yazılarKıbrıs iktibasAristos Mihailidis yazdı: Haydi çocuklar, ortak refah ve güvenlik dolu bir gelecek...

Aristos Mihailidis yazdı: Haydi çocuklar, ortak refah ve güvenlik dolu bir gelecek tasarlayalım

Orjinal yazının kaynağıfilelefteros.com
alıntı yapılan kaynaktr.news.rik.cy

Maria Angela Olgin, Kıbrıslılara “ortak refah ve güvenliği koruyacak ve kendi çıkarlarını ve haklarını saygıyla gözeten ortak bir gelecek tasarlamaya” çağrı yaparken, onlara yardımcı olmak için bazı konuları da netleştirmelidir:

Bu geleceği hangi Kıbrıslılar tasarlayacak?

Bu gelecek hangi çıkar ve haklara saygı gösterecek?

Herkesin mi, yoksa sadece Türkiye’nin savunduğu çıkar ve hakların mı?

Çünkü bu günlerde, ortak geleceğin Kıbrıs Türk toplumu tarafından kontrol edilen tarafında peş peşe açıklamalar yapıldı ve bu açıklamalar, “bilgelik, empati ve cömertlik ile yaklaşılması” gerektiğini söylenen tarih yükünü taşıması gereken tek tarafın Kıbrıslı Rumlar olduğu izlenimini yaratıyor.

Gerçekte Kıbrıslı Rumlardan, diğer tarafa karşı bilgelik, empati ve cömertlik göstermeleri istenirken, karşı taraftan hiçbir şekilde benzer bir karşılık görme hakkına sahip olmadan bunu yapmaları bekleniyor.

Türkiye adına yönetim yürüten sözde Kıbrıs Türk toplumu yönetimi temsilcileri (Üstel, Ertuğruloğlu ve diğerleri), Kıbrıslı Rumların birlikte ortak refah ve güvenlik içinde bir gelecek tasarlamaya davet edildiği bu günlerde, ne istediklerini ve neyi hedeflediklerini daha da açık şekilde ortaya koyuyor.

Ve duyduklarımızın ortak gelecek, empati ya da benzeri kavramlarla hiçbir ilgisi yok.

Farklı çevrelerden geçtiğimiz günlerde son derece net mesajlar geldi; ancak bunların başında sözde Kıbrıs Türk toplumu başbakanı Ünal Üstel yer alıyor.

Peki, birlikte sadece ortak geleceği tasarlamakla kalmayıp aynı zamanda yaşayacağımız bu kişiler bize ne söylüyor?

“Bizim için 2020’den sonra federasyon defteri kapanmıştır. Artık bizim için adada çözüm iki devlet temelinde olabilir.” diyor.

“Bir kırmızı çizgimiz vardır. Garantör ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisini içermeyen hiçbir anlaşmayı imzalamıyoruz ve imzalamayacağız.” diyor.

“Kıbrıslı Rumlara sınırlarımızın dışında bir çakıl taşı bile vermiyoruz. Toprak vermiyoruz, vatanımızdan vazgeçmiyoruz, ne devletimizi ne de bayrağımızı terk ediyoruz.” diyor.

Bunlar ve benzeri çok sayıda ifade… Ama bunlar bile kafası az da olsa çalışan her insanın şunu sorgulaması için yeterli: Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk toplumu tarafından talep edilen meşruiyeti, izolasyonların kaldırılmasını, tanınmayı, uluslararası temsiliyeti, doğrudan ticareti, doğrudan uçuşları, Avrupa Birliği entegrasyonunu, “egemen eşitliği”, eşit uluslararası statüyü ve bir adada parya olmaktan çıkmaları için gerekli diğer tüm unsurları empatiyle sunması için herhangi bir motivasyonu var mı?

Eğer ortak gelecek iki devlet olacaksa, Türkiye’nin garantisi ve askeri varlığı esas olacaksa ve Kıbrıslı Rumlara “bir çakıl taşı” bile geri verilmesi söz konusu değilse, peki biz “birlikte” tam olarak neyi tasarlayacağız? Kıbrıs Türk toplumunun geleceğini mi? Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki keyfî çıkarlarının geleceğini mi?

Gerçekte bizden istenen budur. Mevcut fiilî durumun meşrulaştırılmasına rıza göstermemiz, Kıbrıs’ın Türkiye’ye bırakılması, adanın tamamının Türkiye’nin kontrolüne girmesi; ancak buna karşılık Kıbrıs Rum tarafı için bu sözde kazan-kazan düzenlemede hiçbir faydanın garanti edilmemesi.

Olgin şöyle diyor: “Güven, ancak iki tarafın düşünce ve eylemlerini birleştirerek anlaşmazlıklarını ve farklılıklarını kalıcı olarak çözmeleriyle hâkim olabilir.”

Artık ne saçmalıklar duyuyoruz! Üstel ve Ertuğruloğlu ile düşüncelerimizi ve eylemlerimizi birleştireceğiz. Hatta Erdoğan ile bile! Birlikte düşüneceğiz; öldürerek, işkence ederek, tecavüz ederek ve Kıbrıslı Rumları yerinden ederek ele geçirilen toprakların kendilerine ait olduğunu ve vatanlarından bir çakıl taşını bile vermeyeceklerini mi düşüneceğiz?

Bir Kıbrıslı Rum bize söyleyebilir mi — hatta isteyerek kendi iradesiyle boyunduruk altına girmeyi seçip zorla boynuna boyunduruk geçirilmesinden kurtulduğunu sananlardan biri bile olabilir — Kıbrıs Türk toplumu işgalin meşrulaştırılmasını kabul etmesi halinde Kıbrıslı Rumlar ne kazanacak?

Sakın “en nihayet çözüm kazanılacak” demesinler; çünkü açık konuşalım, onu da kazanmayacaklar.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Bulut Ünvan yazdı: Neşe Yaşın: Tarihin Çatlağındaki Üzgün Kız

"İnsan, sınırları aşarak konuşmak zorundadır, her kelimenin içinden sınırlar...

Türk işgalinin ardından yerinden edilme ve “iki bölgeliliği mühürleyen” Üçüncü Viyana Anlaşması – KYPE (Ralli Papayeorgiu) — Nikos Moudouros ve Aris Konstantinidis’in katkılarıyla

https://youtu.be/k7XJr8Tkp6g?si=moDVMQi4bj0-kIa5 Toplam nüfusa oranla kaydedilen en büyük insan hareketlerinden biri,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

BaşlıkYücel Özdemir yazdı: Faşistlerle ittifak

Almanya “eylül dönemeci”ni yakın geleceğe damga vuracak izlerle geride...

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu'da yeni bir...

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Ecehan Balta yazdı: Adil dönüşüm neyi dönüştürecek?

Ekolojik kriz üzerine konuşmaya başladığımız anda tartışma çok hızlı...

Taner Akçam yazdı: “Sallandıracaksın birkaç tanesini, bak bakalım yolsuzluk oluyor mu?”

Bu sözü eskiden kahvehanelerde çok duyardım. Şimdi eskinin kahvehaneleri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs'ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda...

Canlı yayın