yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Özkan Yıkıcı yazdı: İki kavramdan sıyrılmak umuduyla

Lefkoşa’da dar eksenden sıyrılmak istedim. Her konudaki iki kuramın esiri olmama düşüncesindeydi. Özellikle yönetim veya daha basit durumlarda iki önemli kavram duyarız: “sorumluluk ve denetim”. Bunu en basitiyle son Girne-Taşucu gemi yolunda faciada gördük. Konuyla alakalı belirli sorumluluklar vardır. Elbet bu yapılacak en basit işlemlerin de sorumlu olan mevkiler söz konusu. Yani idare eden sorumluluğu. İkincisi de ilgili işlemlerin yapılıp yapılmadığını daha kesin olan yapılması gerektiği çizgisinde denetlemektir. Hangisinde eksiklik olursa, orada resmen suçlama gelir. Suçlamanın da her kesime göre ilk karşılığı var. Bürokrat görevden alınır. Siyasetçi dokunulmazlığı olsa da istifa eder.

İkincisi de aynen işler. Siz bir yerdeki denetimi yaparsanız. Tamam ise izin verilip verilmediği veya eksikliklerin olup olmadığını denetlersiniz. Kendinize göre de kuralları işletirsiniz. Her alanda bu basit yönetim ve işleyiş ilkeleri uygulanır. Olay sonrası da ilk sorular buradan başlar. İşler tamam mıydı: bunu denetleyip tespit edip uyarıldı mı… Her iki konuda da bolca basit bilgiler yayıldı. Zaten baştan şu gerçek işledi. Ama “cız” deyip onda da eksiklik bırakıldı. Olay Taşucu-Girne arasındadır. Gemi bu yolda idi. Girne ayağı epey konuşturuldu. Ama aynı denetimi yapması gereken, izin verip vermeme konumundaki Taşucu’na hiç dokunulmadı. Bırakın genel politikaya dek gitmeği, kendi alanında bile değerlendirme ortak olmadı.

Konuyu yine yazdım istemeden. Lefkoşa’dan sıkılmaya başladım. Hele de arada arızalarla gerçek yaşamın normalliğinden de çaresiz kalmamayı düşündüm. Yine su kesintisi oluyordu. Artık Lefkoşa dar alanımdan sıyrılıp hiç olmazsa Karpaz’a dek yolculuk yapmayı düşündüm. Arkadaşım Karpaz’a kısa tatile gidiyordu. Arabasında da yeri vardı. Artık sorumluluk ve denetleme ikileminden sıyrılıp bir deniz havası alma, kır kalan kokusundan nefeslenme amacıyla yeniden köylülerimin de yaşadığı Karpaz’a doğru yola çıktım.

Bir gün öncesi yağan yağmurun hâlâ izleri yaygındı. Klasik tatil yaptığım tesislere vardım. Artık anamın ölümünden sonra kalacak evim de yoktu. Tabii anam dahi derken yine sorumluluk ve denetim kelimeleri beynimde buruk acının düşünce kalıcılaşmasını da ne yazık yeniden hatırlattı.

Karşılaştığım ilk ironi gibi gelen sohbetti. Hoş geldinden hemen sonra Marsilyalı kelimesini duydum. Devamında tanıdık şu sözleri de sıraladı: “Bak seni gördüm. Sen olmasan ben Marsilyalı lakabını unutur haldeydim. Demek ki öyle bir etki bıraktın ki Marsilyalı ifadesini hemen seni görünce sohbetin ilk gerekli yerine veriştirdim” dedi… Tabii sayarken de ben kendi eski kullanım derebeylik kurumsal içeriği tekrardan canlandırdım. Halbuki amacım sorumluluk ve denetim ifadeli güncel siyasal sıkışmaktan kaçma idi.

Gerçekten, bazı konular kırsal alanda daha kolay konuşulur. Çünkü ilişkilerde güncel akışta gözlerinizin içine sokarlar. En basiti, istihdam. İşe alınırken sizi çevrenizden, komşu köyden olma gibi olgularla hemen bilinme gündemine takılır. Çünkü görür veya duyarsınız. Bir anlamda derebeyleşen belediye modernliğinin farkında olmasanız da kurumsallaşmasının içinde bulursunuz. İşe gitmeyip para alan veya su parası ödemeyenlerin açıkça oy vermeyiz tehditleri gayet normal seçim talebi olarak güç halindedir.

Seçim havası, bölgede olup bitenler ve kırsal havanın ciğerlerine çekme, hepsi bir anda uçuşuyordu. Bu arada pişkin makamcınız Nazım Bey de bölgeye geldiydi. Onun hakkında da insanların nasıl yaklaşıp “efendim” ile başlayan talepleri de sohbetin arasına sıkıştı. Değişmeyen gerçek, ben Lefkoşa Kermiya dar sosyal konutlarda değil açık havada Yeni Erenköy’de bulunuyorum.

İnsanların davranışları gayet normal akışta giderken, şöylesine daldıydım. Belki de taksiyle gelirken yolların sıçratmalarıyla midem de biraz bunalmıştı. Bunun da etkisi var gibiydi. İnsanların davranışları, gelişi güzel istihdamlar ile halatlar satış miktarları artık merak gerisine dek gelindiydi. Ama tuhaf bir yorgunluğum vardı. Geçirdiğim sağlık gerekçeleri de olabilirdi. Dalıp tekrar canlanıyordum. Ama beni gören bazı şahıslar bir anda samimi olma havasıyla da bölgede olan biteni sanki söyleme yarışındaydı.

Derken, aklım hayale doğru kaydı. Konuşmalar birbirini kovalarken, ben dalgınlaştım. Seksen başına seçim sonrasına doğru kayıyordum. Yine Yeni Erenköy içindeydim. Tesiste değil de spor kulübündeydim. Bazı arkadaşlarla seçim sonrası gelen baskıları konuşuyorduk. Şimdi o koşullar pek yok. Derincedeki olaylar, görevden atılan iki öğretmen konuları birbirini kovalıyordu.

Bir taksi durdu. İçinden muhtar ve iki eğitim makamcı müdür indi. Biraz uzağımızda olsa da masaya oturdular. Gülerek konuşuyorlardı. Köydeki balıklardan ve Çamarellaların tadından gülerek söz ediyorlardı. Derken: birisi onlara yaklaştı. Tükürdü. Peşinden açıkça bağırarak sözlerini otomatik tüfek gibi sıralıyordu… Muhtar hemen heyecanla kalkıp biraz da ürkek sesle “Bunlar benim misafirimdir. Bunlara laf söyleyemen. Çekip git” dediydi. Çevredeki köylüler hemen karşılık verip kimisi de ayağa kalktı: “Muhtar sen karışma. Bırak adam içini döksün”… Muhtar daha cılız ama biraz da korkarak “Bunlar benim misafirimdir, karışırım” dediydi. Ancak konuşan durmadı: “Biz de sizin çocuklarınızı işten atıp işsiz mi bırakalım. Açlığa mı terk edelim. Siz utanmıyorsunuz” gibi peş peşe makineli tüfek gibi sıraladı.

Kocaman makamcı kahkahalı balık laflarla donatılmış masalarındaki müdürler hemen kalktılar. Taksilerine binip gittiler. Ama durum orada kalmadı. Muhtar kızarak konuşan o günün genç işsiz öğretmene çıkıştı. Kendi partilileri dahi ona karşı çıktı: “Bula bula … mı destekleyeceğin” sözleri savurdular. Muhtar çaresizdi: “Belki köyümüze bir şeyler yaptırırdım” mahzunluğuna geçti. Olmuyordu.

Müdürler gidince de olay fazla sürmedi. Herkes sohbetine devam etmeye başladı. Yandaki masada pilot oyunu kaldığı yerden devam ettirilmekle meşgul hale getirildi.

Karşımdaki birisi hâlâ Marsilyalı diyordu. “Duydun mu: öteki Marsilyalı da Arıklıyla polemiğe girdi. Yolları sen mi ben mi yaptım perobangasına giriştiler” diyordu. Sözü edilen hani gösterişli Erdoğan’la yapılan açılış ama açılmayan yol törenindeki bizim o zamanki Ulaştırma makamcısı Resmiye Hanım idi. Ama yorgundum. Yol gerçekten yoruyordu, duş alıp dinlenmek istedim. Farkında olmadan, rüyalaşan ufak hayal etkisiyle seksenlerin yukarıdaki sözleri söyleyen kişiyi de sordum. Yanıt hemen geldi: nede olsa ben soru sorup bir şey istedim: “O mu: UBP için uğraşıyor şu yaşına rağmen. Sanırım Marsilyalı’ya da oy verecek” dedi. Güldüm…

Nereden nereye. Konuya nereden başladım ve sonuca hangi olguyla tamamlıyorum. Artık bunları düşünecek durumda değildim. Odama girdim ve duşumu alıp peşinden internete gireceği denedim. Arızalı olduğunu anladım. Bana “sorun var. Yavaş işliyor” dendi. Hay dinine yandığım KKTC. Utanmadan da başarılar demeçleri sıralanıp gidilir. Ne dediydi ünlü faşist Goebbels: “Bir yalanı ne kadar büyük söylersen, ne kadar defalarca tekrarlarsan, onu da kabullendirme şansın daha fazladır.”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İlk sonuçlarla, Amerikan ara seçimleri

Son aylarda artan dünya gerilimleriyle birlikte, Amerikan seçimleri bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Belekten kısa bir gevezelik hatırası!

Belekten kısa bir gevezelik hatırası! Susurluk, Balıkesir'in bir ilçesidir. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine

Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti. Gelen sonuçlar: Bildik Batı eksenli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Gazeteleri okurken, perşembe gününün tatil olduğunu ve Türkiye'deki cumhuriyetin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,266TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Biyoçeşitlilik COP17: Doğayı koruma vaatleri, yıkımın gerçekliği

Dünyanın dört bir yanında ormanlar yok oluyor, sulak alanlar...

Yelda Erçandırlı yazdı: Lula, ekstraktivizm ve sol kalkınmacılığın sınırları

Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da dördüncü...

Mahir Ulutaş yazdı: Ankara-Bakü hattındaki krizin yapısal dinamikleri üzerine

Ankara ve Bakü arasındaki “kardeşlik”, en çetin diplomatik krizlerinden...

Özkan Yıkıcı yazdı: İlk sonuçlarla, Amerikan ara seçimleri

Son aylarda artan dünya gerilimleriyle birlikte, Amerikan seçimleri bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Belekten kısa bir gevezelik hatırası!

Belekten kısa bir gevezelik hatırası! Susurluk, Balıkesir'in bir ilçesidir. O...

Volkan Yaraşır yazdı: Kitleler, küresel ablukayı dağıtıyor

Kapitalizmin 1970’lerin ortasında başlayan yapısal krizine karşı finans kapitalin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine

Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti. Gelen sonuçlar: Bildik Batı eksenli...

Evren Balta yazdı: Amerika ara seçime giderken

Amerikalılar yarın ara seçim için sandık başına gidiyor. Temsilciler...

Canlı yayın