yaklaşımlarÖzkan YıkıcıPazar öğleni medyada oyalanırken - Özkan Yıkıcı

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele de haber akışlarının içsel döngüde olması sonucu, daha az zaman aldığı da inkâr edilmezdir. Dışarıda hava, hani bulanık desem yeter. Hem var hem yok gelgitleriyle dolaşılıyor. Rüzgâr varken duran, güneş ışıldarken bulutların kaplamasıyla geçişler normal hâlde gelişip gidiyor. Ama ekranlar, hele de TC eksenine geçince, normal değil; anormal bir siyasal havayla yakalanırsınız. CHP merkez binası içinde ve önünde epey kalabalık var. Üstelik yine çelik kuvvetler, barikatlar ile arada atılan sloganlar karmaşasıyla peş peşe gelen yeni açıklama yağmurunda bulunma havasına geçersiniz. Mutlak kararı sonrası yeni “pehlivan” Kılıçdaroğlu harekete geçip hemen işe koyuldu. Daha koltuğa oturmadan partinin üç avukatını görevden aldı. Tepli’nin gönderilmesi için girişim gerçekleşti. Tabii ki devlet hemen “buyurun” dedi. Tartışmalı değil, yazılı kurallara uymayan ama yetki kullanımlı mutlak kararı artık ana muhalefet partisine bir hançer gibi saplandı.

Tepli ve boşaltma adına hamleler olunca da bina resmen sel yerine döndü. Kılıçdaroğlu’nun fedaileri de merkeze doğru yürüdüler. Gerilimler ve açıklamalar peş peşe geliyor. Fakat her konuşmasında Kılıçdaroğlu “Buyurun Bay Kemal’im.” demeye devam ediyor. Adeta siyasal darbenin muhalefet eksenindeki vuruşu, istenmese de etkilerinin fazla olacağı kesin.

Ben televizyonu izlerken bilgisayarda dolaşırken, nedense hafızam hep bildik hastalığını da yapıyor. Öyle yapıyor ki K. Kıbrıs’a gelmeden edemiyor. Biz bu tür müdahaleleri de yaşadık. Hem de yine Türkiye devleti tarafından yapılarak. Ancak bizde, bırakın direnci, ilgili yüce kudretli UBP açıklama dahi yapmadı. Koltuklardan tekmelenenler veya Y.65 kazanan başkan, gık demeden teslimiyeti kabullendi. Oysa Türkiye’de en azından CHP yönetimi direnir hâldedir. Tartışması oluyor. Öteki partiler de destek beyan ediyor. Olayın yazılı hukuk değil, siyasal hukuk şeklinde olmasını da eleştiriyor. Fakat K. Kıbrıs’ta nedense herkesin öyle övünüşüne karşın ses gelmedi. Yerine getirilen Üstel’in durumu ise malumumuzdur. Türkiye’ye dolmuş seferi yapar gibi, gelgitlerle aldığı talimatları uygulamaya uğraşıyor. Yeter ki koltuğa devam etsin; var olan birçok olayın da hafızadan sildirtilmesi iyi olur. Jet’ten başlayıp Adapazarı, oradan yakıt hikâyeleri ile niceleri hemen sıralanır. Kaçı akılda ise soru işaretli.

Kılıçdaroğlu yine kendini ifade eden açıklamalarla “inciler” döktürdü. Öyle döktürdü ki ahlaki düzeltmeden söz ediyor. Adres malum. Kavramı kullanıp partide tasfiyedir. Ahlak derken de başta belediye başkanlarının yargılananlarını partiden ayıklama. Bunların önemlileri de çok. Hele daha iftira ile düzenlemelere direnen kişilerin adeta moralini kırma, kendine karşı seçenekleri partiden temizleme hedefi var. Bilmem söylemeye gerek var mı: İmamoğlu başta olacak…

Yazılacak çok olgu var. Net olan, Türkiye rejiminin geldiği aşamadır. Üstelik tam da tüm baskılara rağmen muhalefetin yükselmesi, sokakta yankı bulma hareketi yaşanırken, bunu boğmada parti içi müdahale dizaynının gerçekleşmesidir. Hem parçalanma hem gündem değiştirme hem de kendi yanlışlarının örtülme koşullarına dönüştürüldü. Öylesi işler oluyor ki devamında baskı geleceği kesin. Ama nasıl geleceği tahmin edilemez. Olmaz denilen, temenni etmem duygusuyla sığınmak artık yetmiyor. Son mutlak karar ile peşinden Kılıçdaroğlu hamlesi hâlâ bir şeyleri normale anlatamıyorsa, diyecek söz de kalmıyor.

Şu anda karşımda televizyonda CHP merkez binası var. Polisler sardı. İçeride partililer var. Yorumcular kendince bakışıyla değerlendirme yapıyor. Ama sabahleyin de yerel basında olan öteki gerçek var. Dünyanın tartıştığı, ekonominin altüst olma gerçeğine karşın Avrupa Gazetesi dışında gelişmeleri yazılı basında bulmak mümkün değil. Araya sıkıştırma elbet var ama siyasal açık durum ve buraya da uyarı lafları yok. Hele de bizde seçimler yaklaşıp koltuk hesabında Türkiye etkisi varken.

Kısaca, önemli günlerden geçiyoruz. Gidişat daha karanlık ve otoriter. Yağ kıyağı veya ilgisizlikle bundan kaçınılamaz. Kaçsanız da doların yükselmesi, daha otoriterliğin güçle hegemonlaşması yaşanacaktır. Bakalım bu son hamle ile kaç Kılıçdaroğlu tipi daha göreceğiz. K. Kıbrıs’ta bolca var da bunları seslendirecek, ortaya koyacak kaç kişi kalacağız?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Sonunda otuz altıncı NATO zirvesi Ankara'da başladı. Öyle başladı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Bazı cinayetler vardır ki önce susulur. Bilinenler ayıklanır. Sanki'leştirilir....

Özkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Günün kavuran sıcakları artık gecenin gelmesiyle, serin esintiyle rahat...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nihayet seçim sonuçları açıklandı

Haftalardır süren Peru devlet başkanlığı ikinci tur seçim sonuçları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Minas Stilianu yazdı: Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşundan 1974’e Kadar

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 yılında kurulması, Kıbrıs tarihinin en önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Canlı yayın