yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Şimdi de yeni isimle finansman krizi yaşanıyor: Manipüle etme

Özkan Yıkıcı yazdı: Şimdi de yeni isimle finansman krizi yaşanıyor: Manipüle etme

Genelde Türkiye medyaları izlenir. Üstelik şu anda dolmuş seyahatçisi Cevdet Bey de adamızda. Herhalde onca hamasi nutuk altında bir damla gerçek sorusu da olası olur mu diye beklerseniz: boşuna. Halbuki ekranda TC medyasında dolaşırsanız açık veya kaçış olsa da bir finansman Borsa krizini mutlaka duyarsınız. Tutuklamaların olduğu manipüle edilme sermaye şeklinin de adını duyarsınız. Borsanın çökme durumu, şişirilen fonlarla adeta balonun patlaması birlikte havalanıp sonsuza doğru gidiyor. Sayısal her an değişen şirketlere el koyma, başta Ziraat ve İş Bankası’nın bu tasfiyelerde görevlendirildiği durumlarıyla karşılaşırız.

Gayet sakin şekil ile bazı ekonomistlerin şu sorusu da arada gerçeği vurur. Öyle manipüle etme kelimesinin de ihtiyacı yok. Üç yıl önce yedi milyar olan şirket nasıl olur da üç yıl sonra yetmiş milyar değerine gelir? Bu basit bilanço her şeyi anlatır. Böylesi işlemlerle oynanan finansman borsa oyununda, hisse senetleri değişimle şişirme kolayca yapılır.

İşin ilginci: epey zamandır birçok ekonomist uyarıyordu. Burada bir tuhaflık olduğunu rakamlarla anlatıp, her an patlayacak veya dibe vuracak deniliyordu. Aslında denetim görevi veya işlemlerle alakalı sermaye piyasası kuruluşlar vardı. Mehmet Şimşek dahi artık konuyu görmeğe başladıydı. Ama gerçekler göstere göstere geldi. Yasal bazı engellerle direkt konu gündemleşmese de direkt piyasada sorun olduğu, bazı şirketlerin hisselerinin şişirildiği belirtildi. Sermaye kaçışı da olmaya başlayıp, piyasadan da paralar çekiliyordu.

Sonunda patlama oldu. Hâlâ olay önemsetmeme noktasında ısrar ediliyor. Yatırımların ödeneceği belirtiliyor. Ama tersinden de tutuklamalar hızla başladı. Elbet kaybeden şimdiden küçük fon sahipleridir. Ufak paralarını hem de hemen kâr getiren hisselere yatırıp kazanmak isteyen küçük ölçekli taraflar adeta bedel ödedi. Yetmiyor, şişirilip kazanç sağlayanlar bir yana iflasta, dibe vurunca da bedeli kamu ödemek zorunda kalıyor.

Kapitalist neoliberalizmin temel ilkesi olan piyasa, başlangıçtan günümüze önemli finansman eksenli krizler yaşadı. Hatta kendini akıllı gösteren sermayesiz kişiler dahi “büyük kâr” vereceğini söyleyip epey kesimden para toplayıp da dolandırmalar da kolayca ne yazık yapıldı. Ülkemizde bunun örneği çok.

Kapitalizmin açık bir döneminin sermaye oyunlarındaki gerçekleri yaşıyoruz. Fakat bu defa bizde pek konu edilmiyor. Oysa sağda solda duyduğum kadarıyla, bizden de kolay para kazanma adına bu manipülatif sermaye kıskacına kapılanlar olduğu izlenimim var.

Kapitalizm neoliberal sürece geçtikten sonra piyasa bir başka işlemeye başladı. Sermaye kâr etmek ve değerlerin belirmemesi amaçlı yapılanışlar oldu. Borsalar güçlendi. Hisselerle değer ölçekleri gelişti. Hisse değeri ile piyasadaki karşılığı çelişen durumlar da hızla yükseldi. Sonuçta finansman krizlerinde bankalar ve borsalar ikileminde epey krizler yaşandı. Bunlara alışan yapı artık kamuoyunda da tepkiler yerine “belki bir miktarını kurtarırım” beklentisi ile tavırsız kalınıyor. Türkiye iki bin yıllarında bankalar krizi veya iki bin sekizde benzer finansman durumlarını yaşadı. Seksenlerde ise bankerler skandalı yaşandı. Hep kaybeden küçük kesim olurken, vurgunu vuran sermaye ile bedeli ödeyen mali yapı ikilemleri tekrarlandı. Hatta AKP iktidarının hazırlama zemininin de iki binlerdeki bankalar krizinin olduğu öngörüleri yaygındır.

Aynı durum dünyada da sık sık gerçekleşir. Hiç unutmam: hem de bu gazetenin doksan sekiz yılındaki Asya kaplanları kriz vuruşunun Malezya ayağını yazarken, kullanılan ismi ile spekülatif sermaye krizi başlarken, olaya parmak bastım. En yakın arkadaşlarım dahi “herhalde bu biraz delirdi” bile dediler. Halbuki önemli finansman krizlerinde hele de borsa veya bankalar eksenli olanlara bazen yaşanan şiddetli etkiyi hafifletme adına bazı hoş olacak kelimeler kondurtulmaktadır. Şimdi de Türkiye’de son günlerin gelişmesini “manipülatif” diyerek içeriğinin anlaşılmasını da örtme rolü oynanmaktadır.

Kapitalist sistemi inceleyenler, krizlerin dönem dönem olduğunu zaten bilir. Bazen yerel bazen sistemsel krizler şeklinde yaşanır. Fazla köpük köpürtülerek rahatlanır. Özellikle ikili işleyiş hep krize davetiye çıkarır. Bir yanda piyasa karşılığı kendi durumu olurken, öte yandan borsa gibi yerlerde de hisse senetleriyle karşılıkları satılıp alınıp işlem yapılmaktadır. Bu durum kapitalizmin hırs gücüyle de kârla endekslenir. Sonuçta giderek üretim değeri ile borsa hisse naylon kıymeti farklılaşır. Borsada veya benzer yerlerdeki değer çok fazla açılır. Artık alışveriş senet ile piyasadaki yeri epey açılır. Bu ansızın anlaşılınca da kaçışlar başlar ve bir anda hisse ile karşılık normali çok fazla olur. Vurgunu vurup kaçan ile farkında olmayanın battığı ikilemler karşımıza çıkar.

Ülkemizde de bu tür oyunlar hep oldu. İçsel olarak para toplayıp yüksek faiz vererek de epey daralan eksene dek gelindi. Asil Nadir uluslararası hisse oyunları veya direkt Türkiye’deki yansıyan patlamalar da yaşatıldı. Sonuçta kimisi kazandı, kimisi de görünürde yargılandı, kimisi de battı. Genelde bedel ikili oldu. Birileri vurup zenginlerken, ötekisi de batar. Bedeli de kamusal kesim öder. Bazen vergiler bazen de kamusal kaynaklar direkt kullanılarak öylesi işleyişin acayipliğini de halka fatura edilmektedir.

Şimdilik son Türkiye’deki konulan adıyla manipüle edilen paralarla şirketler altüst olması gündemleşmedi. Tabii bir de şu miskin korku var: dokunsam yanarım. Türkiye’ye sokulmam veya ters düştüğüm için Mercedes’ime toz konar durumlar var. Ancak tüm dünya bunu kriz olarak konuştu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dahi ekranlara sık sık çıktı. Kendisi önemsetmeyip “Y.10” etkilendi dese de söylenen rakam sekiz yüz bin milyardır. Ama propaganda algısı her zaman gerçekleri örtmekte önemli silahtır.

Kısaca, bir kapitalist neoliberal finansman dibe vurmayı yaşadık. İstanbul Borsası’nda işlemler dibe vurdu. Epey düşüş oldu. Göz göre göre geldi. Onca denetim veya görevleri olan yapı da epey zaman seyretti. Bazı şirketler şimdilik Sermaye Piyasası Kurulunca kontrol altında. İşlemleri durduruldu. Bize pek konuşmadığımız bir kapitalist basit olayını yeniden ilgileniyorsak hatırlatıyor. Yaşadığımız sistem, kâr hırsı, çaresizlikten kolay para kazanma ve işleyen piyasa modelindeki ortak gerçekleri bir borsa düşüş hızıyla karşımızda bulduk. Tek farkla, öteki benzer dibe vuruşlarda toplumsal tepkiler olurdu. Şimdilik o yok. Bu da krizleri de siyasal yönetme bakımdan düşündürücü bir sonucu olmalı.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç'te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bilgisizlik, çıkarla kaynaşınca

Hafta başı tatilde olan meclisimiz toplandı. Bir sürü karar...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiltere nereye doğru gidiyor?

İngiltere'nin Kıbrısla alakalı önemi desem, artık K. Kıbrıs'ta nüfusun...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
962AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç'te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Canlı yayın