Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde ‘Dayanıklılık, İnovasyon, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik için İnşa’ temasıyla gerçekleştirildi. Hindistan’ın ev sahipliğindeki zirve, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesinin ardından iki hafta içinde ikinci kez bir araya getirdi. 2025 yılında Brezilya’da gerçekleşen bir önceki zirvenin aksine bu kez BRICS üyesi 10 ülke, ‘Dayanıklılık, İnovasyon, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik için İnşa’ başlıklı bildiriyi oybirliği ile yayınladı.
Üyeleri arasındaki önemli sorunlara ve farklılıklara rağmen İran savaşı, tek taraflı yaptırımlar ve tarifeler, Filistin meselesi ve çok taraflı dünya düzeni gibi başlıkları içeren metnin tüm taraflar tarafından kabul edilmesi, Hindistan’ın üye ülkelerle yürüttüğü diplomasinin başarısını gösteriyor. Henüz mayıs ayında gerçekleştirilen dışişleri bakanları toplantısında üye ülkelerin ortak bir metin üzerinde uzlaşamadığı düşünüldüğünde, liderler zirvesinde mutabakata ulaşılabilmesi daha da önem kazanıyor.
BRICS NEDİR?
2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC) tarafından üye ülkelerin ekonomik iş birliğini ve küresel nüfuzunu artırmak hedefiyle kurulan grup, 2009 yılında Rusya’nın Yekaterinburg şehrinde düzenlenen ilk liderler zirvesi ile resmiyet kazandı. Grup, bir yıl sonra Güney Afrika’nın katılımıyla birlikte BRICS adını aldı. 2024 yılından itibaren yeni üyelere kapılarını açan gruba o yıl Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2025 yılında ise Endonezya dâhil oldu. 2024 yılında gruba davet edilen Suudi Arabistan ise bu daveti henüz kabul etmeyerek grup dışında kalmayı tercih etti.
Dünya nüfusunun neredeyse yarısını ve satın alma gücü paritesine göre hesaplanan küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan BRICS ülkeleri, dünya ticaretinin de yaklaşık olarak yüzde 26’sını gerçekleştiriyor. Kısacası, BRICS, dünya ekonomi politiğinde önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte yine satın alma gücü paritesine göre dünyanın bir numaralı ekonomisi Çin’i dışarıda bıraktığımızda geri kalan BRICS ülkelerinin dünya ekonomisindeki ağırlıklarının yarı yarıya azaldığını da not etmek gerekir.
ORTAK BİLDİRİDE ORTADOĞU VURGUSU
140 maddeden oluşan ortak bildiriyi bir bütün olarak burada incelemek mümkün değilse de bildiride öne çıkan ‘dünya düzeninde çok taraflılığın güçlendirilmesi’, ‘İran savaşı’, ‘tek taraflı yaptırımlar ve tarifeler’ ve ‘Filistin meselesi’ başlıklarını kısaca ele almak iyi olacak.
Bildiride BRICS, “çok taraflılığı ve çok kutupluluğu güçlendirme konusundaki kararlılığını” yineledi ve çok kutuplu bir dünyanın, gelişmekte olan ülkelerin “yapıcı potansiyellerini geliştirmelerine ve herkes için faydalı, kapsayıcı, sürdürülebilir ve adil bir ekonomik küreselleşme ve iş birliğinden yararlanmalarına” yönelik fırsatları artırabileceğini vurguladı.
BRICS’in önde gelen üç ülkesinin devlet başkanları Xi, Putin ve Modi de bu yönde açıklamalar yaptı. Xi, BRICS ülkelerinin uluslararası düzenin daha adil ve eşit olması için katkı sunmaları gerektiğini belirtti ve jeopolitik düşmanlığa karşı koymak için blok içinde birlik ve işbirliği çağrısında bulundu.
Putin, Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde daha fazla temsil edilmesi gerektiğini söyledi ve kurulmakta olan yeni ‘çok kutuplu dünya düzeninde’ BRICS ülkelerinin birlikte çalışarak çok taraflılığı güçlendirmeleri gerektiğini ifade etti.
Modi ise Küresel Güney’in yalnızca Küresel Kuzey’in belirlediği kuralları takip etmek yerine artık kural koyucu olmasının zamanının geldiğini belirtse de BRICS’in Batı karşıtı bir oluşum olmadığının da altını çizme gereği hissetti ki bu ihtiyatlı tutum, Brezilya, BAE ve Güney Afrika gibi üyeler tarafından da paylaşılıyor.
BRICS, bildiride her ne kadar ABD, İsrail, İran ve Körfez ülkelerini açıkça işaret etmese de “Ortadoğu’daki gerginliğin giderek tırmanmasından duydukları endişeyi” dile getirdi ve durumun kötüleşmemesi için azami itidalin gösterilmesi çağrısında bulundu.
Rusya’nın kurucu üye olması dolayısıyla Ukrayna meselesi bildiride açıkça yer almasa da BRICS, uluslararası anlaşmazlıkların diyalog, istişare ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini belirtti.
Üye ülkelerin ortaklaştığı bir başka mesele tek taraflı yaptırımlar oldu. Uluslararası hukuka aykırı olan tek taraflı zorlayıcı önlemlerin dayatılmasının kınandığı bildiride bu tür yaptırımların uluslararası hukuku ve BM Sözleşmesini baltaladığı ifade edildi.
BRICS ülkelerinin altını çizdiği bir diğer nokta, ‘çok taraflı ticaret sistemini’ zedeleyen tek taraflı tarifelerin ve tarife dışı önlemlerin artışına yönelik duyulan kaygı oldu. Her ne kadar bildiri ABD başta olmak üzere herhangi bir ülkeyi doğrudan işaret etmemişse de Putin konuşmasında “sömürgeci kategorilerle düşünmeye alışkın” ülkeleri, yükselen rakiplerini dizginlemek için gümrük vergileri, yaptırımlar ve kaba kuvvet kullanmakla suçladı.
Bildiri, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a karşı savaşına da önemli bir yer ayırdı. İsrail’in Filistin’deki saldırılarını sonlandırmasını talep eden bildiri, iki ülke arasındaki meselenin ancak 1967 sınırlarına sahip bir Filistin Devlet’inin kurulmasıyla çözüme kavuşturulacağını ifade etti. Bildiride ayrıca Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı davada alınan geçici tedbirlere de destek açıklaması yapıldı.
BATI SİSTEMİNİN KRİZLERİ MASADA
BRICS üyeleri her ne kadar Küresel Güney’in gelişmekte olan ekonomileri olma ortak payesine sahip olsalar da hem siyasi sistemleri hem de Batı dünyası ile geliştirdikleri ilişkiler dolayısıyla birbirlerinden farklılaşıyor. Grupta bir yanda Rusya, İran ve Çin gibi Batı ülkeleriyle siyaseten daha mesafeli üyeler yer alırken, diğer yandan Hindistan, BAE ve Brezilya gibi Batı, özellikle de ABD ile nispeten yakın ilişkilere sahip üyeler bulunuyor. Dolayısıyla da farklı siyasi sistemlere ve farklı dış politika önceliklerine sahip ülkelerin bir arada bulunduğu bu tür bir yapının pek çok hassas meselede ortak bir tutum alabilmesi önemli.
Bununla birlikte yine bu farklılıklar nedeniyle mayıs ayındaki dışişleri bakanları zirvesinin gösterdiği üzere diğer bazı durumlarda ise BRICS üyeleri ortak noktada buluşamıyor. Bazı yazarlara göre, BRICS bu parçalı yapısı nedeniyle dünya siyasetinde ciddi bir ağırlığa sahip değil. Her ne kadar bu görüş kısmen doğru olsa da BRICS ile resmen ortaklık ilişkisine sahip ülkelere baktığımızda aralarında Vietnam ve Malezya gibi Küresel Güney’in önde gelen ülkelerinin olduğunu görüyoruz.
Ayrıca Türkiye’nin de en üst düzeyde BRICS üyeliği için niyet beyanında bulunduğunu düşündüğümüzde BRICS’in Küresel Güney’de ciddi bir karşılığının olduğunu söyleyebiliriz. Bunun önemli bir nedeni, BRICS toplantısına katılan ülkelerin Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin liderleriyle ortak bir masa etrafında toplanabilmeleri, Batı merkezli küresel sistemden kaynaklanan benzer sorunları gündeme getirmeleri ve Küresel Güney’in çıkarlarının BRICS tarafından savunulduğuna dair inançlarıdır.
*TED Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




