Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluDepreme başka pencereden bakmak – Nidai Mesutoğlu

Depreme başka pencereden bakmak – Nidai Mesutoğlu

Depremin acıları elbette dinmiş değil. Acılar ölümler arttıkça, kalanların hayatları karardıkça acılar dinmez daha da artar.

Hz Ömer’e atfedilen bir söz vardır: “Kenar-ı Dicle’de Bir Kurt Aşırsa Koyunu, Gelir de Adl-i İlahi Sorar Ömer’den Onu”

Bu söz aslında Mehmet Akif Ersoy’un Koca Karı İle Ömer” şiirinde geçer. Bu Osmanlıca cümlenin bugünkü Türkçe karşılığı şöyledir: “Dicle kenarında bir kurt aşırsa koyunu, Adalet sahibi Allah: Ömer’den sorar onu” Burada Ömer Hz. Ömer’dir.

Kısaca anlatılmak istenen devletin yöneticisi devletin her şeyinden sorumludur. Hiçbir sebeple bu sorumluluktan kurtulamaz.

Bu söze göre Türkiye’deki tek adam rejiminde depremin yarattığı acılardan 1. Derece sorumlu Erdoğan’dır. Elbette ki Erdoğan bu sorumluluğu üstüne almaz. Daha da ilginci “Kader” diyerek olan felaketin Allah tarafından gerçekleştirildiğini anlatır.

Bu konuda çok yazılar yazıldı. Çok konuşmalar tahliller yapıldı.

Ben bu yazımda aslında olaya başka bir pencereden bakacağım:

Depremden önce Türkiye’deki siyasi partilerin oluşturduğu ittifaklar birbirlerini eleştirerek yaklaşan seçimlerde oy istiyorlardı. Partiler kendi programlarına göre diğer partileri suçlarlardı.

Tek adam rejiminin yarattığı baskıcı rejime karşı olan partiler bile tek bir cephede buluşamıyorlardı. Adete “üzümün çöpü, armudun sapı” diyerek bir araya gelmemek için sudan sebepler uyduruyorlardı. Elbette ki tüm bunlar partilerin üst yönetimleri tarafında üretilen sebeplerdi.

Erdoğan rejimi dış politikada uyguladığı “düşman üretme” politikası sayesinde doğuda Ermenistan, güneyde Suriye , güney doğuda Irak’ın Kürt bölgesi ile , Ege’de Yunanistan sorunlar yaratmaktaydı.

Bu deprem sonrası Ermenistan’dan kurtarma ekipleri ve yardımlar Yine Yunanistan’dan ve kurtarma ekipleri gelerek canlar kurtardılar. Tanımadıkları Kıbrıs Cumhuriyeti de insani yardım yaptı. Kurtarma ekibi göndermeye hazır olduklarını da belirttiler. Dünya’nın birçok ülkesi de yardım ve kurtarma ekibi gönderdi. Adeta dünya halkları birlik oldu.

Enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmaları yapılırken tüm dil, din ve diğer farklılıklar yoktu. Düşmanlık yerine birlikte üzülen ve her kurtarılan insan için birlikte sevinen insanlar vardı. Hatta duygularını açığa vuran, ağlayan kurtarma ekiplerini de gördük. Bir insanın başka bir insanın yaşam hakkını korumak için canla başla çalışarak enkazdan sağ çıkmaları çabası takdir edilmelidir. Gerçek insanlık da budur.

İşte bu insanlar nasıl olur da birbirlerini öldürmek için cephelerde savaşırlar. İnanın insanın insana düşmanlığı olmaz. Olamaz. Bu insanları birbirlerine karşı düşmanlaştıran eğitimdir, dini inançlardır ve en önemlisi bunları kullanan yöneten sınıflardır.

Milliyetçiliği ve dini inançları körükleyerek düşman yaratmak insanlık suçunun işlenmesine yol hazırlamak demektir.

Türkiye’den katılan kurtarma ekipleri de siyasi görüşüne bakmadan hem kurtarma çalışmalarına katıldılar hem toplanan yardımları insanların acılarını hafifletmek için kullandılar. Bu konuda çok takdir edilen görüntüler de vardır.

Erdoğan bu birliktelikten hoşnut olmamış olacak ki yardımları AFAD üzerinden yapmaya ve suçunu ört bas etmeye çalışmaktadır. İnsani yardımlara el koyma bu şartlarda insani duygusu olan herkesi kızdırmaktadır.

Erdoğan rejiminin bu anlamda sicili hiç de iyi değildir. Geçmişte de toplanan yardımları yerine ulaştırmamış ve üstüne üstlük hesap soranlara da hesap vermemiştir.

Yazımı Bertolt Brecht’in DAYANIŞMA şiirinden bir dörtlükle bitireyim:

“Zenci, beyaz, sarı, esmer

Birleşen özgür olur

Kendileri konuşsalar

Halklar hemen dost olur”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
976AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Aykut Bektaşoğlu yazdı: Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor

Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor. Sermaye büyütmeye yarayan her şey...

Halil Paşa yazdı: Matematik değil, siyasal irade

Önümüzdeki seçim sonunda hükümet olması en muhtemel olan iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Canlı yayın