iktibasVolkan YaraşırMücadele ve direniş senkronları — Volkan Yaraşır

Mücadele ve direniş senkronları — Volkan Yaraşır

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Kapitalizmin yapısal krizine karşı sermayenin yeniden yapılanmasını ifade eden neoliberal politikalar, toplumsal muhalefeti tasfiye etmeyi, işçi sınıfının örgütlülüğünü dağıtmayı ve sermayenin tahakkümünü sürekli kılmayı amaçladı. Neoliberalizm sistematik ve sürekli karşı devrimci politikalardır. Yarım asıra yakın çok yönlü ve radikal bir şekilde hayata  geçirilen bu politikalarla asalak, çürüyen ve apolitik bir toplum yaratıldı. Doğanın ve emeğin olağanüstü sömürgeleştirilmesi gerçekleştirildi. Küresel finans kapitalin kar açlığı, yıkım, yağma ve talan üzerinden giderilmeye çalışıldı.

Bu sürecin bir başka yansıması sermayenin olağanüstü dolaşımı ve küreselleşmesiydi. Özellikle son 25 yıl içinde kompleks bir ağ şeklinde biçimlenen küresel meta-değer ve emek zincirinin oluşması, bir yandan dünyayı küresel fabrika haline getirirken ülkeleri bu fabrikanın atölyelerine dönüştürdü.  Aynı süreç bir modern çitleme şeklinde biçimlendi. Somut sonuçları tarihin en büyük proleterleşme dalgasının yaşanması oldu. Yoğun ve derin bir metalaşma süreciyle birlikte gelişen bu dönemde Küresel Güney proletaryanın ana odağına dönüşürken, metropoller Marx’ın ifadesiyle kolektif ve global işçi sınıfı merkezi haline geldi. Yine aynı süreç emeğin, kadının ve doğanın yıkıcı bir şekilde sömürgeleştirilmesi olarak gelişti.

Sınıfsal antogonizmanın şiddetlenmesi

Kapitalist entegrasyonun en üst düzeye yükseldiği, kapitalist ilişkilerin küresel boyutta mutlak etki kurduğu bu süreçte, sermayenin hareketlerinde ciddi genişlemenin yanında, ticaret ve tedarik zincirleri yaygınlaştı ve derinleşti. Neo liberalizmin olağanüstü yıkıcı politikaları emeğe, kadına, doğaya ve bir bütün olarak hayata karşı stratejik saldırıları içerdi ve sınıfsal ve toplumsal çelişkileri şiddetlendirdi.

Özellikle 2008’de kapitalizmin yapısal krizi yüksek bir konjonktür olarak biçimlendi. Çoklu ve girift krizler şeklinde gelişen genelleşmiş kriz yeni jenerasyon krizlerle (sağlık krizi ve ekolojik krizle) birleşti ve derinleşti.

İran Savaşı krizin yeni bir faza geçişini tetikledi. Uzun döneme yayılan neo liberal politikaların yıkıcı sonuçları, kapitalist krizin yarattığı etkilerle birleşmesi, küresel düzeyde ciddi gerilimlerin önünü açıyor. En başta sınıfsal çelişkilerin  şiddetlenmesi ve derinleşmesiyle birlikte, çelişkilerin paralel hale geldiği, iç içe geçtiği, aynılaştığı, derinleştiği ve düğümlendiği bir momentumun içine girdik.

Yani küresel düzeyde finans kapital hemen hemen her coğrafyada emeği despotik emek rejimleriyle kuşatıyor, emeği sömürgeleştiriyor ve maksimum artı değerin yaratılmasını  hedefliyor. Bunun yanı sıra doğayı metalaştırılarak, sömürgeleştiriyor ve değer transfer ediyor. Kadının ve hayatın sömürgeleştirilmesi bu sürecin devamı olarak biçimleniyor. Özellikle kapitalist tahakkümün inşası ve sürekliliği için kapitalizm ve patriyarka ilişkisi stratejik önem taşıyor. Yani patriyarkal olmayan bir kapitalizm var olamayacağı gibi kapitalist  yıkım ve sömürü, patriyarka ve kapitalizm ilişkisi üzerinden derinleştiriliyor.

Çelişkilerin sarmal etkisi ve düğümlenmesi

Bu çok yönlü sömürgeleştirme politikaları sonucu farklı dinamiklerle ortaya çıkmış çelişkilerin, paralel bir hal alması ve iç içe geçme durumu yaşanıyor. Aynı zamanda çelişkilerin birbirini tetiklemesinin önü açılıyor. Sistem içinde ilk bakışta birbirinden bağımsız gibi görünen çelişkiler, çelişkilerin sarmal etkisi sonucu, zincirleme reaksiyonlar yaratma olasılığını artırıyor. Başka bir ifadeyle varolan bir çelişkinin şiddetlenmesi, diğer çelişkilerin aynı derecede şiddetlenmesini beraberinde getiriyor. Bu çelişki sarmalı küresel düzeyde kriz ve patlamaların önünü açıyor. Son olarak Hindistan’da yaşanan tarihin en büyük grevi, Arjantin’de neo faşist ve anarko kapitalist yönetime karşı genel grev ve barikat savaşları, Bolivya’da COB işçi konfederasyonunun sokakları işgal etmesi somut örnekler olarak dikkat çekiyor.

Emek, doğa ve kadının sömürgeleştirilmesi çelişkilerin düğümlenmesinin önünü açıyor. Bir anlamda ekoloji, kadın ve emek eksenli mücadelenin iç içe geçmesi ve birbirine sirayet etme olasılığı artıyor. Sınıflar mücadelesinin yeni ritmi emek eksenli bir devrimci bileşkenin ihtiyacını yakıcılaştırıyor. Kapitalizmin bugün ulaştığı entegrasyon düzeyi, organik yapısı ve enterkonnekte özellikleri ve kapitalist sistemde tahakkümün dolayımlar üzerinden  biçimlenmesi yeni ve yıkıcı tektonik hareketlere zemin hazırlıyor.

Yukarıdaki vurgularımız aslında mikro ölçekte, dolaylı nedensellikler üzerinden ve yerel boyutta doğabilecek bir direniş ve eylemin, hızla zincirleme reaksiyonlar yaratacağı gibi, bu reaksiyonun küresel sonuçlar doğurabileceğine ilişkin alt çizmelerdir.  Benzer bir şekilde küresel bir deneyimin yerel düzeyde sarsıcı bir etki yaratması gibi… 2011 yılında seyyar satıcı M. Buazizi’nin kendisi yakma eyleminin Arap halkların ayaklanmasına yol açması anlattıklarımıza somut örnektir. Gezi Ayaklanması’nın çıkış saikleri ve yarattığı etki benzer içeriktedir. Çelişkilerin düğümlendiği ve içi içe geçtiği yüksek konjonktürde direniş ve mücadelenin dalgasal senkronların doğması olasılık dahilindedir.

Özellikle 2008 sonrası içine girilen olağanüstü momentum küresel düzeyde sınıfsal öfkeyi besliyor ve arayışları artırıyor. 1968’e benzer yeni bir özgürlük ve mana arayışının ortaya çıkabileceği bir konjonktürün içine giriyoruz. Hindistan, Arjantin ve Bolivya örnekleri isyanın ve sistem karşıtı hareketlerin mayalandığını gösteriyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...

Volkan Yaraşır yazdı: Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Kapitalizm sınıflı toplumların en yıkıcısı ve son derece yok...

Volkan Yaraşır yazdı: Hakikat arayışı ve John Berger

John Berger’le, 1985 yılında romanı “G.” romanını okuduğumda tanıştım....

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Liberal devlet teorisine göre faşizm, kötülüklerin simgesidir ve tarihi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın