Bizde hariç, epey dünya kesiminin konuştuğu Almanya eyalet seçimleri yapıldı. Gerçi ekranlar Berlin’le yetinse de ikinci bir eyalette daha seçimler gerçekleştirildi. Beklenen Berlin yerel seçimleri de yine tahminin gerçekleşmesi ile Sol Parti kazandı. Kazanan adayın seksen darbesiyle Türkiye’den kaçan siyasal kişinin evladı olması ise olayı daha bir düşündürücü hâle taşıyor. Elif Eralp hem göçmen hem de kadın olması, ekranda daha bir görünür kıldı. Tabii hemen önemli bir kesim Türk kelimesine sarıldı. Fakat unutturulmak istenen: ilgili ailenin, Türkiye’deki baskılardan dolayı Almanya’ya gitmesi idi.
Öteki eyaletin seçimi daha bir acayip gelecek gibiydi. Faşist parti birinci geldi. Hem de oy artırarak. Eyaletin başbakanını temsil eden Hristiyan Birlik Partisi ise barajı geçemedi. Bir anlamda yerel seçimler Almanya açmazlığı çizen ve yaşanan gelişmelerin toplumsal karşılıklarını topluyordu.
Son Almanya seçimleri ağırlıklı olarak hep şu soruda merakla bekleniyordu: yükselen faşist parti ne yapacak? Gerçekten Almanya’da göstere göstere yükselen Alternatif faşist parti vardı. Şimdilik tüm partiler faşist partiyle hükümet kurmayacağını açıklasa da son İsveç gibi örneklerde, koalisyona konmadan da dıştan destek sonucu yaşandı. Öyle ki artık “olmaz” denilen durumlar şimdi dıştan veya kabullenme ile sağ cephe desteklenme çizgisine gelindi.
Şimdilik Almanya’da Alternatif partiyle ilişki kurmayacaklarını belirtiyorlar. Ama yapılan son üç eyalet seçimlerinden ikisinde bu parti hem de epey oy artırarak birinci geldi. Berlin ise bir başka hikâye yazacağına benziyor. Sol Parti birinci oldu. Hem de göçmen olan kadın bir adayla seçimi kazandı. Ancak bilinen başka gerçek de en başta Sosyal Demokrat Parti, Sol Parti’yle yan yana görülmekten hep kaçındığı da var.
Sonuçta Berlin seçimlerinde ezici oy artırarak Sol Parti kazandı. Hem de bir göçmen kadınla. Tabii Berlin’deki yükseliş öteki yerlerden haberlerle çakışmıyor. Berlin’de Sol Parti ile Alternatif Parti oylarını artırdı. Ama hükümet nasıl kurulur, seçenekler ve ret etmeler arasından biraz zorlanacak gibidir. Ama bu gidişatın da sinyalleri de alınıyor. Artık faşist parti seçenek hâlindedir. Merkez çöküyor. Sol Parti ise Berlin dışında başka yerlerde öyle oy falan artırmış değildir. Hatta kaybetti. Sonuçta genel seçimlerde Alternatif Parti yükseleceği beklentisi kuşkularla kabullenildi. Öteki durumlar ise biraz karışık. Hele Sosyal Demokratlar epey oy kaybediyor. Almanya hem de AB lideri olmasına da bağlı olarak siyasal tünelde yol arama aşamasına doğru kayıyor.
Bir ufak gözlemi de belirteceğim. Daha önce de Avusturya’da yerel seçimlerde iki önemli yeri Komünist Parti aldı. Eğer yerel oylar genel oya yansısaydı Komünist Parti oylarını epey yükseltecekti. Fakat genel seçimlerde Komünist Parti’nin efsanesi dahi okunmadı.
Önemli gerçek şu: bazen yerel seçimlerde yerel konular da öne çıkar. Hatta genel sorunların yerel yansımasında yerellik öne çıkması da oluyor. Hem Avusturya’da hem de Almanya’da sol partiler kazanırken, öncelikle eyalet içi kira artışlarının yüksekliği ile toplu taşımacılığı gayet seçenekli işlediler. Bir anlamda olan soruna karşı tekil duyarlılıkla sol oy topladı. Aynı yöntemi Madano da New York’ta kullandı. Kiraları dondurma ve taşımacılıkta ucuz veya bedavaya yapma propagandasının karşılıkları da gerçekleşti.
Almanya Berlin eyaletindeki seçim sonuçlarında Sol Parti’nin kira ve toplu taşıma seçeneği kendine ekstradan oy getirdiğini düşünüyorum. Aslında savunulan neoliberal politika değil de sol seçenekler olmasıdır. Özellikle birebir etkilenen durumdaki propaganda bazen karşılık bulur. Berlin’deki kira konut fiyatlarının da etki yaptığı kesin.
Daha geneline gidecek olursak: seksen sonrası sol partiler gerilerken, hükümet olsa da pek başarılı gelemiyorlarsa da yerel yönetimlerde epey başarıları var. Gerek Avrupa gerek Latin Amerika’da birçok sosyalist lider yerel yönetim başarılarıyla kendilerini öne çıkardı. Hatta iktidara da taşıdı. Meksika’dan Peru’ya, Kolombiya’dan İspanya’ya örnekler doludur. Ama hükümet veya devlet başkanlığı neoliberal koşullarda sosyal politika deneyimleri başarılı olamadı.
Sonuçta, Almanya gerçekten bilinen merkezli neoliberal yapısı çatırdıyor. Buna militarileşme, hakları geri alma ve savaş destekli çıkışları sonucu resmi çizgiler dışındakiler de yer buldu. Göçmen sorunu da damıtılınca, bir kaoslu gelecek tahminler de başladı. Son eyalet seçimlerinde tartışılmaz şekliyle faşist parti artık ilk sıralarda hatta birinci olasılığı var. Berlin eyalet seçimi gibi seçimlerde ise yerel sorunlara dokunma kazandırma şansını da tetikledi. Alman solundaki hâlâ açmaz, savaşa karşı çıkmama, militarisliği destekleme çizgilerinde hâlâ olmalarıdır. Öyle ki Amerikanın bizzat bombaladığı Kuzey Hat borusunu dahi faturalamada Rusya’ya yapmaya girişti. İsrail konusunda hâlâ Filistin gerçeğinden çok uzaktadırlar. Bir gerileme gericilik girdabına doğru gidilmektedir.
Kısaca, iki eyalet seçimi gerçekleşti. Almanya yeni sorularla yola devam edecek. Sosyal Demokratlar ve Hristiyan Demokratlara çan sesleri de geliyor. Şimdilik istikrarlı yükselen faşist Alternatif Partisi’dir. Bakalım sorunlar ve çalkalanmalar yaklaşmakta olan genel seçimlerde bize nasıl bir Almanya geliştirecek?
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




