yazılariktibasEnver Şat yazdı: Elektrik piyasa malı değil, kamusal haktır

Enver Şat yazdı: Elektrik piyasa malı değil, kamusal haktır

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Elektrik yalnızca teknik bir konu değildir. Evde, işte, hastanede, tarlada, okulda; yaşamın her alanında elektriğe bağımlıyız. Elektrik kesildiğinde üretim, sağlık, güvenlik ve yaşam aksar. Elektrik büyük ölçüde üretildiği anda tüketilmek zorundadır; depolama da ciddi planlama ister. Bu nedenle enerji politikası mühendislik kadar ekonomi, kamu hizmeti ve adalet meselesidir.

Türkiye’de elektrik sistemi merkezi bir anlayışla kuruldu. Büyük santrallerde üret, yüksek gerilim hatlarıyla taşı, dağıtım şebekeleriyle tüketiciye ulaştır. Bu model sanayileşmenin ve kentleşmenin ihtiyacını uzun yıllar karşıladı. Güçlü bir ulusal şebeke olmadan kentleri, sanayi bölgelerini, hastaneleri ve kamu hizmetlerini beslemek mümkün değildir.

Ancak bu üretim ve dağıtım altyapısı yıllarca kamu eliyle kuruldu; ardından özelleştirmelerle özel sektöre devredildi. Bu, yalnızca işletme modeli değişikliği değil; servet transferiydi. Çünkü değerinin çok altında bir bedelle devredilmişlerdi.

Bugün dünya başka bir yöne gidiyor. İklim krizi, fosil yakıt bağımlılığı, fiyat dalgalanmaları, savaşlar, afetler ve şebeke kırılganlıkları eski sistemin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Yeni dönemde dağıtık enerji sistemleri, mikroşebekeler, enerji adaları, depolama ve yerel üretim öne çıkıyor.

Asıl soru şudur: Bu dönüşüm yalnızca teknolojik midir, yoksa toplumsal bir fırsat mıdır? Enerjiyi yalnızca “Kaç megavat kurduk” diye tartışırsak büyük resmi kaçırırız. Sorulması gereken şudur: Enerjinin sahibi kim olacak, faydası kime dönecek, yükü kimin sırtına binecek?

Bugünkü merkezi sistemde yurttaş çoğu zaman pasif tüketicidir. Faturayı öder, zamları kabullenir, kesinti olduğunda bekler. Üretim kararlarına ve fiyatlama mekanizmalarına katılamaz. Elektrik sistemi hayatını belirler ama yurttaş yönetiminde söz sahibi değildir.

Dağıtık enerji sistemleri doğru kurgulanırsa bu tabloyu değiştirebilir. Bir köy kooperatifinin güneş santrali kurması, bir belediyenin su pompalarını kendi üretimiyle çalıştırması, bir sulama birliğinin çiftçiye ucuz enerji sağlaması başlı başına toplumsal değerdir.

Bu sistemlerin en önemli avantajı dayanıklılıktır. Büyük bir santral ya da kritik bir iletim hattı devre dışı kaldığında merkezi sistem sorun yaşayabilir. Oysa mikroşebekeler ve enerji adaları gerektiğinde ana şebekeden ayrılıp kendi kendine çalışabilir. Hastaneler, su tesisleri, afet merkezleri ve haberleşme altyapısı için hayati önemdedir.

İkinci avantaj yerelliktir. Enerjiyi tüketildiği yere yakın üretmek kayıpları azaltır. Üçüncü avantaj yenilenebilir kaynakların yaygınlaşmasıdır. Güneş ve rüzgar yalnızca büyük şirketlerin yatırım alanı olmak zorunda değildir. Çatılar, kamu binaları, sanayi tesisleri ve kooperatif arazileri üretim alanına dönüşebilir.

Ancak dikkatli olmak gerekir. Dağıtık enerji kendiliğinden adil bir düzen yaratmaz. Bu alan yalnızca krediye erişebilenlerin ve sermaye gücü yüksek şirketlerin kullanımına bırakılırsa yeni bir eşitsizlik doğar. Çatısı olmayan kiracı, dar gelirli yurttaş ve küçük esnaf dönüşümün dışında kalır. Kazanç belli kesimlerde toplanırken, maliyetler topluma yüklenebilir.

Bu nedenle enerji dönüşümü piyasaya terk edilemeyecek kadar önemlidir. Kamu, belediyeler, kooperatifler ve yerel topluluklar sürece katılmalıdır. Enerji demokrasisi, yurttaşın yalnızca fatura ödeyen değil, üretime ve karara katılan özne haline gelmesiyle sağlanır.

Elbette dağıtık sistemlerin sorunları da vardır. Şebeke hazır değilse gerilim problemleri, ters güç akışı ve dengeleme güçlükleri yaşanabilir. Bakım, siber güvenlik ve teknik uzmanlık önemlidir. Mesele yalnızca panel kurmak değil, sistemi güvenli yönetebilmektir.

Türkiye açısından yol haritası açıktır. Merkezi şebekenin güvenliği korunmalı; ama belediyelerin, kooperatiflerin, sulama birliklerinin, kamu kampüslerinin, sanayi bölgelerinin ve afet kritik tesislerinin dağıtık enerjiyle güçlenmesinin önü açılmalıdır. Kamu binalarının çatıları boş kalmamalı, okullar ve hastaneler mikroşebeke mantığıyla düşünülmeli, dar gelirli haneler için sosyal enerji programları geliştirilmelidir.

Çünkü enerji bir lüks değil, temel bir haktır. Faturasını ödeyemeyen yurttaşın, sulama elektriğini karşılayamayan çiftçinin, elektriksiz kalan evlerin olduğu yerde bu hak gasbedilmiş demektir.

Çözüm, elektrik üretim ve dağıtım altyapısının kamu mülkiyeti ve kamu yararı temelinde yeniden ele alınmasıdır. Bu yapı; dağıtık enerji sistemleri, mikroşebekeler, kooperatifler ve belediyelerle birlikte kurgulanmalıdır. Enerji alanı kâr amaçlı değil, toplumsal fayda esasına göre yapılandırılmalıdır. Çünkü elektrik yalnızca piyasa malı değil, halkın yaşam hakkıyla bağlantılı kamusal hizmettir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,909TakipçilerTakip Et
920AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın