Kıbrıs iktibasŞener ElcilDünya Siyasetinin Deneme Alanı - Şener Elcil

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler, ekonomik modellerle açıklanır.

Ekonomik modeller, insanların üretim ve tüketim davranışları üzerine şekillendiğinden, bir sistemin işleyip işlemediği insanlar ve ülkeler üzerinde denenir.

Tarihsel süreçler incelendiğinde, dünya siyasetini kendi çıkarları için şekillendiren güçlerin, Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyayı bir deneme alanı olarak seçtiklerini görmekteyiz.

1789 Fransız Devrimi ile başlayan etnik temele dayalı, ulus devlet modelinin hayata geçirilmesi, Osmanlı egemenliği altındaki ülkelerde uygulamaya girer.

XIX. yüzyıl başında, Osmanlı egemenliğindeki farklı etnik topluluklar, emperyalist güçlerin kışkırtması ve desteği ile bağımsız ulus devlet kurma mücadelesine girişir ve Balkanlar başta olmak üzere orta doğu coğrafyasında onlarca devlet tarih sahnesine çıkar.

Böl, parçala, yönet” taktiğine dayalı, sınırları cetvelle çizilen sözde bağımsız, onlarca devlet, bugün hala daha ABD, İngiltere ve Fransa tarafından sömürülmeye devam edilmektedir.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı coğrafyasında yaşayan farklı etnik ve dini grupların isyan etmeleri gerekçe gösterilerek, ülkeden sürülmeleri veya etnik temizliğe uğramaları çokça tartışılan bir konudur.

Etnik temizlik konusu fikrini ortaya atıp, uygulattıranın, Osmanlı ordusunu yöneten Alman subayların olduğu, gözden hep kaçırılır. Ayni Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sırasında işlediği insanlık suçlarının ilk deneme alanı Osmanlı topraklarıydı.

Yüzyıllar boyu birlikte ve iç içe yaşayan Türk ve Yunan halklarını birbirine düşüren İngiltere ve Fransa, Türk bağımsızlık savaşının İslam ülkelerine örnek olmaması ve Sovyetler Birliği tehlikesini hep siyasetlerinde ön planda tutmuşlardır.

Osmanlı Devleti’nin padişahlık rejiminden, kendileri ile müttefik olan laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişini sağlamaya yönelik senaryoların arka planında bu emperyalist devletler olmakla birlikte, çatıştırılan halklar hala daha acılar yaşamaya devam etmektedirler.

İkinci Dünya Savaşı sonunda, bir İslam ülkesi olan Türkiye’nin NATO’ya alınması da önemli bir siyasi gelişmedir. NATO üzerinden sağlanan düzenlemelerle, Türkiye ve Türk ordusu, İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD üzerinden dünyaya egemen olan “Yahudi sermayesinin” güdümüne sokulmuştur.

Bu yüzdendir ki, 1948’de, Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail Devleti’ni ilk tanıyan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir.

1950’li yıllar sonrası, Türkiye’de iktidar olan Demokrat Parti ile birlikte, ABD’nin bu coğrafyadaki etkisi artmış ve Sovyetler Birliği’ne karşı yürütülen “soğuk savaş” döneminde din siyasi bir silaha dönüştürülmüştür.

Özellikle bu dönemde ABD, Türkiye’deki tarikatlara çok ciddi yatırım yaparak, etkinliklerinin günümüze kadar gelmesine neden olmuştur.

1960 – 1980 yılları arasında ABD, sağ-sol ve etnik Kürt milliyetçiliğine karşı Türk milliyetçiliğini öne çıkaran birçok fraksiyon ve örgütler kurdurularak, Türkiye’yi kardeş kanının aktığı bir çatışma alanına dönüştürerek kontrol altında tutulmasını sağlamıştır.

Gladiyo, derin devlet, kontrgerilla veya “Seferberlik Tetkik Kurulu” adı altında faaliyet gösteren bu kurumların hepsi ABD tarafından kurulup, mali olarak desteklenmişlerdir.

12 Eylül 1980 yılında sahneye konan faşist askeri darbe sonunda, çatışmaların birdenbire durması, terörün devlet destekli olduğunu gösteren en önemli kanıttır.

Darbe gerçekleştirildiğinde CIA’nın Türkiye İstasyon Şefi Paul Henze’nin darbenin gerçekleştiği gün Washington’a gönderdiği mesajda “Ankara’daki çocuklar başardı” açıklaması ise Türkiye’yi kimin yönettiğini açıkça göstermektedir.

Milton Friedman’nın yeni liberal modelinin ilk uygulandığı ülkelerden biri de Türkiye’dir. Bu süreç özelleştirme adı altında kamu mallarının peşkeş çekildiği Turgut Özal ile başladı.

Ilımlı İslam modeli çerçevesinde dini siyaset aracı yapan, milliyetçiliği de sol ve Kürt karşıtlığı olarak görüp, bunun üstünden vatan, millet, bayrak ve şehit edebiyatı yapanlar, Türkiye’de iktidar koltuğuna oturtuldu.

Kemalist orduyu saf dışı etmek için organize edilen 15 Temmuz başarılı darbe girişimi, ABD’nin kurduğu Fethullahçı tarikat örgütlenmesi üzerinden kurgulanarak her iki hedefin de ortadan kaldırılarak, Yahudi küreselcilere hizmet eden tek adam rejiminin güçlenmesi sağlamıştır.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barracks Antalya’daki zirvede yaptığı konuşmada “Orta Doğu’da monarşik yapılı güçlü liderliklerin en iyi yönetim şekli olduğunu” vurgulamıştır.

Bu söyleme bakıldığında, bugün Türkiye’de, neden tek adam rejimine geçildiğini ve bunun kimler tarafından planlanıp uygulamaya konduğunu daha iyi anlarsınız.

Değişen dünya dengeleri ile birlikte, dünya siyasetine şekil veren ABD orjinli Yahudi sermaye grupları ile Katolik sermaye grupları arasındaki kavga giderek yükselmektedir.

Katoliklerin lideri Papa ile Yahudi sermayesinin desteğinde ABD Başkanı seçilen Donald Trump arasındaki söz düellosu bu kavganın su yüzüne çıkan bölümüdür. Bölgemizde devam eden savaşların temelinde bu çelişki yatmakta olup, sistemlerin bitirilerek yenilerinin kurulması öngörülmektedir.

Eğitimden sağlığa ve güvenliğe kadar, devletin temel görevlerinin de değişen dünya düzeni ile birlikte yeniden şekilleneceği açıktır.

Pandemi ile başlayan bu yeni uygulamaları takip etmek için, Türkiye’deki yetkililerin ne söylediklerine değil, onları Türkiye’nin başına iktidar yapan, ABD orijinli Yahudi küresel güçlere hizmet için ne yaptıklarını izlemeye devam edin.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Kökü Dışarda Siyasetin Siyasetçileri

Türkiye’de, mahkeme kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi kurultayının geçersiz sayılması sonrası...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...

Borcu Borçla Kapatma Ekonomisi – Şener Elcil

İngiltere, Amerika ve Kore’de çalışmış dünyaca ünlü Kıbrıslı ekonomi profesörü arkadaşım George Theoharidis, Türkiye...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...
4,501BeğenenlerBeğen
1,573TakipçilerTakip Et
3,954TakipçilerTakip Et
856AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Etiyopya seçimleriyle ülke gerçeği

Bazen güncel haberle kalınınca, hem anlık yetinme hem de...

Çağla Elektrikçi yazdı: Persepolis’i Bugün Okumak: Siyah-Beyaz Stil, Direniş ve Hafıza

Marjane Satrapi'nin Persepolis adlı eseri, çarpıcı siyah-beyaz görselliğiyle hemen...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türk Yerleşimci Kolonyalizmi Bağlamında AKP Temsilciliyi ve Selimiye Meydanı

Lefgoşa’da Selimiye Meydanı olarak bilinen Lefgoşa’nın eñ önemli meydanı,...

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır;...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) uzun süredir dikkat çektiği ‘Medeni Kanun’un...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...

Kavel Alpaslan yazdı: Maç sonu yeşeren dünya: İşçilerin Dünya Kupası

İtalya’nın başkenti Roma’daki Flaminio Stadyumunun yerinde bir zamanlar ‘Ulusal...

Canlı yayın