yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Gerçeklerle hareket edip doğrularla düşünmek zorunludur

Özkan Yıkıcı yazdı: Gerçeklerle hareket edip doğrularla düşünmek zorunludur

Gerçeklerle hareket edip doğrularla düşünmek zorunludur

Son gelişmeleri izlerken, medyada etrafta konuşulma şekline bakarken, bana yeniden basit ama anlamlı bir konuyu ele almamı işaret etmeye başladı. Hele de son Türkiye gelişmeleri ve giderek politik ilhaklaşma noktasında olan Kuzey Kıbrıs’ta dahi düşünce şeklinin ne denli gerçeklerle kopuk ama algıların hâkim kılındığı tutsaklıkta olduğumuzu da ne yazık ki yeniden üretti.

Öncelikle hangi alanda olursa olsun, bilmeden konuşanları bir yana bırakırsak, bazı konumları yerine koymak gerekir. Öncelikle olay hakkında gerçekleri öngörerek yaklaşım getirmek önemlidir; hem konuyu anlama açısından önemlidir. Eğer gerçeklerle hareket edilirse, o zaman da gerçeklerin olduğu koşulları doğru incelemek gerekir; onların önemine dikkat edilmelidir. Gerçeklerle başlayınca da devamında bu durumu doğru düşünerek devamını getirmek şart. Gerçekleri bilip saptırma adına yalana başvurmamak önemlidir. O zaman, en azından olayın kendisini doğru kavrayıp yorumlamaya da kolayca geçersiniz. Ama sadece olayın ne olduğunu ve etkileriyle hangi şartların şekillendiğini öğrenirsiniz. Uymak veya şikâyetçiyseniz değiştirme gibi seçeneklerle artık karşı karşıya kalırsınız. Var olanın yanlış olduğunu biliyorsanız, yetmeme derecesine dek gelirsiniz. Değiştirmek için bilmek yeterli değildir. Sadece olayın başlangıç yaşamının nedenine yanıt veriyorsunuz. Değiştirmek için ise örgütlenmek önemlidir. Değiştirmek deyince de en basit kural, var olanın yetersizliği nedeniyle değiştirilmesidir. Değiştirmek ise resmen var olan ve özellikle olumsuz yapan düşünce ile kurumların yapısal değişime geçirilmesi demektir. O da resmen örgütlü güç olmayı dayatmaktadır.

Burada özellikle seçeneklerin daraltılıp sistem içi en iyi olma ilkesi kültürleşip mutlaklaştırılmakla, bir anlamda değişimin de önemini başta düşünce olarak etkisizleştiriyor. En iyisi, sistem içi en iyi olma yarışı başlatılır. Hem sistemin yetersizliği veya yanlışı diyeceksiniz, ama ondan sonra tutup eleştirdiğiniz sistemin işleyişine yarayan kural ile yasaları da savunarak başarma olanağından söz edeceksiniz… Tıkanma burada başlar. Hele de örgütsüzseniz resmen tutsaklaşırsınız. En basitiyle, yalan olduğunu bile bile, sınavdan yaşama, siz bu yalanı savunurcasına yapıp başarılı olma çabasına girersiniz. Aksi takdirde yeriniz alt eksende takılıp kalır.

Yukarıda özetlediklerimi herkes belirli oranda yaşar. Ama kültürleştirilen yaşam sonucu da hayatın değerleri olarak kabullenilir. Sorduğunuzda yanlış denilen en basit nice davranışı yaşamda aynen uygular. Bu, sistemleşen kültürleşme ile egemen kılınan siyasetin ta kendisidir.

Tabii başka bir açı daha var: girişte de belirttiğim gibi, siz gerçekleri bilmiyor, koşulların durumuyla davranmayıp doğruları düşünmediğiniz için zaten farkında resmen değilsiniz. Sadece cehalet esiri olarak duruş sergilersiniz. Önemli tehlike de şu: siz gerçekleri bilmiyorsunuz, kendinizce doğruları da düşündürme konumundasınız. İşte o zaman daha güç durumda kalırız. Bilmediğini dahi kabullenip öğrenme çabası olmayınca, ikna basit kuralı dahi işlemez. Bu olguyu burada bırakıp yine temel konumuza gelelim.

Siz gerçekleri biliyor, onları koşullarıyla da bütünleştiriyorsunuz. Ama örgütsüz olduğunuz için engelleme veya değiştirme hamleleri de yapamıyor haldesiniz. O zaman iş başka alana kayar. Bunu isterseniz son Türkiye gelişmeleriyle birlikte, daha kolay anlaşılma adına kısaca inceleyelim. Türkiye’de iki binlerden beri siyasal İslam deneyimi olduğu inkâr edilemez. Bunun da ilk çelişkili patlayan alanı, devlet içi mücadele ile her alana yansıdı. AKP bu stratejinin ürünü. Tek başına Türkiye değil, Amerikan genel stratejisinin Ortadoğu planının politikasıdır. Ek olarak da BOP eşbaşkanlığı da eklendi.

Bunlar gelişip durdu. Her kavşakta tepkiler oldu. Ama devamında en başta devlet içi denklem bozularak siyaset yoluna devam dedi. Başlangıçta elbet konuyu bilen kadar bilmeyen de vardı. Fakat giderek kazanan güçlenip etkin oldukça, kaybeden daha bir geriye düştü. Bazen korkarak, bazen farkına varamama sonucu olanlara karşı davranış seçildi. Burada yukarıdaki gerçeklerle bağlı bir örnek verelim:

Son yargı kararlarına kısaca değinelim. Aslında genel yazılı anayasa ile pratikte günümüze dek gelen yaşamda YSK, seçimlerin son karar yeridir. YSK açıkladıktan sonra karar kesinleşip kazanan-kaybeden ortaya çıkar. Başka itiraz alanı yoktur. Son döneme dek bu kural hep uygulandı. Yanlışlar olsa da sonuç kabullenildi. Hayat böylesi hukuksal davranışla geçti.

Ancak son uygulamada şu görüldü: yapılan CHP kurultayı, hem de öngörülen zamanda YSK tarafından kesin sonuç açıklanıp iş tamamlandı denildi. Ama olmadı. YSK’nın kurumsal gücü ortadayken, hukuki yeri malumken, birden bir asliye mahkemesi yargıcı bunu kabul etmeyip, tüm yazılı ve uygulanan hukuka ters biçimde, epey zaman sonra CHP’ye müdahalesini yaptı. Üstelik müdahale öncesi Kılıçdaroğlu da ölü, mezarından kalkarcasına şahlandı.

Bu olurken aslında biriken pratik deneyimler vardı. Anayasa Mahkemesi kararını dinlemeyen alt mahkeme örnekleri varken, AİHM kararlarının bağlayıcı durumunu öteleyen pratikler normal hâle geldi. Yine de artık hukuk falan geçerli olmayıp saray yetkisinin mutlaklaştığı ortadayken, düşüncesi net olmasına karşın, “temenni etmiyorum, sanmıyorum” beklentili refleksel duruşlar oldu. Oysa olacağının ilanı dahi yapılırken, nedense tahmin edilmeme tutumu söyleniyordu. Buradaki net uçurum şu: koşulların gerçeklerle bağdaştırılamaması ile yetersizliklerin belki umuduyla örtülmek istenmesidir. Hâlbuki zaten dava daha başlarken yasal değildi. Hele suçlu ilan edilenler daha yargıda olup yargı kararı yoktu. Yani suçlanıp karar verilenler, yargıda suçlu değildi henüz. Bir anlamda “sanki” kelimesine sığınıp olanları öteleyen, duygusal “belki” ile “olmaz” sığınağına geçildi. Tabii anormal koşullar ve gidişatın, rejimin daha da devlet düzeyinde yerleşirken muhalefeti de kontrol edip daha bir güçlenme politikası, belli ki tam anlaşılamadı.

Böylelikle sonuç gelince, öfke ile çaresizliklerin uçuştuğu alana sıçrandı. Laf elbet söylendi. Ama şu gerçek yine kendi kuralıyla işledi. Kabul etmesen de Kılıçdaroğlu başkan. Öyle bir başkan ki isterse parti meclisini dahi toplar yetkisi var. Yine karar tam okunmadığı için de kazananın yapabilecekleri tam yorumlanamadı. Tabii kazanan kesimin her an tüzük gücüyle de “ahlak” kelimesine sığınıp parti içi kimi çevreleri tasfiye etmesi de ayıklama adına normal hâle sokuldu.

Gerçek şu: işleyen mekanizmalarla, tüm yanlışlarla da örülen sonuçla, Kılıçdaroğlu koltuğa geldi. Şu anda parti lideridir. Kendince yasallığı da var. Nasıl ki yasalara rağmen, sırf birileri beğenip bir karar çıkartılan Gürsel Tekin hâlâ İstanbul örgüt başkanıysa, Kılıçdaroğlu da şu andaki işleyen sistem gerçeğiyle CHP başkanıdır. İlk saatlerin şaşkınlığı — “çünkü temenni edilmiyordu” — şimdi yavaş yavaş, adına ne derseniz deyin, yeni sıçranan dönemin kuralları işlemeye devam etmeye başladı.

Aynı durum Kuzey Kıbrıs’la da direkt alakalı. Hem de öyle bir yansıyış ki: Türkiye’de son dönem olanlar ortada, ekonomik krizler ayyuka çıkarken, buraya dolmuş hesaplı Ankara yolcularımız Türkiye’den Kıbrıs’a gaz borusundan söz etmeye başladılar. Tam bir gaz hikâyesi.

Ama başlangıç aynı: bizler de hâlâ gerçeklerin kendisini kabul etmiyoruz. Kendimize kabullendirilen kuralları konuşuyoruz. Sonuçta olanlar değil, önemli sıçramalarda önce şaşırma sonra kolayca uyum da bizde oldukça yaygındır. Hele Türkiye gerçeği ile salt övme dışında teslimiyet tutkusuyla davranıp gerçekleri yok saydıkça, doğru düşünmeye de gelemeyiz. CHP’nin başına gelenleri konuşamamanın da içindeki şeytanın hâlâ gizli kalma eğilimi olarak algılasak da yanlış değildir. O zaman da kimisi yola devam derken, ötekiler her kaza sonrası yeniden uyma çabasının ötesine geçemez.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO liderler zirvesi sonlanırken

Aylardır gündemde dolaşan, iki günlük toplantı yapılan otuz altıncı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Sonunda otuz altıncı NATO zirvesi Ankara'da başladı. Öyle başladı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Bazı cinayetler vardır ki önce susulur. Bilinenler ayıklanır. Sanki'leştirilir....

Özkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Günün kavuran sıcakları artık gecenin gelmesiyle, serin esintiyle rahat...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO liderler zirvesi sonlanırken

Aylardır gündemde dolaşan, iki günlük toplantı yapılan otuz altıncı...

Minas Stilianu yazdı: Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşundan 1974’e Kadar

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 yılında kurulması, Kıbrıs tarihinin en önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Canlı yayın