yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Özkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Günün kavuran sıcakları artık gecenin gelmesiyle, serin esintiyle rahat nefes almaya başladım. Yalnızlıktaki hafiflik, serinlikle dolmaya geçti. Günün kavuran sıcağında durmadan tembellik uykusuyla da akıp geçti. Tabii ki bu tip tekrarlar da uyku modunun bozulmasını hızlandırıyor. Neyse, günün sıcaklığı geçti. Şimdilik serin havanın ruhumuza girmesini yaşıyorum. Yazı sonrası da bir kahve yapıp kendi kendime içerek, açık kapıdan sokaktan gelecek esintiyle etrafa dalacağım.

Elbet dünya durmuyor. Geçen zaman da akışkanlığın ta kendisi. Zamanı geri sarmayan. Yaşanan yaşandı. Önümüzdeki geleceğin de birikimi. Geçmiş haftanın biriken gündemi, tatilde sıcak katkısıyla dahi durulmadı. Önümüzdeki haftanın da oluşumunda önemli devamlılık sağlayacak. Örneğin NATO toplantısı, İran’la olan ilişkiler ve nicesi.

Geçen hafta ile önümüzdeki hafta denkleminde, pazar gecesinin esintisinde otururken, şöylesine bir siyasal tabloyu da makaleme yazıp tarihe tanıklık derecesinde bırakmayı da düşündüm. Gerçekten, sadece haber başlıkları -tabii ki sansürsüz ve olanlarla yaklaşmak- birçok önümüzdeki yıllarda konuşulacak düzeydedir.

NATO zirvesi ve öncesi, İran’daki Humeyni cenazesi, Amerika’nın iki yüz ellinci yıl kutlamaları ve nicesine biraz dokunsak, kolayca karşımıza hem gelinen aşama hem de planlanan yarınların emperyalist koşulunun aynasında kendimizi bulacağız.

NATO zirvesi, önümüzdeki günlerde Türkiye’de gerçekleşecek. Aslında başlık anormallik içermez. Çünkü rutin biçiminde NATO her ülkede toplantılarla kendine has kararlar alma normalliği vardır. Ancak, gelin görün ki bu defa işler değişik açıdan öne çıkarılan olgularla bazı başkalaşmalar da eklendi. Yer Türkiye. Türkiye daha önce de bir defa aynı benzer toplantıyı yaptı. Ama, böylesi koşullar olmadı. Neydi olmayıp da olanlar: bir abartı ve ek olarak oldukça baskıların yaşatılma pratiği var. Ankara’nın adeta ablukalı yasaklar diyarı ile abartı makyaj görüntülü makyajların olması en çarpıcı örnektir. Herhalde onca olanlardan sonra, hâlâ NATO demokratik örgüttür demenin sokaktaki insana doğru gelmemesine şaşmamak gerekir.

Sokakta toplamalar oldu. Amaç derseniz hukukta karşılığı yok. Kendince bahane ile şüphelenip insanları içeri tıkmanın devletsel bakışının uygulanmasıdır. Gazetecilerden solcu kesime yüzlerce insan tutuklandı. Hapse atıldı. Birçok sokak yasak bölge haline sokuldu. Öyle ki öğrenci yurtları dahi boşaltıldı. Giriş çıkışlar yasaklandı. Trafik sessizlik alanıyla oluşturuldu. Ankara bir başka oluyor.

Değişik yönden bakacak olursak: oldukça abartılı derecede işler de oldu. Havaalanı özel yapımından tutun geçilecek yollardaki binalardan başlayan makyajlama görüntü düzenlemeler yapıldı. Sanki bir başka Ankara gelenlere gösteriliyor haline çevrildi. Tabii ki herkes olayın farkında. Ama ne garip denip aslında garip tutumlar da var. Toplantıya gelecek ülkelerden de yapılan tutuklamalara dahi ses çıkarılmadı. En azından yanlış olduğunu söyleme notasına gelemediler. Bir anlamda NATO gerçeği daha başlamadan beynimize gönderilen düşünce bilgisi olarak uygulandı.

NATO’da ne kavrulan dünyadaki iklim bozulmaları, ne demokratik yapıdan otoriter dönüşüm gerçeği, katılan ülkelerin kendilerinde dahi ağır hissedilen ekonomik krizlerin yakınından dahi geçilmeyecek. Yükselen faşist dalga veya artan eşitsizlik durumlarına dokunacak kelime dahi yok. Peki ne mi var: tam bir kapitalist emperyalist özün gerçeği.

Müdahale edilecek bölgeler, yeni askeri stratejik durumlar, askeri harcamaları artırmak, militaristleşme, birçok tehditlerin hedefine konulacak ülkeler, başta Çin ve Rusya kuşatma hareketleri… Dahaları da var: demokratikleşme ve barış değil saldırganlık ve savaş hedefli siyasetlerin planlanması isteniyor. Adını boşuna üçüncü dönem demediler. Buna bağlı olarak NATO üyeleri dışında hesapların stratejik içinde olan Pasifik ve Körfez ülkeleri de toplantıya çağrıldı. Bu arada gerici yobaz Şara’nın kravatla Ankara’ya gelmesi de tesadüf olmayacak.

Herhalde bu tabloyla aydınlık günler beklemek de hayaldir. Barışı NATO’da değil, kamu direnişi ve demokratik ülkelerde aramanın önemini tekrardan üste çıkardı. Karşımızda Türkiye gerçeği ve NATO yapısının emperyalist askeri politikadaki yerinin renkleriyle donandı. Bu arada çelişkilerin de giderilmesi bekleniyor. Sorun barış veya insan hakları değil, örnek mi: Trump hem Avrupalıların harcamalarını artırmasını istiyor hem de kendisi asker çekeceğini belirtiyor. Buradaki ince nokta şu: Trump batılıları harcama teşviki yaparken askerini çekiyor. Ama kapitalist rekabet gerçeğini bilmeyen, devamını yakalayamaz. Amerika Avrupalıların harcamalarını artırmalarını isterken, artırılacak paranın kendi askeri sanayisinden silahları, teknolojiyi alarak Amerikan askeri sanayisinin hesabına kâr yazılması peşindedir.

Toplantı devam ettikçe gelişmeleri elbet yazacağım…

Tam da bunlar olurken, Amerika, kuruluşunun iki yüz ellinci yılına geldi. Bu defa yine Trump gerçeği ile gelinen aşamanın resmi net. Biraz daha ağırlıklı Trump olan bir söylem kutlaması yapıldı. Amerika’nın hegemonik gerilemesi, son finans kapital krizinin sarstığı, enflasyonun %2-%4 çıkması gibi sorunlarla yaşandı. Ama Trump reklamı, önceki kutlamaların aksine lider kutsiyeti daha bir öne çıkarıldı. Eklemeden olmaz. New York belediye başkanı Mamdani’nin de çıkışıyla Amerika’da muhalif çıkışların da yaşanması pek alışılan gerçek değildi.

Yine isterseniz Ortadoğu’ya gelelim. Ortadoğu tam da projenin İran halkasına gelip gerilimler gelgitlerle sürerken, iki önemli merkezde değişik gerçekler oluşuyordu. Ankara’da NATO zirvesi ve İran’da katledilen Humeyni’nin cenaze töreninin yapılması. NATO toplantısına değindim. Amacın daha militaristleşme ile yeni askeri stratejik hedeflerle, barıştan epey uzakta emperyalist blokun resmine tanık oluyoruz. İran’da ise BOP’un son halkasında Amerikan-İsrail ve Körfez müttefikliğindeki direnciyle, kaybedilen dini lider cenazesi yaşanıyor. Kimse şu basit olguyu eklemiyor: hiçbir dini kesimin lideri hem de devletlerce göstere göstere katledilmez. Örneğin, Papa’nın veya Ortodoks kilisesi liderlerinden birinin birçok ülke ortaklığıyla öldürülmesi söz konusu olmaz. Öldürülse de sonuç ne olur sorusunu dahi sormaktan korkuyorum.

Kıbrıs mı: bunları pek konuşan yok. Hele NATO konusunda beklenti ile korku miskinliği beyinsel ölümü çoktan getirdi. Sadece kimisi acaba bize de gelir mi umudu pompalıyor. Halbuki Kıbrıs her zaman olduğu gibi sarsıntılardan dahi sarsılacak. İkinci geçişte nasıl sarsıldığı ve hâlâ konuşturulmamayla ötelendiği dönem çok yakında oldu. Bunları da başka yazıya bırakıp, okurken daha fazla terlemeyip sizi de rahat bırakalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Nihayet seçim sonuçları açıklandı

Haftalardır süren Peru devlet başkanlığı ikinci tur seçim sonuçları...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya yanıyor

Günlerdir değişik şekilde haberleri izlemek de güç. Gerçekten, dünya...

Özkan Yıkıcı yazdı: Madımak katliamının günümüzdeki anlamı

Yine yakın tarihe doğru yelken açıyorum. Bu defa Sivas'ta...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,928TakipçilerTakip Et
887AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: 1983 Protokol Krizi; Yılmaz Ağaoğlu

İşgalden 9 yıl soğra, böyünden 43 yıl önce bir...

Eralp Adanır yazdı: Sevgül Uludağ ve İncisini Kaybeden Bizler

28 Haziran’ın bir Pazar akşamı haberini alınca sadece ben...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nihayet seçim sonuçları açıklandı

Haftalardır süren Peru devlet başkanlığı ikinci tur seçim sonuçları...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Vadim Kamenka yazdı: Avrupa’nın önceliği değişti: Refahın yerini silahlanma aldı

Cenevre’de, Milletler Sarayı’nın Konsey Salonu girişinin üzerinde Britanyalı Lord...

Ümit Akçay yazdı: Kamulaştırma geri dönüyor

Uluslararası Para Fonunun (IMF), Finans ve Kalkınma (Finance &...

Aydın Çubukçu yazdı: ‘Alay et yıkılacaklar!’

Halk hayatında gülmenin tuhaf çelişkili bir yeri vardır. Kimi...

Canlı yayın