iktibasSerdar M. DeğirmencioğluBoğaziçi direnişi sürüyor - Serdar M. Değirmencioğlu

Boğaziçi direnişi sürüyor – Serdar M. Değirmencioğlu

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Boğaziçi Üniversitesi büyük bir saldırı altında ama direniyor. Bu saldırı, Türkiye çapında gerçekleştirilen üniversitelerin içini boşaltma ve sahte üniversiteler yaratma sürecinin bir parçası. Rektörlerin tepeden atanması, tümüyle hukuka aykırı KHK ihraçları yanında, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ özelinde uygulamaya konulan çökertme planı hepsi aynı yerden yürütülüyor.

2010 sonrası uygulamaya konulan sahte üniversite sürecine, en başlarda “dönüşüm” yakıştırması yapıldı. 2015 sonuna gelindiğinde artık bu tür yakıştırmalara gerek kalmamıştı çünkü “demir yumruk” rejimine geçiliyordu.

Demir yumruk, 11 Ocak 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız” diyen ve barış çağrısı yapan akademisyenlere uygulandı. Yumruk, en önce doktora öğrencileri, asistanlar ve özel üniversitelerde çalışanlara -yani en güvencesiz olanlara- yöneldi. Temmuz 2016 sonrası kurulan OHAL rejiminde üniversitelerin istenmeyen akademisyenlerden temizlenmesi kolaylaştı çünkü artık hukuk raflara yerleştirilmiş, KHK devrine geçilmişti.

KHK devrinde üniversitelerin kadrolarını ayıklamak kolaydı. “Sahibinin sesi” rektörler, 12 Eylül döneminde üniversiteleri hizaya getirmek için kurulan YÖK makamına kısa bir yazı gönderiyor ve istenmeyenleri bildiriyordu. Bunun ardından listedeki kişiler KHK kapsamına alınarak kamu hizmetinden yasaklanıyor, yani bir çırpıda ihraç ediliyordu.

Çökertme süreci işte bu dönemde başlatıldı. ODTÜ rektörlüğüne 28 Temmuz 2016 tarihinde Verşan Kök atandı. Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri Gülay Barbarosoğlu’nu rektör seçmişlerdi ama rektörlüğe 12 Kasım 2016’da Mehmed Özkan atandı. Asıl darbe ise 1 Ocak 2021’de gerçekleştirildi ve Boğaziçi ile hiçbir ilişkisi olmayan Melih Bulu rektör atandı. Bu atama ardından çökertme sürecinin ne kadar ciddi olduğu belli oldu ve Boğaziçi Direnişi başladı. Direnişçiler karşısında her gün eriyen Bulu, yine bir gece yarısı kararnamesi ile görevden alındı ve yerine Naci İnci getirildi. Boğaziçi Üniversitesinin içeriden çökertilmesi için ODTÜ’deki gibi içeriden bir kişi daha etkili olacaktı.

Boğaziçi Üniversitesinin çökertilmesi, Boğaziçi’nin tanınamaz ve soluk alınamaz bir mekana dönüştürülmesi demek. Üniversitenin bir çekim merkezi olmaktan çıkarılıp, yasaklı bölgeye çevrilmesi demek. Özgür basının içeri sokulmaması; hatta yasaklı öğrencilerin, mezunların, emekli öğretim üyelerinin listelenmesi ve içeri girişlerinin engellenmesi; “özgür Boğaziçi” geleneğinin yok edilmesi demek. Akademik özgürlük ve özerklik olmayan, sahte bir üniversite demek.

Peki, sahte üniversitede bunların yerine ne konuluyor? Elbette ki, “güvenlik”: Güvenlik kameraları, güvenlik güçleri, sivil polisler, demir parmaklıklar, silahlı ekipler. Boğaziçi bu yolla boğulmak isteniyor. Çökertme planının gerçekleşmesi için boğulma hissi çok önemli. Amaçlanan, boğulduklarını hisseden akademisyenlerin istifa ederek veya emekli olarak ayrılması. Onlar ayrıldıklarında yerlerine kayyım rektör gibi davranacak, “yerli ve milli” sahte akademisyenler atanacak.

İşte bu nedenle, dört yıl geçmesine karşın Boğaziçi Direnişi sürüyor. 3 Ocak Cuma günü, direnişin 1461. gününde tutulan 990. nöbet ardından dağıtılan 195. bültene kulak verelim:

Üniversitenin akademik özerkliğini ve bilimsel özgürlüğünü savunmaya, tüm ülke için özerk ve demokratik üniversite modelini talep etmeye devam ediyoruz. Tam 4 yıldır, üniversitemizde tepeden inme yöntemlerle ve kurum iradesini hiçe sayarak yapılan hiçbir atamayı meşru kabul etmediğimizi, her türlü baskıcı ve hukuk dışı uygulamaya karşı verdiğimiz mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene dek, kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Nükleer silahlanma varoluşsal tehlike

Günümüzde dünyada olan bitenleri anlamak zor. Olan bitenler akla...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Nükleer denizaltılara hayır!

Japonya’da hükümet ve sağdaki partilerin çoğu, dünyayı kasıp kavuran...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Savaş üniversiteleri kampanyası

Mart 2003’te Irak’a savaş açanlar ABD ve Britanya hükümetleriydi....

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
925AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Vijay Prashad yazdı: Fidel Castro’nun bize kazandırdıkları

Ben Fidel Castro’yu ilk kez 1983 yılında, Hindistan’da düzenlenen...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Canlı yayın