Birkaç gün sonra, EOKA B ile Atina Cuntası’nın gerçekleştirdiği hain darbenin ve ardından Türkiye’nin askeri müdahalesi ile vatanımızın bugüne kadar süren işgalinin üzerinden 52 yıl geçmiş olacak. Aradan geçen 52 yıla rağmen Kıbrıs sorunu hâlâ çözülemedi. Oldubittiler kalıcı hale geliyor. Bölünmüşlük kökleşiyor. Zaman bizim lehimize işlemiyor; aleyhimize işliyor. Ne kadar çok gecikirsek, yeniden birleşme ihtimali de o kadar uzaklaşıyor.
Eğer çözüm konusunda acelesi olması gererken bir taraf varsa, o da bizim tarafımızdır. Bunun farkına varmalıyız. Yarım yüzyılı aşkın bir süredir yeni nesiller bölünmüş bir vatanda büyüyor. Yarı işgal ve güvensizlik koşulları içinde yaşıyor.
Artık karar verme zamanı geldi. Önümüzde bir fırsat penceresi var. Anlamlı müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli koşullar mevcut. Bu fırsatı değerlendirmeli ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin aktif katkısıyla üzerinde uzlaşılmış bir çözüm için çalışmalıyız.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in, “mevcut statükonun korunmasını isteyen güçlüler var” sözleri ise ayrıca düşündürücüdür. Evet, böyle güçler var. Ancak çözüm için, yeniden birleşme ve barış isteyen Kıbrıs halkının büyük çoğunluğunun iradesi üstün gelmelidir.
Siyasi liderlik, içinde bulunulan koşulların gerektirdiği sorumluluğu üstlenmelidir. Bu fırsat da kaçırılırsa, bunun tarih önünde ağır bir sorumluluğu olacaktır. Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, sürece kararlılıkla, tutarlılıkla ve yapıcı bir anlayışla yaklaşmalı; aynı yaklaşımı Türk tarafından da talep etmelidir.
Önümüzdeki haftalar belirleyici olacak. Dar parti hesaplarına yer yok. İletişim odaklı siyasi manevralara da yer yok. Çözüm ve vatanımızın yeniden birleşmesi için gerekli zeminin oluşması amacıyla ulusal uzlaşıya, birlikteliğe ve ortak çabaya ihtiyaç var. Holguin’in de vurguladığı gibi, yenilenmiş ve samimi bir diyalog gerçek anlamda ilerlemenin yolunu açabilir.
Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman, nihai tutumlarını Holguin’e sunacak. Ardından Holguin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ni bilgilendirecek ve böylece Kıbrıs sorununa ilişkin genişletilmiş gayri resmî konferansın toplanması süreci başlayacak.
Kıbrıs Rum tarafı konferansa açık ve net tutumlarla, siyasi iradeyle ve gerçek anlamda müzakereye hazır olarak katılmalıdır. Türk tarafının da aynı doğrultuda karşılık vermesi halinde anlaşmanın yolu açılabilir. Yakınlaşmalar da var, müzakere birikimi de var. Geriye kalan, siyasi iradenin ortaya konulması; üzerinde uzlaşılamayan konuların karara bağlanması ve tüm Kıbrıslıların yararına olacak kapsamlı, sürdürülebilir ve işler bir çözümün tamamlanmasıdır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



