Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekFortuna Her Zaman Erdoğan’dan Yana Değildir! - Niyazi Kızılyürek

Fortuna Her Zaman Erdoğan’dan Yana Değildir! – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

‘Fortuna’ Latincede talih, şans anlamına gelir. Kadim Yunan’da ise bu sözcüğün karşılığı ‘Tihe’dir. ‘Tihe’ şans tanrıçasıdır. Klasik Roma mitolojisinde de Fortuna talih tanrıçası sayılırdı ve iyi veya kötü talih anlamını taşırdı.

Makyavelli ünlü eseri Prens’i yazarken, Fortuna (Talih) sözcüğüne özel bir anlam atfetmişti. Prens’in başarılı veya başarısız olmasını belirleyenin büyük oranda Fortuna’nın, yani şansın olduğuna inanırdı.

Makyavelli bu sözcüğü, insanların kontrolünde olmayan dışsal koşullarla zamanın ruhu anlamında kullanırdı. Prens’in başarısında veya başarısızlığında koşullarla zamanın ruhunun önemli bir rol oynadığına inanırdı. Liderin başarılı olması için, şansının da yaver gitmesi gerektiğini söylerdi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kurulduğunda, Fortuna, Recep Tayyip Erdoğan’dan yanaydı.

Hem iç ve dış koşullar lehine işliyordu, hem de zamanın ruhu…

İçeride dağılan bir merkez sağ siyaset, başarısız bir hükümet ve müdahaleleriyle bıktıran bir ordu vardı. Dışarıda ise, biraz da 11 Eylül’ün yarattığı bir ortam sebebiyle, ‘Radikal İslam’a karşı ‘Ilımlı İslam’ geçer akçe sayılırdı. Böyle bir ortamda Türk-İslam- Sentezi baskın ideoloji oldu.

Bütün bunlar, AKP’nin iktidar yürüyüşünde başarılı olmasını kolaylaştırdı.

Makyavelli, Prens’in başarılarını sadece Fortuna’ya bağlamaz. Virtu, yani erdemin de önemli bir etken olduğunu söylerdi.

Makyavelli’de erdem sözcüğü iyilik ve erdemli davranıştan çok, bir insanın önüne koyduğu hedeflere ulaşma yeteneği anlamında kullanılır ve başarılı bir Prens’in veya liderin en önemli özelliklerinden sayılır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın bu anlamda başarılı olduğunu kimse inkâr edemez. Önüne koyduğu hedeflere ulaşmayı büyük bir ustalıkla başardı ve Kemalist düzeni yapı-bozumuna uğrattı.

Fakat Erdoğan, Makyavelli’nin Prens’in başarılı olmasında önemli saydığı bir noktayı gözden kaçırmışa benziyor: Değişen koşullara ve zamanın değişen ruhuna ayak uydurmak…

Bunu başaramayan liderler kaybetmeye mahkumdur…

Başka türlü söylersek, Fortuna, koşullara ayak uyduramayan liderin karşısına “kötü talih” olarak çıkar.

Erdoğan’ın da galiba en büyük sorunu budur…

Türkiye, AKP’nin ve AKP ile birlikte mağdur dindarların iktidara geldiği ilk günlerde değildir. Yirmi yılı aşkın bir süredir iktidarda bulunan AKP döneminde çok şey değişmiştir.

Şimdi önemli olan, oluşan yeni koşulların ve Türkiye açısından zamanın değişen ruhunun gereklerini yerine getirmek, ulaşılması mümkün hedeflere yönelmektir.

Yani, Virtu ile Fortuna arasında denge kurmaktır…

Bu iki kavramın yanına üçüncü bir kavram eklemeliyiz: Sofrosini

Türkçede buna, tam olarak aynı anlama gelmese de, Sağduyu diyebiliriz…

 Eski Yunan’da başarılı siyaset insanlarında aranan en önemli erdemlerin biridir Sofrosini. Gerçekleri görebilmek anlamında sağduyulu olmak ve kendini frenleyebilmek anlamında nefsini kontrol etmek için kullanılır.

Sofrosini sözcüğünden Ekso-frenos ve Şizo-frenos kelimeleri türetilmiştir.

Ekso-frenos, öfkeye kapılıp benliğini kontrol edemeyen kişiye denir. Kadim Yunan’da bu özellik bir siyasetçi için tam bir felaket anlamına gelir.

Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar, Fortuna ve Virtu arasında var olması gereken dengenin bozulduğunu, ayrıca, Sofrosi’nin ortadan kalktığını gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, değişen koşulları ve gerçekleri doğru değerlendirmediği gibi, öfkesini de kontrol edemiyor.

Hem Fortuna aleyhine dönüyor, hem de Virtu yeteneğini kaybetmişe benziyor…  

Umarım, duvara toslayana kadar dere tepe düz gitmez ve gerçeklik duygusunu yeniden kazanıp frene basar ve öfkesini dizginler.

Türkiye’nin hayrına olan budur…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Ayırımcılığa Son Vermek İyi Bir Güven Artırıcı Önlemdir!

Kıbrıs Rum makamları ve kurumları tarafından ayırımcılığa uğrayan Kıbrıslı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Canlı yayın