yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Özkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Bazı cinayetler vardır ki önce susulur. Bilinenler ayıklanır. Sanki’leştirilir. Karanlık gerçekler yokmuşçasına devam edilir. Sadece anmayla gelinen aşamaya dek taşınır. Yargı falan ise bir başka rezalet. Çünkü, katledilen açıkça rejimin ta kendisinin göbeğindeki tutum olmaktadır. Bilinenler arada sızdırılsa da sonuca hiç gidilmez. Sadece zaman zaman karanlık içinde kum tanesi ışıkla bazı gerçekler görülür gibi oldu. Bunu Adalı katliamında yine Sedat Peker’in itirafları ve işin içinde tetikçilik görevi verilen kardeşi Atilla Peker’le bir kıvılcım görünümü verildi. Ama hiç ileri adım atılmadı. Tam aksine, yeniden bizi karanlığa salan koşullarla “unutun” havasına sokulduk.

Kutlu Adalı’nın katlinin üzerinden tam otuz yıl geçti. Son döneminde gazetecilik yapıyordu. Köşe yazıları yazıyordu. Sistemin bazı gerçeklerini açığa çıkarıyordu. Çıkardıkça da karşı tehditler alabildiğine yoğunlaşıyordu. Elbet K. Kıbrıs olup da kirli karanlık işler yazılınca Türkiye olmazsa olmazdı. Öyle de oluyordu. Hele Aziz Barnabas kilisesi baskını ve sonrası adeta korku saçan bomba haber gibi yayıldı. Ne tesadüf: hükümet CTP ve DP idi. Tabii ki kimi Türkiye devlet kesimi ısrarla bu hükümetin bozulup yerine UBP’nin katılması baskıları da yapıyordu. Türkiye’deki devlet içi kırılmalar, derin denilecek katletmeler ise yoğundu. Çoğu unutmuştur: ama doksan altı yılında Kıbrıs’ta dolaşan söylentide altı kişinin de adı geçiyordu. Bunlardan biri de Kutlu Adalı’ydı. Özellikle Aziz Barnabas olayı sonrası açık tehditler arttı. Sonradan yapılan Sedat Peker açıklamaları ve Atilla Peker’in de doğruladığı üzere, katletmek için önce Peker adaya gönderildi. Temas kurduğu kişileri dahi açıkladı. Ama devamı başlangıçtaki gibi gelmedi.

Adalı cinayetinde epey TC simgesi anılıyordu. Mehmet Ağar, Korkut Eken’le başlayan adada görevli bazı kişiler ile devlet adına cinayet işlediği belirtilen Çaplı da anılıyordu. Hatta rahmetli Reha Muhtar bir programda polis görevlisi Pervin hanıma sahte kimlikli Mehmet Özbay’ın adaya giriş yapıp yapmadığını sorar. Tabii ki yanıt alamaması da gayet doğaldı.

K. Kıbrıs gerçeklerinde Türkiye’siz olmazdı. Hele böylesi katliamın örtülmesi de ancak devlet politikasıyla sağlanır. Nitekim konu AİHM’e gider. Karar adeta basit derecedeki eksiği dahi içerir: yeterli sorgulama yapılmadı. Aslında K. Kıbrıs’ta başta meslek alanı gazeteler “birkaçı hariç” üstüne gitmedi. Anma günlerinde dahi sorgulama tıs derecesinde yapılmadı. Akla hep Mehmet Ağar’ın tarihi itirafı kulakta çınlıyor: “bir binadan bir tuğla çekersek, bina tümden yıkılır.” Mumcu’dan öteki doksanlı katliamların gerçek damgasını siyasal olarak kısa cümleyle belirtiyordu.

Kutlu Adalı yazardı. Gazete köşelerinde yazı yazdı. Ecevit’le iyi ilişkisi nedeniyle sırf Ecevit’e yalaka olsun diye de kimlik dairesi müdürü yapıldı. Yeni Düzen’de son dönemde yazıyordu. Kültürel korumayla siyasal gerçekleri harmanlıyordu. Bağımsızlığı savunuyordu. Ama bunlar kurulan şanlı rejim için tersti. Onun için katledilmesine üzülseler de makamlar gerçeği açığa çıkarmada hiç çaba göstermedi.

Eklemeden olmaz: katletmeden sonra sessiz kalsa da yine CTP hükümetinden baskıyla ayrıldı. DP kesimi zaten “bozmak istemiyorduk” la başlayan itirafı da yaptı.

Sonuçta Adalı için en azından 6 Temmuz’da anılma geleneği hâlâ sürüyor. Cılız olsa da gerçeklerin çoğu yok sayılsa da yine hatırlanıyor. Fakat, rejim falan derken, nelerin gerçeği açığa çıkarmada zorluk yaptığı, konuyu halı altına süpürdüğü pek konuşulmaz. Böylelikle olay giderek bilinenlerin de daha daraltılarak, basit katletme derecesine doğru çekildi. Zaten AİHM kararı sonrası eğer bağımsızlık veya “biz gelirsek” lafları gerçekten koşulu olursaydı bugün katletme karanlıkta değil yeni bilgileriyle hem de sorgulanarak konuşulacaktı.

Son bir not da kendimden: katletme gününden sonra olan değişik davranışları ezgileştiren yirmi dört dakikalık bir yapıt besteledim. Bunu K. Kıbrıs’ta tümünü iki defa, bir kez de Türkiye’de çalıp söyledim. Tek tek bölümleri ise yeri geldikçe katıldığım konserlerde söyledim. Fakat belirli eksen dışında olma nedeniyle de son dönemlerde bunu seslendiremedim. Ayrıca ilk günlerde başladığım gelişmeleri yazma durumundaki şiirleşen üç bölümü rahmetli Naci Öznergiz alıp Yeni Düzen gazetesinde yayınladı. Burhan’ın üniversite arkadaşlığımızı da katarak, hatta bana haberin var mı sorusunu bile sormadan gazetenin ortasına koydular. Bu da benden Adalı katkılı bir eser halindedir. Mağusa konserinin tümü kasetlerimde hâlâ var.

Kısaca, katliamın üzerinden otuz yıl geçti. Rejim aynı rejim. Aynı rejim olunca da kim gelirse gelsin Adalı cinayeti üzerine yoğunlaşmadı. Dikkat edin, meslektaşları dahi onun hakkında hatırlatıcı bilgiler dahi yazmaktan kaçtılar. Unutur gibi oldular. Birkaç kesim de olmasa, 6 Temmuz’un Kutlu Adalı’nın katledilişinin olduğu dahi unutulacak. Birçok Kıbrıslı aydın öyle olmadı mı?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Suriye ekseninin kıskacında, Türkiye ve İsrail gerilimi

Daha önceki Suriye yazımda, ülkenin iki tarafından girip orada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist yeni dizaynda, Suriye gelişmeleri

Tekrar edelim: olayları tümüyle ele almadıkça, net gerçeğe ulaşmak...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
925AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Vijay Prashad yazdı: Fidel Castro’nun bize kazandırdıkları

Ben Fidel Castro’yu ilk kez 1983 yılında, Hindistan’da düzenlenen...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Canlı yayın