yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Emperyalizmin pençesindeki Lübnan

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalizmin pençesindeki Lübnan

Herhalde size en azından Ortadoğu için sorulsa “BM kararları nerede” sorusuna kolay kolay yanıt veremezsiniz. Örneğin Filistin’de devlet kurmayla ilgili birçok karar var; fakat gelinen aşamada Filistinlilerin elinde vatan denilecek toprak dahi kalmamak üzere. Benzer birçok karara imza atılmış. Hatta Kıbrıs’la ilgili kararlar da mevcut. Şimdi aynı senaryo Lübnan için geçerli hâldedir. Hiç uzağa gitmeyelim: en son doğrudan sistemin etkisiyle ateşkes kararı alınır. Fakat gelin görün ki ne ateşkes uygulanıyor ne de Lübnan’ın toprak bütünlüğü korunuyor. Hatta saldırgan yeni topraklar elde etmeye, yıkımlı imha bombardımanları yapmaya devam etmektedir. Bir Haziran Çocuk Günü’nde dahi İsrail’in Lübnan’da yıkılan evlerin altında öldürdüğü çocuklara ilişkin haberler geliyor. Ama başta Amerikan teşvikiyle Lübnan konuşuluyor, ateşkes anlaşmaları yapılıyor. Daha gülüncü, saldırgan değil saldırıya uğrayanın silahsızlandırılıp dağıtılması talep edilmektedir. Benzerini kısa süre önce Gazze topraklarında da yaşadık. İsrail soykırım yaparken, işgalleriyle Filistinlileri oradan oraya sürerken, anlaşma şartlarının önemlisinde Hizbullah’ın silahsızlandırılması talebi yer alıyordu.

Sonuçta Gazze soykırımı gerçekleşti, ülke altüst oldu. Hesapta ateşkes ilan edildi. Trump kontrolünde yeni bir Gazze emlak pazarı oluşturma koalisyonu dahi kuruldu. Fakat ateşkes Gazze’de geçerli değil. Eğer kazara Hamas bir İsrailli’yi vursa, başta Amerika ayağa kalkıp İsrail de katledercesine katliam yapacaktı. Fakat İsrail hâlâ yarı kalmış binaları bombalıyor, Filistinlileri vurmaya devam ediyor. Kimse ateşkesin bozulduğunu söylemiyor. Hatta Trump’ın Gazze pazarlaması için kurduğu ülkeler koalisyonu dahi. Ama durmadan birileri Filistin haklarından söz etmektedir.

Şimdi aynı hikâye Lübnan için yazılıyor. Lübnan’da senelerdir işgalci İsrail dilediği anda ülkeye giriyordu. Lübnan, kurulma biçimiyle güçlü bir orduya sahip değildi. Bundandır ki Hizbullah, sürekli işgal ve saldırıların tepkisi olarak doğdu. Öyle de doğdu ki İsrail’in son girişimini de engelledi. Bu yüzden İsrail hep fırsat kolayıp hem Lübnan’dan toprak alma hem de Hizbullah’ı yok etme siyasetini uyguladı. Hatta dünya ticaret anlaşmalarına ters işbirliği de yapıldı; buna da Uluslararası Ticaret Örgütü’nden ses gelmedi.

Dahası, 2006 işgalini Hizbullah engellerken BM kararında İsrail işgali değil Hizbullah’ın direnişi cezalandırıldı. Öyle ki buna yardımcı olacak şekilde BM güçleri de gönderildi. Türkiye’nin de bu yapıda olduğunu söylesem sürpriz olur mu?

Şimdi yine İsrail Lübnan içlerine doğru ilerliyor. Kentlere füze yağdırıp adeta yıkımlar yaratıyor. Lübnan hükümeti çaresiz, uluslararası güçler de fazla ses vermiyor. İsrail’in kınanması dahi talep edilmiyor. Böyle bir doğu komşu hikâyesi tarihe yazdırılıyor. Unutmayalım: Kıbrıs ve Lübnan, farklı amaçlarla bölgenin öteki ülkelerine göre yapılandırıldı. İşgale ve dış müdahaleye doğrudan açık kurallar dahi konuldu. Ayrımlar üzerinden etnik ve dinî koşullar hep kullanıldı. Fakat Lübnan’ın bizden farkı şu: tüm işgal girişimlerine, dış müdahalelere, iç kanayan savaşlara, uzun vadeli hükümet oluşamamasına rağmen hâlâ dağıtılamadı. Tüm olumsuzluklara karşın ortak hükümet sürüyor. Ama zayıflıkların sonucu olarak öne militan güçler çıkıyor. Bir dönem buna göçmen Filistinliler de katılıyordu.

Şimdi Lübnan yine saldırı altında. İsrail kendi koyduğu çizgileri dahi geçiyor. Beyrut her an havadan vurulacak hedef hâlindedir. Kadın çocuk ayrımı falan yok. Hem toprak isteniyor hem de Hizbullah’ı yok etme hırsı var. Bir anlamda dilediğini yapacak bir alanı Büyük İsrail projesine katma hedefi söz konusudur.

Dünya susyor. Haber niteliği dahi pek yok. Yüzlerce kişinin öldürülmesinin rakamsal ifadesi dahi kalmadı. Ama faşist Netanyahu’nun hedefleri sanki normal bir çağrıymış gibi medyalara yansıyor. Lübnan yerle bir ediliyor. Şaşkınlık büyük. Kimisi Hizbullah karşıtı olduğu için suçu bu örgüte atmaya çalışıyor. İsrail de bunlardan işbirliği oluşturarak içte bir dost aramaktadır. Hâlâ doğrudan yapamadı. Tüm yıkım sürerken ısrarla batılı koro Hizbullah’ın dağıtılmasını, silahlarını teslim etmesini isterken, önemli Lübnanlılar, tüm saldırılara rağmen eğer Hizbullah giderse İsrail’e direnecek kesimin de kalmayacağı savunusundadır. Bir karmaşa gidiyor.

Dünya İran’a karşı politik arenada diplomasi-savaş ikileminde dansederken Lübnan’ı pek konuşan yok. Hele Batı Şeria artık faşizmin pençesine bırakıldı. Durmadan Lübnan bombalanıyor. Sınırlar konulup ulaşılınca “ilerisi” deniliyor. Katliamların haber niteliği kalmadı. Hizbullah ise direniyor. Tüm kapsamlı saldırılara rağmen, önemli komuta kademesini kaybetmesine karşın, hâlâ İsrail’e en çok karşı koyan örgüttür. İran, oluşan zeminde en azından Lübnan’da ateşkes sağlanmasını istedi. Trump olmaz dedi. Fakat kendi inisiyatifini kullandı; kullandı da kendisinin de imzası olan ateşkeslere bizzat müttefiki ve beslediği devlet İsrail uymadı. Defalarca Hizbullah bu ateşkes oyununda bedel ödedi. İsrail’in yoğun saldırıları sonrasında yanıt vermemesi ve ateşkes olasılığıyla durduruldu; ardından yeni İsrail katliamlarıyla bedel ödedi. Böylesi bir iki yüzlülükle savaş sürüyor. Lübnan bir dönem finansman ve turizm merkezi olarak sistemce planlanırken şimdi adeta sistemin ihmal politikalarının en modern teknolojik silahlarla, faşist devletin devamı adına katliam diyarına döndü. Dünya ise sessiz. Nitekim Arap-Müslüman ülkelerinin önemli bir kısmı, Hizbullah için ayrı mezhep diyerek teslimiyetin küstahça siyasallaşmasının aktörleri olarak rollerini oynamaktadır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Bazen güncel haberle kalınınca, hem anlık yetinme hem de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Birkaç denemeli Kazakistan makalesi

Kazakistan'la ilgili birkaç defa yazı yazmaya çalıştım. Yazıyı gönderdim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sohbetlerle cumartesi gününde

Artık duymaktan kaçtığım, ama yeni gelip beni vuran bazı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kazakistan üzerine tartışmalar

Bizim memleketin kendine has kuralları vardır. Olanı değil işine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Takıntı haline getirirken

Acayip olup da normal halime gelen bir durumdayım. Yine...
4,501BeğenenlerBeğen
1,573TakipçilerTakip Et
3,954TakipçilerTakip Et
856AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Bazen güncel haberle kalınınca, hem anlık yetinme hem de...

Çağla Elektrikçi yazdı: Persepolis’i Bugün Okumak: Siyah-Beyaz Stil, Direniş ve Hafıza

Marjane Satrapi'nin Persepolis adlı eseri, çarpıcı siyah-beyaz görselliğiyle hemen...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türk Yerleşimci Kolonyalizmi Bağlamında AKP Temsilciliyi ve Selimiye Meydanı

Lefgoşa’da Selimiye Meydanı olarak bilinen Lefgoşa’nın eñ önemli meydanı,...

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır;...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) uzun süredir dikkat çektiği ‘Medeni Kanun’un...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...

Kavel Alpaslan yazdı: Maç sonu yeşeren dünya: İşçilerin Dünya Kupası

İtalya’nın başkenti Roma’daki Flaminio Stadyumunun yerinde bir zamanlar ‘Ulusal...

Canlı yayın