yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKrizin aynasından Kobani ve Kıbrıs – Özkan Yıkıcı

Krizin aynasından Kobani ve Kıbrıs – Özkan Yıkıcı

Haftalardır süren ve gidrek kent savaşına dönüşen Kobani direnişi; artık Ortadoğudan da çıkarak, Avrupada dahi tepkielrle duyarlılık yaratma sürecine girdi. Suriye aşmazı ile bölgede demokratik yapı karşıtı tutumlar; yaratılan IŞİD bibi bölgesel karşılığı olan oyuncularla; Rojova kantonal deneğimini boğma hamleleri ile çığlıkların yükseldiği yeni bir tarihsel katliyam kuşkuları yükseliyor. Tanka tüfekle karşılık verilerek yapılmaya çalışılan Kobani direnişi; aslında başta Türkiye olmak üzre; bölgesel hesapların veya olayların yaratığı sosyolojik gerçekler; artık imkaredilmez noktaya geldi. Mezhepcilik ile etnik ırkçlık bileşkeli yeni faşist mezhepci yaratılışı ile Ortadoğu yeni faşizmin, sömürgesel hegemonya araçları olarak kulanılıyor. Zaten Emperyalist Ortadoğu oynunda başoyuncuların brakın klasik burjuva demokrasisini; en basit insan değerinin dahi önemi olmayan “şehlerin, kraların, tiranlaşan liderlerin” katılımı ile dizayin yapılmak istenmektedir. Rojova ve olayların geçtiği Kobani kantonu bunun dışında bölgede yeşermeye çalışan bir deneğimdir. Bunlar aslında “neden Kobani katliyamına seyirci kalınıyor” sorusuna da yanıtın basit genel gerçeğidir.

Ortadoğu okuyuşunda mutlaka bölgesel ve hatta dar anlamda din ve etnik yapılanışın kültürsel yanıtıyla birlikte kavramak gerekir. KObani gibi bir katliyam süreci sıkıştırırken; bunu yapanın dün desteklenen IŞİD örgütü olurken; örnek: Türkiye  de dahi; resmen KObani yenilgisi ile sevinen birçok dini ve etnik kesim vardır. Sanki “Kobani yenilgisi ile Kürtlerin sorununun tükeneceği beklentisi vardır! Yaratılan Kürt karşıtı politika ve yerleşerek tabana yaydırılan dinsel muhavazakarlıklar, devletce gerektiğinde de “paramiliter” kulanımla piyasaya da sürülünce* bunlar karşılık bulup kitleseleşen tabansal unsurlar oluyor. “Yaşasın IŞİD* Yenilirlerse iyi olur” gibi yansıyan konumlar, sonuçta yaratılan ve karşılık bulan Ortadoğu mozağinde Türkiye gibi merkezi model ülkesinde oluyorsa; ozaman neden KObani sesizliği veya KObaniye karşı tepki duyan kesimleri, devlet baskısı ve yandaş örgütlerle boğmaya çalışılınıyor sorunun yanıtı kolay bulunur. Siyasal hegemonya ile faşizmin yaratığı idolojik kitleseleşmenin sonuçları ile karşıkarşıya kalıyoruz.

Elbet medya erformansyon yayını ile algılarla cihalete oynamaya devlet baskıalrı, sistemsel kural oyunu gibi etkenleri de gözden kaçırmamak gerekir.Rojovanın başta komşuları resmen rahatsız oldular. Araplar Kürt varlığı nedeni ile, Türkiye Kürt paranoyla tutumu sonucu ve ilgnçtir Kürt Barzani da kendi hegemonyasını kaybetmeme adına Rojovanın tavsiyesini veya “burunlarının sürülmesini” istimektedirler. Amerikan Emperyalist çevreler zaten kendi dışında bir demokratik yapıya zaten karşı! Bundandolayı KObaniye sesiz kalınma veya IŞİD desteği devam ediyor.

Bizi de ilgilendirdiği için; Türkiyenin stratejik hesabını iyi okumak şart! Zatten çıakrtılan tesgereden tutun, Suriye sürecindeki desteklenen kesimlerin kimliği; hepsi bize birçok soruya yanıt vermeye yeter ve artar. Yeter ki olanları sunulan probaganda algılarla değil; bizat yaşanılanlarla ve bilgilerin yakalanması ile gelişmeleri okuyalım!Tesgere ile hedefin yeniden aslında Esat olduğu; Rojova kantonlarının da olduğu yerde tanpon güvenlik bölgesinin oluşmasının dayatılması; gibi kavramlar gerektiği kadar açıktır. Üstelik Rojova kantonal liderlerinden Salim Müslümden benzer talepleri DAavutoğlunun istediği de artık imkar edilmeyecek bir gerçektir. Kantonların dağıtılması; Esata karşı OSO ile birlikte hareket etmeleri ve ayrıcalıklar talep etmemeleri sonucu Kobaniye yardım edecekelrini belirti! Yardım ise: Müslümün istediği bir koridor ile insani yardım ve paraları ile silah alma şansı! Oysa tartışmaların sürdüğü ortamda bazı kanalar “iMC TV gibi” nasıl IŞİD militanlarının sınırdan geçtiğinin resimlerini yayınlıyordu!

KObani savaşla kentsel konuma gelirken; elbet Türkiye de tepkiler olacaktı. Hele de çaresizce karşıda akrabalarının uğrayacağı katliyamı korkuyla gören halkın nasıl sesiz kalacağı da analşılmayacak durumdu! Oysa havuz ve ana medya sadece konuyu boşaltarak şideti kulanıp yine polisi askeri biryana itip* gösterileri küçültüp resmen içsel ayrımla yeni bir tehlikeli oyun oynanıyor. Klasik bildiklerimiz de ortaya çıktı: “Bayrak yakmalar, heykel kırmalar, bildik paramiliterlerin sopalarla polis desteğinde saldırılar”….. her zaman tanık olduğumuz provakasyon yemeği yeniden pişirildi! Böylelikle olay KObani duyarlılığından çıkarılıp, resmen kürt türk çelişkisine sokularak yedekteki paramiliterler de sokağa salındı! Tabi her zaman hazıroldaki “ülkücüler” de hemen kendielrini gösterdi!

Türkiye de olayalr ve yasaklarla probaganda formasyonlu yayınlar hızla sürerken; Yeniden canlanan Davutoğlunun Erdoğan öfkesi ile şaha kalkması; Erdoğanın Suriyelilerin kanpına gidip yine pişirmekte olduğu “ılımlı İslam mühalefet ordusunu” kuracağını haykırması da bize işlerin pekde iyiye gitmediğini de anlatı! Türkiye krizle ulaşılan Ortadoğu tıkacında yeniden kendi duvara vuran stratejiyi piyasaya sundu. Elbet şu nokta bize de ulaştı. Hani bazen olayları değil de ezberle “Ortadoğu rüzgearının Kıbrısa da geleceğini” söyleyenler; aslında dedikelri gibi değil ama; Türkiye koyduğu yeni stratejiyi yeniden tekrarlama hızında, Kıbrısı da yeni krizle hep dışta kalan “Sıfır sorununun sıfır sorunlara” ulaştırmada Kıbrısı da katdı! Garip gelecek ama gerçek olan şu adımla: Kıta sahanlığı veya deniz enerjili kararla Türkiye gemileri Larnaka Limasol açıklarına yolandı. Konu: araştırma yapılan gaz yatağı!Anastasiyadis sürpriz bekliyordu* ama sürpriz adım atma değil; kriz yaratma ile yanıtını buldu!Konu eyer gelişirse birkaç laf yazarım. Ancak şimdiden şunları anımsatalım:

Tıpkı zamanında Makariyosun sunduğu vergi değişim ve Anayasa ilkelerinin yanıtını Doktor küçük veya bizim makamlarımız değil; tam aksi Türkiye ratyodan ret yaptı. Şimdi de direk Türkiye genelkurmay başkanı açıklaması ile gemiler Kıbrısa yolandı. Olayı bilmeyen malum makamcılarımız ise; yine konuyu sadece Anastasiyadise sövmekle ve kendilerinin “haklı” olduğunu söylemekle hamesete geçtiler!

Birkez; hep kulanılan “uluslar arası hukuk” denilen kelimeleri yanlış kulanıyorlar: Nedenmi; Çünkü enbasiti ile Türkiye Uluslarası deniz hukuku belgesini imzalamadı. Nedenlerinden biri de adaların deniz haklarına karşı olduğu için! Yine çok çarpıcı bir eksiklik de vardır. Gerçi biz tanınmaz ve Türkiye evrensel deniz hukuku kuralarını kabul etmiyor ya: Yine de imzalanan ve meclisten geçirilen yasa ile bir harita okubnmadan Türkiyeye bizim deniz haklarımız teslim edildi. Alpay Durduranla da konuştuğumda haritayı kimse görmeden hakların teslim edildiğini oda söyledi! Bu hem krize bakışı hem de daha neleri farkında olmadan sırf yalaka adına imzalatıp teslim edildiğinin de sorgulanması gerekir!

Daha ekleyecek çok boyut var. Bakalım Uluslar arası çevreler nasıl tepki koyacak! Olayda bir de enerji tekelerin rekabetini hiç unutmayalım. Ama şahane “akademisyenlerimiz, politikacılarımız” bolca “Rumlar masadan kaçtı” ile hemen probagandaya başladılar. Kendilerinin dahi haberi olmadığı, teslim edip sorun yaratıkları yüzleşmesine girmeden yine ayni nakarat okundu. Hele bazı AKP hayranı ile ruma gönderme meraklıları artık gazla çözüm ile gazın belalısını hala anlayamadılar. Mahşetler ve nutuklar; gazın “barış” getireceğini vurgluyorlar. Oysa Ortadoğu denilen bölgenin en kanlı kirli gerçeğin altında hep enerji çıkıyor! Haydin olaylar geliştikce ve imkan buldukça yazmaya devam etme umudu ile yazımı bitiriyorum.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan’da tipik bir hareketin, sokak karşılığı

Hindistan, son dönemlerde iyice gündeme çekildi. Yoğun nüfusuyla kendine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tarihsel gelişmelere tanıklık ederken

Sabahleyin uyanırken dahi artık biriken gerçeklerle, biraz düşünürsek, tarihsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: 20 Temmuz benim için hatırlattıklarından seçkiler

Her 20 Temmuz sabahı uyandığımda, birçok günü bir anda...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist gerçeklikte İran’a karşı olan saldırılar

Kapitalist sistem neoliberal sürece geçerken, kendi resmi ideolojik bakışını...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,919TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Marios Epaminondas yazdı: Kıbrıs Sorununda Beklenmedik Bir Gelişme

Kıbrıs sorunuyla karşı karşıya gelen ilk Birleşmiş Milletler Genel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Ana Vračar yazdı: Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer’ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Keir Starmer, 20 Temmuz 2026’da Britanya Başbakanlığı görevinden istifa ederek yerini İşçi Partisi’nden...

Canlı yayın