yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Özkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Bazen güncel haberle kalınınca, hem anlık yetinme hem de kolayca yetersizlikten kandırılma tehlikeleri her zaman vardır. Aynı şekilde, basit bir bilgiyle de konuyu biraz daha aşalım: hep yapılan seçimlerle eşittir demokrasi denilme algısı ezberletilip kutsallaştırıldı. Sanki seçimin olması eşittir demokrasi vardır havası da oluşturulur. Sandıkla birlikte demokrasi ve halkın iradesiyle de süsletilir. Oysa son dönemde önemli ders niteliğinde gelişmeler sık sık oldu. Doğal gösterilen durumlar, sanki gösterişle gerçeklerin gizlenmesi demek olmasına gelindi.

Örnek yine sandıktır. Seçimin nasıl yapıldığı, ülkedeki kuvvetler ayrımı gibi basit olgular dahi dikkate alınmaz. Fakat kaçınılmaz gerçek, seçimleri biraz deşenlerin sandığın sonucu eşittir demokratik olmadığını birçok ülkede doğrudan bulma şansına ulaştıkları gerçeğidir. Ülke gerçekleri değil de salt sandık demek ise kurulan uluslararası emperyalist sistemin önemli sömürgeci ağının ilişkilerinin devamını da kolaylaştırmaktadır. Öyle ki bırakın sandığa gitmeyi, seçim dahi yapılmayan monarşilerle müttefik olma durumları hep vardır. Hele de son dönemde gerek AB gerek Amerika demokratik gereksinim ilkesini hiç hatırlamama uykusuna geçtiler. Karşıt için kriter demokrasi değil, kendine kâr taşıyan ve planına uygun pazar olma koşulu temeldir. İnanmayan Ortadoğu’ya baksın. Hangi ülkede demokratik konum var?

Örnek seçtiğim ülke Etiyopya. Etiyopya’da geçen hafta seçimler yapıldı. Sonuçlar malum: iktidardaki hem de Nobel ödüllü Abiy Ahmed oldu. Ne kolay bir cümle, değil mi? Bakılırsa bu haberin önemi dahi olmayabilir. Üstelik kazanan, birkaç yıl önce Nobel Barış Ödülü verilen lider. BM de tasdik sundu.

Biraz deşince, başta üç yıl öncesine dek iç savaşın gerçekleştiği Tigray olmak üzere birkaç bölgede sandıklar kurulmadı. Neden iç savaş olma veya çatışma yaşanma gereksinimi? Oysa Etiyopya’nın en güçlü muhalif kesimi ve bir dönem ülkeyi yöneten Tigray Halk Kurtuluş Cephesi hem yasaklı hem de yöresinde seçim sandığı kurulmadı. Ama: Etiyopya’da seçimler yapıldı. Önemli bir farkla da barış ödüllü başbakanın partisi seçimi kazandı. Şu barış ödülü çok tatlı değil mi: Abiy Ahmed bunu ülkesindeki özellikle Tigray halkını etkisiz hale getirerek “barışı sağlaması” gerekçesiyle aldı. Böyle bir acayiplik var.

Etiyopya bölgenin en güçlü devletlerinden biri ve nüfusu bakımından Afrika’nın en kalabalık ülkelerinden biridir. Afrika’nın doğusunda etkin olmak isteyen herkes Etiyopya’yı mutlaka dikkate almalıdır. Yakın tarihte Etiyopya, zengin ve çelişkili bir tarih yaşadı. Monarşiden tutun Sovyet kapitalist olmayan yol tezlerine dek denendi. Darbeler oldu; darbe tam da Sovyetler’in dağılması sonrasında gerçekleşti. Ülke hep iç ve dış savaşlarla çalkalandı. Fakat uygulanan ekonomi politikaları dünyaya mal olan örnekler de getirdi. Birkaç defa Etiyopya, açlıkla imdat çağrılarına muhatap oldu. Böylesi karışık bir ülke. Üstelik iç ve dış mücadelelerle doğu Afrika’daki genel emperyalist rekabet mücadeleleri sonucu ülke içten kaynayıp Eritre gibi toprağını da kaybetti.

Etiyopya lideri ödülü aldı almasına, ama içte ve dışta savaş biçimine de dönüşen çatışmalar ve gerilimler yaşamaya devam ediyor. Bazen salt ikili, bazen de Doğu Afrika boynuzu çapında ittifak kayganlıkları da var. Hatta bizi de çok ilgilendiren bir model dahi var. Somali’den ayrılan Somaliland pek tanınmaz. Fakat bölge ülkesi Etiyopya, sırf deniz limanına ulaşmak adına anlaşma yapar. Somaliland’ı tanır. Liman da ona açılır. Böylelikle denize ulaşır. Somali ve Eritre hemen ittifaka geçer. Aynı konum Sudan’a da uzanır. Tabii Somaliland’a ulaşılınca bu defa bölgeyi tanıyan BAE ile de ortaklaşılır. Sudan’daki savaşta BAE ile birlikte özel kuvvetleri destekler. Sudan ordusunu insansız hava araçlarıyla vururlar.

Biliyorum, karışık gelecek. Ama zaten Doğu Afrika’ya dalınınca hep çelişkiler ve zamana göre kayganlık kaçınılmazdır. Etiyopya, bölge gücü olarak kendini hissettirme peşinde. Tabii bir de Nil Nehri hikâyesi var. Tam da adını duyunca şaşırmayacağınız gerçek aklınıza gelecektir: İngiltere’nin sömürge bölgesiydi. Nil Nehri salt Etiyopya değil Sudan ve Mısır’dan da geçer. İngilizler öyle bir kural koydu ki Etiyopya’da doğan Nil’in önemli kolunu Nil Nehri olarak kaydetmeyerek adeta sorunu ateşleyip bıraktı. Bu durum Etiyopya için bambaşka bir davranış da getirdi. Dışta bırakılan Nil Nehri kolunun üzerine önemli bir su barajı kuruyor; belki de kurdu. Hem kuraklığı önleme hem de tarımı canlandırma amacı vardı. Hatta darbeci generaller bunu sosyalizmin başarısı diye sundular. Bu durum başta Mısır’la sorunlar getirdi. Bölgesel bir ikilem oluştu.

Şimdi, bu ülkede seçim olur. Pek dokunan yok. Aslında Doğu Afrika’da herkesin işi var. Türkiye dahi Somali’de. Üstelik Etiyopya-Somali ilişkilerinin soğumaması için çaba gösterildi. Ama Etiyopya bölgenin en kalabalık ülkesi; üstelik denize ulaşıp kolaylık arıyor. Hepsi bir ateş yumağına döndü.

Yetmişlerde Etiyopya çok tartışıldı. Bir yanda değiştirilen nüfus alanlarıyla, Eritre hareketiyle ve açlığıyla gündemde hep oldu. Soğuk Savaş sonrası birçok bölge gibi orası da unutuldu. Unutturuldu da gerilimler hızla sürüyor. Üstelik Çin’in de bölgeye gelmesiyle ABD-Çin çelişkileri üsler kurularak devam ediyor. Tipik bir Afrika seçimiyle Etiyopya durumu birden nelere kapıyı aralamış dedirtmektedir. Son cümle: ülkemizde de Etiyopya’dan gelenler olduğunu bir yerinize koyun. Bir gün karşılaşma şansınız vardır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Eyalet seçiminde faşist parti oy patlaması yaptı

Son günlerde iyice merak edilen, bazı çevrelerde endişeyle yaklaşılan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Girne'de batan gemi sonrası oluşan ortam hâlâ azalarak olsa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden Altı Yedi Eylül üzerine

Yıllık klasikleşen bir tekrar makalesi gibidir Altı Yedi Eylül...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyaslama yörüngesinde Yunanistan ve Sırbistan

Genellikle birçok konuda iki karşıt tutum doğal hale sokuldu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nepal gerçeği, buraya kadar nasıl geldi?

Son günlerde bir memleket adı arada bir duyulmaktadır. Başka...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
947AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Eyalet seçiminde faşist parti oy patlaması yaptı

Son günlerde iyice merak edilen, bazı çevrelerde endişeyle yaklaşılan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Girne'de batan gemi sonrası oluşan ortam hâlâ azalarak olsa...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: MİT ve Türg Dış Politikası

Milli İstikbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2020...

Costas Lapavitsas yazdı: ABD emperyalizmi yeniden yükselişte

Monthly Review dergisinden kısaltılarak çevrilmiştir Dünyanın derin bir jeopolitik çalkantı...

John Bellamy Foster yazdı: Kapitalizmin küresel yapısal krizi

Monthly Review dergisinden kısaltılarak çevrilmiştir "Gelecek yüzyıllar adına konuşmak bize...

Prabhat Patnaik yazdı: Can çekişen bir kapitalizm

Kapitalizmin can çekişen bir sistem olduğunu gösteren çürüme ve...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Bizi yok yazın!

İnsan hakları konusunda Almanya’daki en güçlü kuruluşlardan biri olan...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ‘Amerikan özgürlüğü’ dedikleri

Geçtiğimiz hafta ABD İran’da yine sivilleri bombalarken Beyaz Saray’ın...

Canlı yayın