yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSaraf davasından Zimbabve darbesine gezinti – Özkan Yıkıcı

Saraf davasından Zimbabve darbesine gezinti – Özkan Yıkıcı

Resmi politikacılar, algı operasyonları ile gündemimizi etkiler. Bir çok gerçeğin anlaşılmamasını sağlarlar. Medya, direk baskı ve yasalarla bu algıları kitlelere kabulendirirler. Gereken yerde gerekeni kulanırlar. Kitlelerin onlara karşı olan bağlarını, bilgisizliklerini, korkularını ve kültürleşen siyasal değerlerine bakarak, bu algılar kulanılıp düşünce şeklini gerçekleştirirler. Gerektiğinde güncelikle gündem yaratırken, gerektiğinde de olanları olmamışcasına yok saydırtma sesizliklerini de sağlarlar. Kitlesel karşılığını probaganda aygıtlarla şekilendirirler.Biraz düşünen, bunın nasıl sağlandığını da sorgular. Oysa, kitlesel bağlılığı, piskolojik korku ile bilgisizliği kulanarak bu sonuca ulaşılır. Öyle olmasa, ilgili anlayış yaşamsal karşılığı olarak kültürlenmese, sonuçlar budenli acıtıcı olamazdı. Birçok çirkeflik ve karanlık oyunlar kolayca sergilenemezdi!

Kuzey Kıbrıs seçimlerinde onca Türkiye gerçeğine karşın, Türkiyesiz konuşmalarla siyaset probagandası yapılmazdı! Seçim döneminde eğer denildiği gibi “yolsuzluk, karapara olayları, rüşvetler ve yalanlar” hem de yasal engele rağmen kolayca yapılıp seçmen kazanımına yönelinmezdi! En basit ahlaksızlıklar doğal şekilde yapılıp seçmenin oyu talep edilmezdi. Önemli olan, bir çok sorunun özü bilinse de konuşulmadan geçilmezdi! Kuzeyin gerçeği söylenmeden seçim kazanma temel politikası öncelikli olmazdı… Salt adamızı değil, bölgesel koşullar da aynen politik gündemleşmede gelgitler yaşıyor…. Düşünün ki bilinmesine rağmen, Lübnan başbakanının Sudi Arabistanda rehin alınarak istifa etirilmesine dünya Kamuoyu ve resmi politik merkezler ses çıkarmıyor! Ayni Sudi rejiminin Yemendeki insan katliyamı ile ülke insanlarını açlığa koyması da ses çıkmıyor. Kocaman B.M. dahi ses çıkarmıyor, toplantı dahi yapmıyor! Çünkü, en hafif değim ile Sudiler hem ABD, hem İsrail ve Türkiyenin bölgesel mütefik eksenindedir. Daha da utanlımazlık, Sudilerle bölge dizayinini yapma siyasal temel politik gerçeklik vardır. Kimse, en gerici Sudilerle neden ve nasıl bir bölgesel “demokrasi” geleceğini sorgulamıyor. Petrol ve Haçcı paralarla sermaye oyunları oynanmaya devam ediliyor……

Sanırım verdiğim örnekler, girişteki anlatılmak isteneni gayet güzel anlatmaya yetiyor…

Gelelim dokunacağım iki konuya: öncelikle bir ufak anımsatma! Yakın dönem Türkiyesini konuşurken, salt güncel demeçler ve medya algılarıyla yetinmemek gerekir. Türkiyenin ikibinlerde siyasal olarak, adına “siyasal veya ılımlı İslam” denilen proje ile AKP iktidarının gerçekleştiğini ve bunu direk ABD planlı, destekli olduğunu akıldan çıkarmayalım… Ayni şekilde, ikibinler Türkiye ekonomisinin, İMF reçeteli, Kemal Derviş uygulamalı yeniden yapılanma ile gerçekleştiği noktasını da yakalamak gerekir. Para merkezli, yabancı sermaye dolaşımlı, italat ağırlıklı, tüketime dayalı bir plandı… Bunlar, günümüz Türkiyesindeki sonuçların harçlarıdır….

Son günlerde Türkiye ABD ekseninde önemli bir konu da Sarraf davasıdır. Bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Türkiye iran ekseninde oluşan ve önemli kesime göre de “gayrı nizami” kurallarla yapılan ilişkinin sonucudur. ABD tarafından konulan iran anbargosunun delinmesi bunun ilk ayağı. Türkiyede de tartışılması yapılıp, sonradan baskyla örtülen öteki gerçek ise bu ilişkiden dönen rüşvetler olmaktadır.

Olay odenli tırmandı ki iş ABD mahkemelerine dek ulaştı. Son halka ise Sarrafın itirafçı olup olmadığı aşamasına dek gelindi. Türkiye pazarlıktan tutun, direk nota vererek “yurtaşına sahip” çıkma politik hamlesine dek sürüklendi. Ama, Sarrafın itirafcılığı ile korkulanların da olduğu kesin. Tek güvence, Türkiyedeki medya gerçeği ile kitlesel yönlendirme algı operasyonları! Sarrafın rolu ortada. Hele bile bile ABD semalarına gidip tutuklanması da başka bir hikaye! Fakat, ön mahkeme sürecinde Sarrafın avukatlarıyla mahkemeğe çıkmaması, itirafcı olma kuşkularını da artırdı. Belli ki ABD yargısı konunun üzerine gidiyor. Elinde önemli belgeler var. Sızan ABD bilgileri ise çoğu eski bilip Türkiye basınına yazdırtılmayan bilgilerin de olması, davaya bakışı da değişik konuma sokuyor.

Bir noktayı belirtmeden edimiyecem: Bazımız zanediyor ki aynen bizde veya Türkiyedeki yargı yönetim ilişkisi aynen her yerde benzerdir. Nitekim, Türkiye sırf ilgili davalara müdahale etmek için tutuklama yapıp takasa gitmek istedi. Bir anlamda “rehine değiştirme” yöntemine girişti. Oysa, biraz son ABD süreçlerini izleyenler, salt Sarraf değil, özellikle ABD yargısı ile başkan Trumpun arası da oldukça limoni! Trumpun bir çok yetkilisini görevden yargı braktırdı! Trumpa karşı da soruşturmalar devam ediyor. Oysa, Türkiye yetkilileri Trumpla pazarlık yapmak istiyor. Hele de Flint olayı ile başka bir pencerenin de açılması muhtemeldir…..

Sarraf davası belli ki Türkiye yetkililerinin başlarını epey ağırtacaktır. Bunun bir sendromu şimdiden Kuzey Kıbrısa da yellerini taşıdı. Önüne gelene vatandaşlık dağıtıp seçimi garanti etmek isteyen bizim koltukcular. Sarraf olaylarında rüşvet aldığı idiya edilip, istifa eden bakan Egemen Bağışa da vatandaşlık verilmesi, Türkiyede dahi yankı buldu. Herkese Kuzey Kıbrısın yasa dışılık yönü istenmeden itiraf edildi. Tabi bizim makamcılarımız yurt dışına sürülen kişilere de yeniden oy aşkıyla da yurtaşlık dağıtılar……

Birkaç söz de Zinbave için edelim: tabi yine anımsatalım! Burada, şanlı ünüversitelerimizde binlerle ifade edilen bu ülke uyruklu öğrencielrimiz de mevcut. Zinbave tam bir tarihi örneklem: eski adı Rodezya, Britanya sömürgecilik dönemindeki bölgeği sömüren maden şirketinden ismini aldı. 65 80 yılları arasında Rodezya ırkçı beyaz azınlıklı İngiliz hegemonyasında yaşadı. Siyahlar silahlı mücadele yaptı. Mugave de bu liderlrden birisiydi. 180 yılında ülke resmen bağımsız ve ırkçılığı yıkarak dünya sahnesine girdi.

Başlangıçta Mugave önemli işler yaptı. Okur yazarlığı yükseltip dünyada örnekleştirdi. Sağlıkta, çocuk ölümlerini epey düşürtü. Sosyal politikalarla ülkenin canlanmasına yardımcı oldu. Dünyanın bir çok yerinden aydınlar ve sosyalistler yardım adına Zinbabeveye gitiler…

Mugave önemli Afrika lideri haline geldi. Önce, birlikte olduğu öteki sol liderler çatışmaya girer. Ardından 91 ekonomik krizi gelir. İşler tersine gitme eylimine düştü. İkibin başında beyazların elindeki toprakları alıp siyahlara verme hamlesi ile özellikle batıda tepki getirdi. Britanya ise Rober Mugaveyi devirmek için elinden geleni hep yaptı. Bu dalgalanmalara bir de ülke elmas zenginiyken, teknolojinin olmaması sonucu da işletemiyordu. Bu eksikliği giderme adına da Çine baş vurdu. Ülke batı Çin rekabetine de düşmüş oldu. Fakat, Mugave zamanla iktidarda tekleştikçe işler de yolundan sarpıyordu. sOn krizde, yerine kimin geleceği ve eşinin durumu nedeniyle oluşan devlet içi kriz nedeniyle ordunun ayar yapma adına harekete geçtiği inancı yaygın.

Dengeler ne gösterir bilinmez. Yalnız, mugave olayı ile özellikle solun konuşacağı çok önemli dersler vardır. Sağlık ve eğitim başarılarına karşın, sonradan düşünen konumu iyi okumak gerekir. K. Koreden zinbaveye benzer koşullar oluşurken, batının baskıları ve teknolojik boyutlar zZinbaveden Kübaya benzer sorunlar da oluşturdu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Arada kaçırılmış gibi olanlardan, demeç ve Suriye gerçeği

NATO toplantısı başlarken bugüne durmadan bir şeyler yazdım. Demeçler...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO liderler zirvesi sonlanırken

Aylardır gündemde dolaşan, iki günlük toplantı yapılan otuz altıncı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Sonunda otuz altıncı NATO zirvesi Ankara'da başladı. Öyle başladı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Bazı cinayetler vardır ki önce susulur. Bilinenler ayıklanır. Sanki'leştirilir....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Esat Aydın yazdı: Bekçinin ziyafeti: NATO 3.0, Ankara ve Türkiye’ye biçilen rol

Yeni Şafak'ın haberinde gördüm. Bir restoran, NATO Zirvesi'ne katılacak ABD...

Yonca Özdemir yazdı: Amerika’da yeni sol dalga ve Trumpçı popülizmin geleceği

Dünyanın dört bir yanında yerleşik siyasi düzene karşı büyüyen...

Ecehan Balta yazdı: NATO’nun savaş bütçesi, fosil yakıt düzeni

Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ağırlık merkezi Donald Trump’ın yıllardır ısrarla...

Hediye Levent yazdı: Avrupa’da Rus hayaleti ve yeniden yeni bir NATO!

Dünya yeni bir kırılmanın eşiğinde. Ankara’daki NATO zirvesini kritik...

Kavel Alpaslan yazdı: ‘Aşçı, köfteleri tazele! Ülkemizi NATO’ya kötü göstereceksin!’

Normal şartlarda Ankara, bürokrasi trafiğine alışkın bir kent. Hatta...

Kansu Yıldırım yazdı: NATO’nun 1.5 trilyon dolarlık küresel askeri fabrikası

36. NATO Zirvesi başlamadan önce NATO Genel Sekreteri Mark...

Özkan Yıkıcı yazdı: Arada kaçırılmış gibi olanlardan, demeç ve Suriye gerçeği

NATO toplantısı başlarken bugüne durmadan bir şeyler yazdım. Demeçler...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO liderler zirvesi sonlanırken

Aylardır gündemde dolaşan, iki günlük toplantı yapılan otuz altıncı...

Canlı yayın