söyleyecek çok, söyleniyor da… Ancak maalesef dinleyecek ve dinlediklerini yapacak yok.

Yıllar önce çok heyecanlanırdım adli yıl açılışlarındaki konuşmaları dinlerken ama sonraki yıllarda gördüm ki bu açılış geleneği bir formaliteye dönüşmüş.

Söylenen söyleniyor ve söylendiği yerde kalıyor.

Bugünkü açılışta, Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, ülkeye giriş çıkışların kontrol altına alınması gerektiğini belirterek, öğrenci adı altında ülkeye araştırılmadan girilmesinin veya girdikten sonra ne tür faaliyetlerde bulunduğunun takip edilmemesinin doğru olmadığını söyledi.

Bunları yapmayan kim? Tabii ki törende konuşmaları dinleyen hükümet temsilcileri.

Narin Ferdi Şefik, ülkede en büyük sorunlardan birinin kural tanımama olduğunu belirterek, bu konuda gerekli denetimin olmadığını, kuralsız davranan kişinin tespitinin yapılmadığını ifade etti.

Şefik, kural tanımamanın idari mekanizmada da görüldüğüne dikkat çekerek, “İstihdam şekilleri, mesai mevhumunda bu durum açık şekilde görülmektedir. Bir konuda mahkeme kararı bulunmasına rağmen aynı konuda idarenin ısrarla karar aldığı, karar yokmuş gibi davrandığı görülüyor” dedi.

Yani Şefik, orada oturan hükümet edenlere, ülkede kural tanımama olduğunu ama aslında yöneticilerin de kurallara uymadığını, örneğin istihdam şekillerinde kuralsızlık olduğunu söylüyor. Malum son günlerin en tartışmalı konusu partizanca istihdamlar.

Şefik, bazı konularda mahkeme kararı bulunmasının da yönetenler tarafından dikkate alınmadığını söylüyor.

Daha ne diyecek ki onlara? Peki bu söylenenler ülkeyi yönetenler için bir şey ifade eder mi? Hayır etmiyor, bir kulaklarından giriyor diğerinden çıkıyor.

Açılışta Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı da sert eleştiriler yaptı hükümet edenlere, “Anayasa’ya aykırı yasalar, yasalara aykırı tüzükler, tüzüklere aykırı idari işlemleri göz göre göre yapıyorsunuz” dedi.

Hükümetin adeta ‘biz yapalım, yargı bozarsa bozsun’ yaklaşımıyla hareket ettiğini belirten Esendağlı, hükümetin bu yaptıklarıyla, mahkemelerde yaratılan siyasi nitelikli dava yoğunluğuyla, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin sınırlarının tehlikeye atıldığını ve yargıyı hedef haline getirme potansiyeli taşıdığını da söyledi. Liyakat ilkesinin devlet tarafından uygulanmıyor olmasının, kamu hizmetlerindeki genel bozulmanın ve çöküşün ana sebebi olduğunu belirten Esendağlı, “Torpil ve partizanlık, devleti içeriden kemiren ve çökerten bir parazitten başka bir şey değildir. Kamunun pek çok kritik pozisyonu niteliksiz, yeteneksiz, başarısız kişilere teslim edilmiş durumdadır” dedi.

Esendağlı, özellikle liyakatsiz, iş bilmez, bürokrasiyi adeta engel çıkarma sanatı olarak gören kamu makamlarının sürekli olarak anlamsızca çıkardığı zorluklarla uğraşmanın hem meslektaşlarını bezdirdiğini hem de meslek örgütü olarak kendilerinin ciddi mesaisini aldığını vurguladı.

Tüm bu anlatılan sorunlar, yönetenlerin iyi yöneticilik yapamamasının bir sonucu…

Başsavcı Sarper Altıncık da yetkileri kullanan kişilerin hizmet içi eğitim ve liyakatle atanması gerektiğini belirtirken, kamu personeli suçlarının arttığını da anımsattı.

Anayasaya, yasalara uyulması gerektiğini de söyleyen Altıncık, Anayasa’ya uygun hareket edilmesi durumunda ülkenin düzenli bir şekilde işleyeceğini vurguladı.

Tabii ki söylenenler bu kadarla sınırlı değil, konuşmacılar uzun uzun sorunları anlattı, ben özetler yaptım, bu özetlerden bile çıkan sonuç, hükümet edenlerin ciddi zafiyeti, umursamazlığı, ihmali, istismarı olduğunu ve partizanlıktan vazgeçmedikleri gerçeğini ortaya koyuyor.

Açıkça hükümet edenlere; “Anayasayı, yasaları ihlal etmeyin, partizanca istihdam, liyakatsiz atamalar yapmayın, kurallara siz de uyun, ülkedeki kuralsızlığın önüne geçin ve biriken sorunları çözün” diyorlar ama orada oturup da bunları duyanlar, sanki de bu konuşmalar kendileri için söylenmemiş gibi davranıyor.

Yine bu uyarıları ve önerileri dikkate almayacaklar, yine bildiklerini okuyacaklar, o nedenle bu kadar açıklama, söylenen şey boşa gidecek. Üzüntü verici olan da bu, hiçbir uyarıyı, eleştiriyi dikkate almadan bildiklerini okuyorlar, kuzu postu giymiş kurt gibi ortada dolaşıyorlar.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Bulut Ünvan yazdı: Neşe Yaşın: Tarihin Çatlağındaki Üzgün Kız

"İnsan, sınırları aşarak konuşmak zorundadır, her kelimenin içinden sınırlar...

Türk işgalinin ardından yerinden edilme ve “iki bölgeliliği mühürleyen” Üçüncü Viyana Anlaşması – KYPE (Ralli Papayeorgiu) — Nikos Moudouros ve Aris Konstantinidis’in katkılarıyla

https://youtu.be/k7XJr8Tkp6g?si=moDVMQi4bj0-kIa5 Toplam nüfusa oranla kaydedilen en büyük insan hareketlerinden biri,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın