iktibasFikret Başkaya‘İç cepheden’ sevgilerle… - Fikret Başkaya

‘İç cepheden’ sevgilerle… – Fikret Başkaya

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

‘İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar…’
John Emerich Dalberg-Acton

Aslında Acton, “güç arttıkça onu kullanan kişinin yozlaşma ihtimali de artar, sınırsız güç ise neredeyse ve kaçınılmaz biçimde yozlaşmaya yol açar” demek istiyordu.

İktidar bloku, “Cumhur İttifakı” da dedikleri AKP-MHP koalisyonu, otokrasiyi kalıcılaştırmak için son bir hamle yapıyor… “İç cepheyi güçlendirme” söylemiyle, anayasayı değiştirmek de dahil bir dizi düzenleme yapmak istiyorlar. Eğer başarabilirlerse, ilelebet iktidarda kalmayı umuyorlar… Bu amaçla da “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kuruldu. Açılım tamam da komisyon kapalı oturumlar yapıyor… Milletin vekillerinin milletten gizleyecekleri ne olabilir?.. Eğer tevatür edildiği gibi, vekiller gerçekten müvekkili (milleti) temsil ediyor olsalardı, bu ülke bugünkü sefil durumda olur muydu?

Bunun için de güya “iç düşman” saydıkları ve yüzyıldır zulmettikleri, katlettikleri, dillerini, kültürlerini, tarihlerini yasakladıkları Kürtlerle ‘barışmak istiyorlar’… Eğer amaç hasıl olursa, “iç cephe” güçlenmiş olacak. Oysa, boşuna “her söz her ağıza yakışmaz’ denmemiştir. Sözde süreç başlatıldığından beri yaklaşık bir buçuk yıl geride kaldı ve bu zaman zarfında tek bir yaprak kımıldamadı, tek adım atılmadı. Malûm, Türkiye’de “komisyona havale etmek” diye bir deyim var. Eğer herhangi bir sorun ‘komisyona havale edilmişse” artık o işten umudu keseceksin demektir. Eğer aksini bilen varsa söylesin.

Tabii bu başka adımlar atılmadı demek değil. Bu zaman zarfında seçilmiş onlarca belediye başkanı, yüzlerce belediye çalışanı hapse atıldı, yerlerine kayyım atandı… İtirafçılar, gizli tanıklar sahaya sürüldü. “Asıl işini yapan” gazeteciler gece yarıları apar-topar evlerinden alınıp tutuklandı ve tutuklanmaya devam ediliyor. Televizyon kapılarına kilit vuruldu. Artık gazetelerin, televizyonların, medya denilenin %95’i dinci-ırkçı iktidar koalisyonunun yalan-tahrifat, iftira aparatı haline geldi. Gazeteciden çok iktidarın muhbiri, yalan üreticisi ve iftiracısı oldular, varlık nedenlerine külliyen yabancılaştılar… Oysa, gazeteci namussuz olamaz, namussuzsa gazeteci değildir.

Sadede gelirsek, hiçbir yasaya, anayasaya, kurala, itibar etmeyen, etik ve ahlâkî değerlere külliyen yabancılaşmış, (etik, sınır demektir, potansiyel olarak yapılabilir olandan sakınmaktır…) halkın öteki büyük yarısını düşman sayan ve öyle muamele eden bu iktidarın yüzyıllık Kürt sorununu çözmek gibi halisane bir amacıöyle bir kaygısı olabilir mi? Bu olmayan duaya âmin demek değil midir? “Ne ile cebelleştiğini bilmek önemlidir” denmemiş midir?

Bidayetten itibaren bu rejim gerçek muhalifi düşman, farklı/aykırı düşüneni hain sayıyor ve öyle muamele ediyor. Çağdaşlık-modernlik-ilericilik söyleminin de bu dünyada reel bir karşılığı yok. En değerli düşünce ve bilim insanlarını, şairlerini, yazarlarını, sanatçılarını, ressamlarını, gazetecilerini katletmediği zaman hapislerde çürütmüş, aç-işsiz bırakmış, ilticaya zorlamıştır. Özgür düşüncenin iflah olmaz düşmanıdır. Bağnaz resmî tarih ve resmî ideoloji de gençlerin, insanların düşünme yeteneğini dumura uğratıyor.

Kürtlerin, Kürt muhalefetinin bu rejimin niteliğine dair yanılsamalardan kurtulmaları gerekiyor. Asıl niyet, asıl amaç, yapılmak istenen hususunda bir yanılsama olmamalıdır. Bir takım yasal düzenleme yapılsa bile, bu iktidarın yasa, kural diye bir şey tanımadığı koşullarda onlara uyulacağının bir garantisi var mı?

Esasen faşizmle müzakere değil, mücadele edilmesi gerekir. Kürt muhalefeti gücünü bu iktidardan ve tabii kapitalizmden kurtulmak için seferber etmelidir. Zira öyle güçlü bir potansiyeli var. Artık kapitalizm dahilinde bir gelecek olmadığının da bilinmesi gerekiyor. İnsanlığın ve uygarlığın kritik bir kavşağa dayandığı konusunda da bir kuşku olmamalıdır.

Artık verili paradigma dahilinde bir gelecek yok, zira kapitalizm sadece sosyal kötülükler (açlık, yoksulluk, sefalet, aşağılanma…) peydahlamıyor. Doğa tahribatını ve iklim krizini de tetikliyor. Yaşamın temelini aşındırıyor ve bu üçünün diyalektiği de bir sürdürülemezlik durumu veya aynı anlama gelmek üzere bir uygarlık krizi ortaya çıkarmış bulunuyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak.

Fakat, nüanse edilmesi gereken bir şey var: Bir uygarlığın, üretim tarzının veya sosyal formasyonun ölümü, tarih sahnesini terk etmesi, bir canlının ölümü gibi anlık bir şey değildir. Zamana yayılmış bir süreç olarak tezahür eder.

Eski kafanın, eski ezberlerin, eski yaklaşımların ve anlayışların bir işe yaramadığının artık bilinmesi gerekiyor. Velhasıl, daha geç olmadan ideolojik-entelektüel bir kopuşa ihtiyaç var.

Kapitalist dünya sisteminin içinde bulunduğu durum ‘bildik krizlerden’ biri daha değil. Eğer vakitlice bu tehlikeli tırmanış durdurulamazsa, insanlığın ve bir bütün olarak canlı yaşamın riske girmesi kaçınılmaz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Fikret Başkaya yazdı: Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…

“Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak,...

Fikret Başkaya yazdı: Politik İslamcı son hamle…

“Eğer görünüş özle çakışsaydı, bütün bilim gereksiz olurdu.” -...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’ Antonio Gramsci Yüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,925TakipçilerTakip Et
906AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kiriakos Cambazis yazdı: Kıbrıs sorununun bugünkü aşaması ve reddiyeci güçler

Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin'in öneriler...

Dionysis Dionysiou yazdı: Kıbrıs sorununda “Türk çözümü” ve kim destekliyor?

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda yeni bir girişimine dair tartışma,...

George Koumoullis yazdı: DİSY’nin darbe konusundaki “hermafrodit”* tutumu

* başlıktaki hermafrodit kelimesinin Türkçe tam karşılığı argo olarak...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Canlı yayın