yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Sonunda otuz altıncı NATO zirvesi Ankara’da başladı. Öyle başladı ki önceki olanlarla adeta dünya kamuoyu ordan oraya savruldu. Abartılar, yeni egemenlik alanları, ekonomik sanayi hesapları ve hepsinin üstünde emperyalist hegemonyanın askeri eksende tırmandırılması planlarının eşiğinde Ankara’da NATO zirvesi başladı. Onca beklenti ve abartı yetmezmiş gibi bir de artık klasikleşen Trump’ın Ankara’ya gelişi de konuya daha bir acayiplik kattı.

NATO otuz altıncı zirvesi Ankara’da başladı. Bir başka şekliyle Türkiye ikinci defa NATO toplantısına ev sahipliği ediyordu. Öncekinden çıkan önemli sonuç, Türkiye’nin BOP eş başkanlığını almasıdır. Öteki durum da soğuk savaş sonrası stratejinin de net şekilde belirlenmesiydi.

Şimdiki de kritik anda gerçekleşiyor. Artık emperyalist NATO üyeleri üçüncü döneme atlanmasıyla daha yayılmacı hedefler belirleniyor. Bir de iç rekabetin de yansıması kaçınılamadı. Askeri sanayinin pastası üzerinden hem militaristleşme hem de kâr ekleme hesapları da var. Şimdiden açıkça üye ülkelerin katkılarını artırarak bütçenin %5 oranına çıkarmalarında anlaşılmış gibidir. Yine Amerikan ince taktik de sırıtıyor. Hem birçok ülkeden asker çekerken, başka açıdan askeri sanayinin kapasitesini artırıp kâr eklemek için de üye ülkelerin kendi askeri sanayi ürünlerini almasını da istiyor. Bir kapitalist militarist gerçeklik karşımızdadır.

Unutmamız gereken, sık sık yapılan ezberler dahi artık bırakıldı. Açıkça politik hegemonyayı yayarak, saldırganlıkla genişletme siyaseti kararları sıralanmaktadır. Durmadan düşman eksenler ilan ediliyor. Şimdiden Rusya, K. Kore ve Çin bu eksene konuldu. Oysa önceki Ankara zirvesinde hedef Ortadoğu ve Balkanlar iken şer ekseninde Libya, Suriye ve İran vardı. Tertipleme olsa da son halka İran’ın güncel konumunu herkes biliyor.

Şimdi Ortadoğu’dan Asya’ya açılma ve Çin kuşatma hareketi merkezli militarist bir siyaset merkeze konuldu. Anlayacağınız: ne demokratik değerlere önem, insan haklarına dikkat veya çevreyi koruma falan yok. Adından dahi söz edilmiyor. Tam bir kapitalist emperyalist askeri yapı. Adını hep savunma koysa da ısrarla hep saldırgan ve sözünde durmayan yapı olarak çoktan tarihe yazıldı. Son planlamaların adı da şu: resmen kesilecek kamusal alan miktarları militaristleşmeye, saldırganlığa ayrılacak. İlgili siyasetin en net göstergeleri ise başta Avrupa’daki faşist hareketlerin kitlesel destekle yükselmeleridir. Bu ikilem dahi bize kapitalizmin nereye evrildiğinin kanıtlarını göstermeye yetiyor. Trump’ın kendisi hem de örgütün merkezinde olup belirleyici gücün başkanı olarak gelinen aşamayı anlatmaya yetip artıyor.

Tabii bir başka yüz de var madalyonda. Gerçekleşen yer Türkiye. Türkiye’de baskılar arttı. Ankara’da yasaklar peş peşe konuldu. Abartılı imaj gösterileri ise peş peşe dizildi. Yeni havaalanı dahi düzenlendi. Fakat bir gerçeklik de var: NATO liderleri Ankara Esenboğa havaalanını kullanırken, “eni ne” sorusu da daha da artıyor. Hele tutuklama gerekçeleri bir başka dram. Birine selam verdi diye, birinin yanından geçmek veya ifade ver denilip de yurt dışından çıkıp gelen Deniz gibi de kaçma ihtimaliyle tutuklanma yaşananları, nereye gelindiğinin de kanıtlarıdır. Artık uydurma yetmez ise ilgisi olmayan neden kullanılıp şimdiden yüzlerce kişi tutuklandı.

Bu arada Kıbrıs’ta bu gelişmeler pek karşılık bulmuyor. Hatta zirveden acaba bizi de kapsar mı umut pompalamaları da epey değişik açıdan yaygın. Bir hatırlatma yaparak bu yazıyı noktalayalım:

Türkiye NATO’ya ilk girişinden hemen sonra ilk eylem gerçekleşti. Direkt NATO gerçeği içinde olup o zamanki STS yapısı ilk provokasyonu yapar. Örgütün önemli liderlerinden Sabri Yirmibeşoğlu bunun başarıyla gerçekleştiğini de belirtti seneler sonra.

Neydi olan: hemen biraz deşince karşımıza Kıbrıs geldi. İngiltere klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçerken Türkiye’nin de Kıbrıs sorununa çekilmesini istiyordu. Türkiye pek oralı değildi. O dönem yeni NATO girişi ile adına çoğu defa derin devlet veya Gladio denilen yapı ilk eylemini yapar. 6-7 Eylül olayları bu provokasyonla çıkarıldı. İstanbul ve İzmir’de başta Rumlar olmak üzere saldırıya uğradılar. Yağmalamalar yapıldı. Birçoğu göç yaptı. Bu provokasyonda kullanılan sloganlar ise direkt Kıbrıs’la alakalıydı. Yapılan Selanik’teki Atatürk’ün evinin bombalama eylemiyle bir anda karışan gerçekler, sonuçta başarı denilen noktaya gelindi. İngiltere ve Amerika Türkiye’yi Kıbrıs sorununa çektiler. Aktif rol verip taksim tezi ve beraberinde siyasal yapılanmalar da hızla oluşturuldu.

Kaç Kıbrıslı bunları hatırlar, bilemem. Hatta hâlâ 6-7 Eylül olayları Kıbrıs’ta çok dar bir kesim dışında ilgili günlerde dahi akılda yok.

Bu da Kıbrıs’la alakalı NATO müdahaleleriyle başlayan sürecin başlangıç tarihi. Şimdi yine adamız askeri üslerle doluyor. Hani şu Reagan’ın dışişleri bakanı Haig’in açık sözleri olmasa, aldatılma kolaylığı da var. Ne demişti Özal’a Alexander Haig: “siz Kıbrıs’ta NATO askeri olarak bulunmaktasınız. Siz çekilmek istiyorsanız, önceden bize bildirin ki tedbirini alalım.” Kaç Kıbrıslı sıraladığım direkt iki NATO olayından haberdar?

Sonuçta, aylardır konuşulan, Türkiye’de yasaklarla, tutuklamalarla ve abartılı imajlarla oluşturulan NATO’nun Ankara zirvesi sonunda başladı. Birçok sonuç bekleniyor. Bakalım kaçını duyup kaçının farkında olacağız?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 3

Peş peşe sizi yakın tarih hafıza canlandırmaya odaklaştırdım. 15...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz’a gelirken 2

Bugün 15 Temmuz. Hem Kıbrıs hem de Türkiye için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 1

Yeniden bir 15 Temmuz darbesi yıldönümüne geldik. Darbe günü...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gerçekler yakarken, hesaplar kâr ve imha üzerine

Ortadoğu tek kelimeyle kaynıyor. Kaynıyor kelimesi salt bir çerçevede...

Özkan Yıkıcı yazdı: Basitleştirme girişimli bir yazı denemesi

Pazarın sıcaklığı yükseldi. Boğucu hâle daha da tetikledi. Beyinler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,925TakipçilerTakip Et
906AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kiriakos Cambazis yazdı: Kıbrıs sorununun bugünkü aşaması ve reddiyeci güçler

Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin'in öneriler...

Dionysis Dionysiou yazdı: Kıbrıs sorununda “Türk çözümü” ve kim destekliyor?

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda yeni bir girişimine dair tartışma,...

George Koumoullis yazdı: DİSY’nin darbe konusundaki “hermafrodit”* tutumu

* başlıktaki hermafrodit kelimesinin Türkçe tam karşılığı argo olarak...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Canlı yayın