yazılariktibasL. Doğan Tılıç yazdı: Devlet aklı mı halkın aklı mı?

L. Doğan Tılıç yazdı: Devlet aklı mı halkın aklı mı?

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Ne zaman akıl dışı, kural dışı, pek de meşru görülmeyen şeyler olsa veya olması zorlansa bir kavram boy gösteriyor: Devlet aklı!

Öyle bir akıl ki, kimsenin görmediklerini görüyor, duymadıklarını duyuyor, olacakları herkesten daha doğru öngörüyor. Bize, akla, ahlaka, hukuka, kurala ve mevcut kurumlara ters gelse de sorgulamadan kabul etmemiz isteniyor.

ize özgü de değil. İktidarların sıkıştığı ve sıkışmışlıklarını demokratik gelenek ve kurallar içinde aşamadıkları her yerde bu üst, çok üst, en üst akıl çağrılıyor!

ABD’de de var ama kendini şimdilerde tam böyle gösteremiyor çünkü Trump neredeyse tanrının temsilcisi ve kendi aklından üst bir aklın varlığına tahammülü yok. Aslında, Trump aklıyla “devlet aklı” eşitlendiğinde, o aklın nasıl bir şey olduğunu daha net görüyor, sefaletine tanıklık ediyoruz.
II. Dünya Savaşı sonrası, BM gibi kurumların da doğmasına paralel olarak yerleşen geleneksel demokrasi anlayışı seçimlerle somutlanan bir “halk aklı”nın “devlet aklı”na üstün olduğunu, yön vermesi gerektiğini kabul eder. Bugün olan ise tam tersi!

Aslında, “halk aklı”na karşı dayatılan bu “devlet aklı”na karşı dünya genelinde alttan alta bir tepki yükseliyor.

İran ve İsrail arasında yeniden uçuşmaya başlayan ve yeni coğrafyalara da yönelen füzelerle görüyoruz ki sürekli çatışmaları çağıran bir küresel “devlet aklı” var ve halkların sokaklarla anketlerde görülen karşı aklı henüz onu durduracak güce ulaşmadı.

Dünya genelinde yapılan bir dizi anket, “halkın aklı” diyebileceğimiz şeyin “devlet aklı” karşısındaki konumlanışını ortaya koyuyor. Halklar, çatışma peşindeki devletlere karşı uluslararası iş birliği, dayanışma ve barış istiyor.
2025 sonunda, 34 ülkede 36 bin 405 kişiyle yapılan bir araştırma dünya genelinde insanların yüzde 55’inin “ülkelerinin ulusal çıkarlarından ödün vermek anlamına gelse bile küresel zorluklarda iş birliği yapması gerektiğine inandığını” ortaya koydu. Uluslararası iş birliğinin küresel sorunları çözdüğü kanıtlanırsa, kamuoyu desteği yüzde 75’e yükseliyor. İktidarlar henüz umursamasa da “halkların aklı” savaş ve çatışmayı reddediyor.

Şubat ve Nisan 2026 arasında, 31 ülkedeki 22 binden fazla yetişkinle yapılan bir Ipsos anketi de, küresel dayanışma ve iş birliğine verilen desteğin bir önceki yıla göre önemli ölçüde arttığını ortaya koydu.

Trump’ta somutlanan ve çok az itiraz edebilenin olduğu bir “devlet aklı” BM’yi ve Dünya Sağlık Örgütü’nü yok sayarken küresel düzeyde halkların bu kurumlara desteği yüzde 60 civarında. Eylül 2025’te, 25 ülkede 31 bin 938 yetişkinin katıldığı bir Pew Araştırma Merkezi anketi, yetişkinlerin ortalama yüzde 61’inin bir dünya örgütüne olumlu baktığını ortaya koydu.
“Devlet aklı”nın yerleşik kurum ve kurallar aleyhine daha fazla dillendirilmesine paralel olarak küresel şiddet de yaygınlaşıyor. Bugün dünyada 130’dan fazla silahlı çatışma sürüyor ve bu 15 yıl öncesinin iki katından fazla. “Halkların aklı”nı bastıran “devlet aklı” İsrail’de, ABD’de, İran’da hükmederken insanlık ölüyor! Siyasi otoriteler çökerken, acizliklerini güç perdesiyle örtüyor ve farklı kılıklara bürünmüş şiddete alan açıyorlar. Dünyanın her yerinde siyasi aktörlerin ele geçirdiği din, ahlaki özünden arındırılarak şiddet katalizatörüne dönüştürülüyor (İsrail, ABD). Küresel hali bu olan “devlet aklı” bizde de gündemde. Onun karşısında sokakta uç veren “halk aklı” var. O akıl, gençlerinin ezici çoğunluğunun bırakıp gitmek istediği bir ülkede devlet falan da kalmayacağını hissediyor. O akıl, “küresel devlet aklı”nın bize dayattığı etnik ve dini temelde bölünmüş, monarşilerce yönetilen ülkelere dönüştürülme tehlikesini görüyor. O akıl, toplumu en geniş ekmek ve özgürlük cephesinde buluşmaya çağırıyor.

“Halkın aklı”na uymayan dünyanın hali ortada!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Canlı yayın