yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Madımak katliamının günümüzdeki anlamı

Özkan Yıkıcı yazdı: Madımak katliamının günümüzdeki anlamı

Yine yakın tarihe doğru yelken açıyorum. Bu defa Sivas’ta duruyorum. Hani meşhur Sivas türküsü var ya: “Sivas illerinde sazım çalınır” diye başlıyor. Pir Sultan’ın asırlar öncesi söyleyip de günümüzde karşılığı olan türkü. Sivas diyorum. Yakın tarihteki önemli kavşak patlamalarındaki katliam simgeleriyle tarihi örüyor. Sivas Kongresi bir yana. Daha yakına gelelim. Bizim gençliğimizde de tanık olduğumuz şu 12 Eylül darbesine giderken ki katliam deneyimi oldu. Bunun engellenmesinin de bedeli yine devlet tarafından tamamlanmak istendi. 12 Eylül darbesi sonrası Sivas’ta oyunlar çoktu. Yine provokasyon denemelerine ihtiyaç oluyordu. Karanlık dünyada ilerlemek için provokasyonlar oldukça, katliamlarla ihtiyaç gerekçesi idi.

Doksanlar başı Türkiye’de devlet içi kırılmalar başladı. Egemen blokta 12 Eylül sonrası başlayan dönüşüm gericilikle dinin adeta ideolojik olarak etkinliği ile pratiğe geçiyordu. Doksan üç yılı yakın tarih bakımından Türkiye’de denklem için peş peşe olayların tetiklenme dönemi idi. Birçok olay oldu. Beklentiler de vardı. Özal’ın ölümü dahi tartışmalı. Hele de Kürt konusunda adeta hâlâ sorularla dolu, toprağı kemiklerle donanmış bir tarihi hâlâ gizliyor.

Bu doksan üç dönemi devlet içi hükümete bakarsanız, bunların olmaması gerekirdi. Koalisyon vardı. SHP ve DYP ortaklığı yönetimdeydi. Bir şeyler yapmak istiyordu. Özal da kendine has politikayla yeniden güçlenip kendi Türkiye’si için uğraşıyordu. Çatışma, provokasyonlar ise adeta tırmanıyordu. Uğur Mumcu ile başlayan katliam zinciri, Madımak ve oradan da Eşref Bitlis uçak kazası sorularıyla durmadan bir yıla sığdırılmaya uğraşıldı. Ama yönetim koalisyon. Üstelik SHP de ortak.

Temmuzun sıcağına geçildi. Etraf kaynıyordu. Sivas’ta halk şenliği vardı. Pir Sultan festivali yapılıyordu. Ama etraf gerilimliydi. Faşist propaganda aygıtı gerici dini motiflerle de gündeme hız verdi. Aziz Nesin’in katıldığı festivale adeta kan kusturma planı gibiydi. Devlet ise hükümet kanadı sessizdi. Güvence veriyordu. Yer Sivas’tı. Seksen başı benzer faşist katliam deneyimine tanık olma birikimi de vardı. Bu katliam sonrası Sivas’tan Alevi ağırlıklı göçler oldu.

Yayınlar net idi: Aziz Nesin üzerinden kirli propaganda yapılıyor. Din kullanılıyordu. Resmen yalanlarla öfkeyi bütünleştiren bir halka zehirleme saçmalığı yapılıyordu. Ama iktidar sessizdi. Hatta zemini hazırlar gibiydi. Tedbir yerine daha da esneklikte dolanıyordu.

Mübarek günde camilerde öfkeyle hutbeler okundu. İnsanlar sokağa sürüldü. Açıkça şiddet ve şeriatla dolu sloganlarla Madımak Oteli’ne yürünüldü. Şeriat ve linç ikilemli bütünleşme binlerce katılımla kitleselleşiyordu. Emniyet falan yetersiz roldeydi. Ordu ise başka bahanede idi. Hani derlerdi ya, ordu şeriata karşıydı; demek oluyordu ki Sivas’ta yardım istenen tugaydan müdahale gelmemesinin pratiği söyleneni değil, olanı açıklıyordu.

Madımak Oteli’ne varıldı. Kuşatıldı. Yakıldı. Birçok aydın yanarak katledildi. Türkiye hem de koalisyonlu sosyal demokrat yönetimde Madımak gibi yeni bir katliamın yazılımını yapıyordu. Kemalistlerin açıkça şeriatı eleştirirken, böylesi katliamda sessiz sedasız kalışlarını da yaşadık. Devamında da tarafsız yargının, tarafsızlık abidesi olarak sorumlulara dokunmadan göstermelik bir yargı sahnesi sergilemesi gibi. Ama Türkiye önemli aydınlarını kaybetti. Yazarı, şairi, edebiyatçısı, ozanı ve nicesi. Aziz Nesin tesadüfen kurtuldu.

İlginç olaylar tam da olurken meclisteki şovlarda da belgelendi. Ben televizyonu açıp meclis bölümünü izledim. Önce Demirel, sonra Erbakan ve ardından Anavatan Partisi başkanı Mesut çıktı. Hepsi aynı nakaratı değişik kelimelerle anlattı. İnsanların duygularıyla oynanması sonucu ile başlayan cümleler okudular. Bir anlamda katliama bahane zırhı aranıyordu. Daha kötüsü, katliam için kullanılıp kitleleri sürükleyen yalanları, insanların duygusal ruh haliyle adeta örtmeye çalıştılar. Rahmetli Aydın Güven Gürkan kürsüye çıkıp da “ne diyorsunuz… orada insanlar diri diri yakıldı. Buna bahane mi buluyorsunuz” uyarısını yaptı.

Konu o kadarla kalmıyor: insanlar Madımak Oteli’nde sıkıştırıldıkları zaman, ateşe verildiği ana kadar içişleri bakanı başta olmak üzere yardım istendi. Hep aynı karşılığı aldılar: “merak etmeyin, devlet yanınızdadır.” Bu cümleleri duydular. Ama yanarken karşılarında devletin başka gerçeği vardı. Sonra devamı geldi. Yargı falan hikâye. Hatta göstermelik ceza alanları da sonradan devamı olan AKP yönetimi de infaz yasası veya afla serbest bıraktı. Katliamda yer alan kimselerin sonradan bürokrasi ve siyasette önemli yere gelişleri de tesadüf değildi. Sokakta atılan, insanları yakarken haykırılan düşüncelerin şimdi nerede olduğu malum.

Gaza gelenlerin mübarek olduğu ve yangın sonrası bazı girişimlere ateş açılarak valiliğin korunması gibi tedbirler de gösterdi ki istense durdurulurdu. Ama ne ateş açıldı, ne de tugay gereken askeri gönderdi. Adına da PKK için operasyon dendi.

Yeniden bir iki temmuza geldik. Sivas Madımak katliamının yıl dönümü. Türkülerini dinlediğimiz Hasret Gültekin veya Âşık Nesimi’den Asım Bezirci’ye, Metin Altıok’a varan sanatçımız bir anda kül ötesi yanarak havaya insan yanık kokusuyla Sivas’ı doldurdu. Oraya şarkıları, şiirleriyle gidip festivale katılanlar, sonradan ölüleri dahi yakılarak kül şeklinde havaya savruldu. Ama koalisyon vardı. Ortaklardan biri de SHP, yani şimdiki CHP. Ordu Kemalist eksenli idi. Gerici yobazlığa karşıydı. Sivas valisi ısrarla yardım istedi. Gelinmedi. Kuşatılıp yakılan Madımak Oteli’ne yönelik polis ateş açmadı. Madımak’a yürümeyi engellemedi. Ateş açma, valiliğe yönelme olunca yapıldı. Konu birkaç kişi olmayıp on binleri bulan kitlelerin hem de şeriat isteyerek gerçekleştirme netliği var. Ama provokasyonla istenilen yalanla kitlelerin kolayca harekete geçirilme denemeleri Türkiye yakın tarihinde doludur. Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi Mahallesi bunlardan birkaçıdır. Nedense hep bir halk kesimi hedef alındı: Aleviler. Tabii ki bir de Kürt coğrafyasında yaşananlar var. Kimsenin örneğin Lice katliamı veya Dersim’de yaşananları hâlâ adını dahi koymaktan kaçındığı bir yakın tarihtir.

Demek ki tüm olanların önemli güncel gerçeği: Türkiye bugüne öyle güle oynaya gelmedi. Bazı gerçeklerin konuşulması dahi tehlikeliyken, son NATO zirvesinde yaşananlar, belediyeleri yargılama şekilleri bize biriken bir tarihin günümüz gerçeğidir. Onun için yeri geldikçe yakın tarihi gerçekleriyle öğrenip sorgulanması önemlidir. Günümüze taşıyıp yarın için doğru öngörülerle de hesapları şekillendirmek kaçınılmazdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,270AboneAbone Ol

Son eklenenler

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Canlı yayın