Her yıl eylül ayının yirmisinden sonra B.M. Konseyi toplanmaktadır. Genelde tüm ülkeler “tabii Amerika vize verirse” New York yolunu tutar. Konseyin yeni başlayan çalışma yılına katılırlar. Kürsüde konuşup, değişik temaslar yapılır. Herkes kendi sorununu oraya taşımaya çalışır. Bir anlamda dünyanın resmi B.M. yeni döneminde olanaklar ölçüsünde çekilir. Sonrası mı: kaldığı yerden devam.
Elbet iş B.M. olunca Kıbrıs’tan da liderler ve belirli kesimler de New York yoluna düşer. Genelde tahminler ise “acaba” ile başlar. İki lider genel sekreterle görüşecek mi beklentileri hep vurgulanır. Tabii ki kürsüde sadece Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı çıkıp konuşur. İsterseniz K. Kıbrıs gerçeği ile de efendisi Türkiye’nin buranın politik mesajlarını da gürleyerek çakar hâlde sunar. Ama K. Kıbrıs’tan da belirli yöneticiler gider. Bu yıl Tufan bu yola düşer. Sorular ise adeta harmoni potpori metodolojik süiti gibi çalınmak istenmektedir. Görüşme olup olmayacağı, üçlü mü yoksa tek tek, sürpriz olup beş artı bir mi de olanaklı sorularla adeta bilinen güncelin üstüne krema ve sos konularak imaj yaratılma uğraşı oldu.
Bizde New York’ta pek üst düzey görüşmeleri yapılamaz. Sadece B.M. Genel Sekreteri ile olanak üzerinden görüşme yapılma şansı var. Ama yine de epey beklenti ile gidilip, sonuçta “sıfır elde sıfırla” Lefkoşa’ya dönülür. Tabii bu yıl Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Guterres’in son görevli olarak katıldığı toplantı da olması, kimilerine “belki” rüzgâr bekleyişine yöneltti.
Bizden bir de başka makamcılar da gider. Ama son dönemde olduğu gibi makamcı liderle aynı uçakta gitmez. Hatta bu yıl olduğu gibi, saray temsilcisinden çok daha fazla gün de New York’ta kalır. Temas mı: pek duyulmaz. Ama yurtdışı harcırahı bolca işler. İç politikaya uygun küfür yağdırma ve yalan söylemek ise işin olmazsa olmazıdır. Tahsin Bey de New York’ta. Tufan’ın genel sekreterle görüşeceği, “acaba” beklentilerin olduğu belirtilirken, Tahsin yine kayıp. Arada duyulur gibi olduğu yer ise bir başka diplomatik skandal şeklindedir. Ama o da New York’ta. Öyle bir varoluş ki harcırahı işleyip, lüks otelde keyif üstüne keyif yapmaktadır. Unutmadık makama geliş şeklinin Antalya konferansında makamcı olarak çağrıldıktan sonra koltuğa oturduğunu…
Guterres’in son ünvanlı konuştuğu açılış oldu. Kıbrıs dışında ne dediği pek haber dahi yapılmadı. Zaten en net mesaj: kuruluş en zayıf, etkin olduğu dönemden geçmektedir. B.M. kurulduğu günden beri anlatacak yeni amaç hikâyesi olmadığı aşamaya ilk defa bu kadar gerçekle başlamaktadır. Artık kurumsal çöküş yanında, aldığı kararların dahi uygulanmadığının bağıra bağıra kürsüden de itiraflarla yapılmaktadır. Hiç uzağa gitmeyelim: Erdoğan kürsüde gürlerken, savunduğu Kıbrıs tezi ile alınan Güvenlik Konseyi kararları tam bir tezat. Tekrarlanan B.M. parametreleri ile Erdoğan’ın önerisi hiç birbirine uzaktan dahi ışık mesajı veremeyecek derecede uzak. Baştan beri olan kuşkular ise artık net. B.M. merkezi New York olurken, Amerika’da olma gerçeği, buna engellerin konulma tehlikeleri de hep seslendirildi. Bu yıl da öyle oldu. Hem de Amerika’nın kendi desteklediği, kuklası hâline getirdiği hesapta Mahmut Abbas’ı vize vermeyerek New York’a sokmadı. Filistin konusunun bol bol kürsüde konuşulmasına rağmen Mahmut Abbas online hitap etmek zorunda bırakıldı.
Tabii konu Filistin olup de konuşulanlar da bol olunca, gerçeklerle de ne denli kopulduğunun resmini yaptırıyordu. Örneğin, Filistin konusunu konuşan Erdoğan dahi aynı zamanda yerden yere vurduğu İsrail’e petrolün Türkiye üzerinden gitmesini engellemediği, aksine kâra dönüştürdüğü durum da devam ediyordu.
En ilginç nokta şu: New York’ta B.M. toplantısı yapılırken, Trump çıkıp kendini överek göklere çıkarırken, aynı şehirde Trump’ın haydutça kaçırdığı Venezuela başkanı Maduro da hapisteydi. Dahası, kendi liderlerini kaçıran Trump’ı Maduro’nun yardımcısı güler yüzle konuşup övgüler yağdırmaktaydı.
Bir anlamda: onca gündemleşme olurken, gerçekte B.M. artık kurumsal rolünden dahi kısır kalma gerçeği yaşanıyordu. Amerikan başkanı çıkıp dilediğine tehdit, dilediğine küfrederek konuşma kolaylığı vardı. En basit kural olup anlaşılan vize vermeleri dahi dilediğine vermeyerek tersten davrandı. Belki de sistemi biraz rahatlatan bilgi “tabii uygulanırsa” Çin-Amerika arasında ateşkesin devam etmesi idi. Böylelikle hesapta Amerika gümrükleri yükseltmeyerek, engel koymayarak Çin’le on Ocağa dek aynı konuma devam denilmesi idi.
Kıbrıs mı: adet yerini bulsunla Guterres liderlerle tek tek görüşecek. Tabii son anda bir şey olmazsa. Bir de Erdoğan çevresi Trump’la görüşme umudundaydılar. Şimdilik bunun olmayacağı yönünde ağırlık var. Erdoğan Trump’la Ortadoğu kendi eksenli devletlerle yapılan toplantıda karşılaştılar. Trump Erdoğan’a övgü çaktırmayı ihmal etmedi. Ama görüşmedi. Çünkü görüşülse, şu uçaklar veya başka alınacak araçlar da gündeme gelecekti. Savaş son model uçaklar gündemleşmedi de yolculuk uçakları alımı imzalandı. Bu da paradoksal hamle olarak tersten yaşandı.
Kısaca, katılım çok. Temas bol. Kürsüden atışlar serbest. Ama bol bol paradoksal gerçekler de mevcut. Yine de çöken, en etkisiz günlerden geçilse de B.M. toplantısı liderlerin söylemleriyle açıldı. Ama kararları dahi uygulamayan bir dünya örgütünden söz etmekteyiz. Barış gücünden parametrelere dek Kıbrıs’la ilgili gerçekleri olmasına karşın, bu defa şimdilik şişirecek fazla olgu yok. Şişirildikçe ise balon olup patlayacak. En iyisi mi: Tahsin. Görevi yok ama harcırahı ile bir New York tatili yapıyor. Onca mali sıkıntı içinde.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




