Kıbrıs iktibasŞener ElcilKıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit egemen ortağıyız - Şener Elcil

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit egemen ortağıyız – Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili sürecin hareketlilik kazandığı bu günlerde, Türkiye Dışişleri’ne ait ayrılığı hedefleyen “statü talep eden” önerisinin, çözüm istediğini söyleyen çevrelerce bir ön talep olarak dile getirildiğini görmekteyiz.

Çözüm kelimesinin arkasına saklanılarak, statü adı altında sunulmaya çalışılan aslında ayrılığın ta kendisidir.

Çözüme karşı olan çevreler bunu “iki devletli çözüm” olarak açıkça ifade ederken, çözümü dillendirenlerin bu yola sapması Türkiye’nin siyasetinin güdümünde olduklarını göstermektedir.

Kıbrıs sorununu, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenip paylaşmak istememesi ve Kıbrıs Türk liderliğinin Türkiye ile birlikte ayrılıkçı bir siyaset izlemesi olarak tanımlarsak; çözümsüzlüğün temelinde Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmaları’nın uygulanmamasının yattığını görürüz.

Bugüne kadar devam eden görüşmelerde, 4 Mart 1964’te Türkiye’nin onay vermesi ile Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenmesine sebep olan 186 sayılı Birleşmiş Milletler kararı öncesine dönüş görüşülmüştür.

Kısacası, Kıbrıs Türk toplumunun eşit-egemen olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federal bir yapıda tekrardan işler hale gelmesi görüşülmektedir.

1968 yılından beri devam eden görüşme süreci bu temel anlayış üzerine iki bölgelilik gibi bir başka olguyu da katarak sürmektedir.

70’li yılların başında kantonal çözüm, 1977-1979 Doruk Antlaşmaları, De Quellar Belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Annan Planı ve en son Crans Montana’ya giden süreci doğurmuştur.

Bu süreçleri çoğu zaman Kıbrıs Rum liderliği sonuçsuz bırakmış ve Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tek başına yoluna devam etmiştir.

Burada en çok mağduriyet yaşayan, adanın kuzeyinde Türkiye’nin asimilasyon-entegrasyon politikaları ve ayrı devlet talebinin yarattığı dünyadan soyutlanma neticesinde her geçen gün yok oluşa sürüklenen Kıbrıs Türk toplumu olmuştur.

Bu gerçekler ortada dururken, çözüm istediğini söyleyenlerin, Türkiye’nin aşırı talepleri nedeni ile görüşme masasında, Rum liderliğinin olumsuz tavrını ileri sürerek, masaya oturmadan “Kıbrıs Türk halkının” statüsü için garanti istemesi haklı gibi görülse de aslında ayrılık talebinin şirin bir sunumu yapılmaktadır. Bu konuya bir bakalım;

1-Kıbrıs’ta uluslararası antlaşmalara göre, Kıbrıs Türk Toplumu vardır. Kıbrıs Türk halkı 1974 sonrasında adanın kuzeyinde değiştirilen nüfus yapısını gizlemek ve Lenin’in “Halkların Kendi Geleceğini Belirleme Hakkı Tezini” ileri sürerek ayrılığa çanak tutmak için kullanılmaktadır.

2-Masaya oturmadan, “Kıbrıs Türk halkının” statüsü için ön şart ileri sürmek Türkiye Dışişleri’nin tezini savunmaktır.

3-“Görüşme masası çökerse statümüz ne olacak?” söylemi görüşme masasında herhangi bir ilerleme kaydedilmemesi ve görüşmelerin çökmesi için yapılan bir provokasyondur.

4-Bu talep Kıbrıs Rum liderliğini masadan kaçırmak ve statükonun devamını istemektir.

5-Bu talebin cevabını bilmelerine rağmen bunu söylemeyen çözümcü çevreler, aslında bölünmüş statükonun kalıcı olmasını talep etmektedirler.

Görüşme masasının çökmesi ile gelinen statü 3 Mart 1964 statüsüdür ki; o da Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin siyasi eşit, egemen ortağı olmasıdır.

Görüşme masasının çökmesi halinde talep edilmesi gereken, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ortaklık haklarımızı kullanmak olmalıdır.

Toprak, nüfus, mülkiyet ve kullanım kaybı tazminatlarını Türkiye’yi yönetenler düşünsün.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Şener Elcil yazdı: Sıra Kıbrıs’ta

Kendi çıkarları için dünya siyasetini şekillendiren “küresel güçler” olarak...

Şener Elcil yazdı: Gerçek Güç

Filistin lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın yönetimde olduğu ve barış sürecinin devam ettiği...

Şener Elcil yazdı: Kökü Dışarda Siyasetin Siyasetçileri

Türkiye’de, mahkeme kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi kurultayının geçersiz sayılması sonrası...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,934TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

George Koumoullis yazdı: M. Drousiotis Kıbrıs tarihinin seyrini değiştirdi

"Çalma, yalan söyleme ve dolandırma. Neden mi? Çünkü hükümet...

Andrew Murray yazdı: Keir Starmer: Siyasi bir ölüm ilanı

Keir Starmer’ın İşçi Partisi liderliği dönemi, çarpıcı anlarla başladı ve sona erdi....

İbrahim Sirkeci yazdı: İki partili düzenin temsil krizi

Keir Starmer’ın istifası, Britanya siyasetinde artık kimseyi şaşırtmayan olaylar zincirinin son...

Arif Keskin yazdı: İran-ABD Müzakereleri: Bir nükleer pazarlığın ötesinde

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, düşmanca bir ilişkinin...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir savunma örgütü değildir

Kuruluşundan bugüne, her birimiyle ABD kontrolünde işleyen Kuzey Atlantik...

Gözde Bedeloğlu yazdı: İhtimalen suçlu, resmen hapiste

Ankara 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor....

Fehim Taştekin yazdı: NATO, ve dönüştürücü yakıt olarak Ukrayna

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’un vıcık vıcık fetih coşkusu...

Canlı yayın