yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs sorunu kıpırdar gibiyken, Arnavutluk gelişmelerine dikkat

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs sorunu kıpırdar gibiyken, Arnavutluk gelişmelerine dikkat

Kıbrıs sorunu kıpırdar gibiyken, Arnavutluk gelişmelerine dikkat
Yazın sıcağı demeden, yeniden BM diplomatları adaya gelmeye başladı. Adına temas deniliyor. Araştırma yapacaklarmış. Fakat bir nokta ta baştan sırıtıyor: Guterres’in görevi dolmak üzere. Sene sonu “elveda” diyecek. Peki Kıbrıs’ta koşullar uygun mu? Doğrusu ufak bir kulak kabartmak dahi yetiyor. Ama şu gerçek de kimileri tarafından dokunularak hatırlatılıyor: “Sanki bunlar karar verecekmiş gibi hâlâ davranılıyor.” Doğrusu da bu. Hele Kuzey Kıbrıs’taki kanadı olmayan şahinlerin sanki sonsuz göklerde uçarmışçasına hava atmaları da artık bazı kul eksenli veya çıkar amaçlı olanlar dışında kimse tarafından önemsenmıyor. Zaten adanın koşulları, çözüm denilen noktayla değil yeni anlaşmalarla veya fiilî müdahalelerle daha bir uçurumlaşarak farklılaşmaktadır. Ahaliye sorunca da soran kişiye veya o anki haline göre birşeyler atıp duruyor. Hele de bizde takkeci efendinin medyasındaki mikrofonu görünce hemen “urumla” başlayıp bir havaya girilmektedir.

Özün sözü: Tufan’ın lafazanlıkları veya Tahsin Ünal ile artık cıvıklaşıp ama sömürgeci koltuk almada kriter olan tutumları, artık gerçekle ve söylenen çözümle uzaktan yakından alakası yoktur. Hep yaşadık. Hatta Mustafa Akıncı da direkt yaşadı. Tüm ipler Türkiye’ye bırakılmasına rağmen, istenen yere gelinip elpençe divan durulmasına karşın, iş sonuçta dönüp aynı plak takıntısına gelince, yine suçlanan veya bedel ödetilen kendileri oldu. Bir de karşıtın bir tutumuyla suçu da ona gönderdiler. Varsın hâlâ bunlar görülmesin. BM raporlarında ise devam etme beklentisiyle, başka doğru dürüst diplomasisi kalmayan Kıbrıs’ı da hiçe saymak istememektedir.

Yine aynı sahne başladı. Birileri bulgulara dayanmadan umut saçıyor. Ama umut saçan, örneğin en azından mektupçuk gönderen, zeytin dalı verenler dahi artık usandılar. Ama yine yazın sıcağında Kıbrıs diplomasisi başladı. Üstelik bizimki, şartlı şurtlu girişimle öyle istemler sundu ki, şimdiki Kıbrıs’ın da kalmamasını resmen dayatan kural hâline geliyor. Fakat en azından Kıbrıs Cumhuriyeti diyenlerin bu konuda ses çıkarmaması da ülkemiz düşünsel travmasının yeniden üretilmesinin ötesine geçilememekte olduğunun kanıtıdır.

Fakat gerçekten birçok kart yeniden dağıtılıyor. Biraz dikkat edenler, sadece etrafımızda olanlar, özellikle Türkiye ve Amerika’nın açık tutumları, bazı uyarı veya fırsat dedirtecek kıvamda. Fakat bizdekiler fırsatı değil, kul gibi olup “sayesinde” demenin aşı dışında pişirecek başka kelime yok.

Son İran konusunda da gördük ki Kıbrıs’a da direkt etkisi olan Trump, bir dediği ötekini tutmamaya devam ediyor. Hep tekrarladığımız Türkiye’nin çıkarları ve sayesindeki devletin ne yaptığı, siyasal hedefine de göz gezdirmiyoruz. Her sabah baskınların yapıldığı, CHP’nin başına gelenlerin bir şeyler anlatması gerekirdi. Hatta madem adada çözüm ve Türkiye’nin çıkarları diyoruz, başta Ortadoğu hedefleri, Kürt sorununa bakış gibi girişimler Kuzey Kıbrıs’ta hiç konuşulmuyor.

Neyse, bunları tekrar tekrar uzun uzun yazmayacağım. Ama başta fonculara ve sistemsel ayar isteyenlere pratik bana bir örnek sundu. Arnavutluk: son günlerin kaynayan ülkesi Arnavutluk…

İsterseniz Kıbrıs’la bağdaştırıp anlatalım. Son dönemde Amerikan politikasında sömürgeleşme ve bağımlılık kurmada önemli örnekler yaşanıyor. Arnavutluk da bunlardan biri. Amerika’nın başkanının damadı ve kızı yatla geziyor. Arnavutluk’a da gidiyorlar. Orada ıssız ama askerî geçmişi olan bir ada ile güzel sahil görünür. Tam bir yeni Amerikan aklı işler. Trump’ın damadı buraya yatırım yapmayı aklına kor. Başbakana belirtir. İlk hesapta bir buçuk, ama genelde beş milyar dolarlık turizm tesisli bölge yerleşimini önerir. Öneren Amerika; üstelik aklına geleni yapan Trump’ın damadı ile kızı. Arnavutluk başbakanı da kabul eder.

Bizde pek görülmeyen şekilde ahali sokağa çıkar. Protestolar yayılır. Tiran’lar simgesiyle konuda imzası olanlar eleştirilir. Hükümetin gitmesini isterler. Haftalardır sürüyor. Bir farkla: aynı eylemler Türkiye’de olsa kullanılacak şiddeti bir aklınıza getirin.

Ne demek istedim? Kıbrıs’la alakası ne? Dünyayı takip etseydiniz, hatta konuştuğunuz Gazze gibi soykırımlarda politik seçkiye de baksaydınız, çok kolay anlardınız. Hemen Kıbrıslılaştıralım.

Bizim şu meşhur Amerikancılarımız bir kanalıyla Trump’ın damadı ile kızını Karpaz’ın altın kum sahilinde gezdirsinler. Trump’ın damadının beğenme derecesi yüksek. O zaman da diyecek ki: “Ben buraya bir turizm veya emlak yatırımı yapacağım.” Öneriyi Erdoğan’a telefonla konuşurken Trump da söylese, üstelik tam da NATO zirvesine günler kalırken paketleyip yıldızlarla süsleyip çözüm diye sunup el koymayı da bu arada halletse… Hemen başta takkeci efendi de yatırım ile çözüm deyip, üstelik Rumlara karşı daha kötü olmama lafını da kondurtunca, Kıbrıs konusunda bir şeyler olur.

Aynı hikâye Kongo’da yazıldı. Ansızın ilgilenilen Kafkasya konusunda Zengezur koridoruna doksan dokuz yıllığına el konuldu. Böylelikle Azerbaycan-Ermenistan sorununda direkt Kafkasya’ya merhaba dendi. Gerçi Kongo’da anlaşma yapıldı ama iç savaş hâlâ sürüyor. O da başka dokunulmayan hikâyenin bölümleridir.

Demek ki çare var. Madem hep iki lider diyor da çaktırmadan ama açıktan müdahale bekleniyor; o zaman Trump’ın damadı adaydır. Hele de el koyacak toprak ile emlak ve turizm hırsı onlara her şeyi yaptırtır. Gerçi Altın Kum sahili için Türkiye’den de zaman zaman dalgalar gelmedi değil; sanırım Arınç bu konuda en çok içi yananlardan biridir. O zaman: Mariya dolaşırken, biz esas yere, adrese bakalım: Trump’ın damadı Kushner.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şifrelenen Kıbrıs gerçekleri

Basit bir kuraldır: siz bir sorunu çözmek veya nedenini...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ukrayna yeni rolünü netleştirirken

Son gelişmeleri özetleyerek başlayalım: Ukrayna sık sık Karadeniz'de resmen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
912AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın