Kıbrıs iktibasLayık TopcanBir Umut: sürdürülebilir bir gelecek - Layık Topcan

Bir Umut: sürdürülebilir bir gelecek – Layık Topcan

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Günümüz dünyasında, sürdürülebilir gelişme, barış, demokrasi, insan hakları, kentli hakları, çevre, iklim krizi, kent planlaması ve toplumsal cinsiyet gibi konular birbirinden ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

Sürdürülebilir gelişme nedir?

Bu sorunun cevabını biliyoruz diye düşünüyorum: Ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla, bugünün ihtiyaçlarını gelecek nesillerin olanaklarını tehlikeye atmadan karşılayan bir gelişme biçimidir.

Sadece teknik veya mali bir konu değil, aynı zamanda siyasi, etik ve kültürel bir konudur.

Sürdürülebilir gelişme, barış, demokrasi, çevre, insan hakları, kentli hakları gibi birçok değer ve ilke ile yakından ilişkilidir.

Barış ve demokrasi, çevresel sorunları ele almak için gerekli olan özgürlük ve kaynakları sağlar. Barışçıl bir ortam, çevresel koruma çabalarını desteklerken, demokratik süreçler, çevresel politikaların oluşturulması ve uygulanması için gerekli olan katılımcı bir zemin de sağlar.

Sürdürülebilir bir gelecek, tüm bu unsurların bir arada var olmasını gerektirir.

Barış, sürdürülebilir gelişmenin ön koşulu ve sonucudur. Barış olmadan, kaynakların adil ve verimli bir şekilde dağıtılması, çevrenin korunması, insanların refahı ve mutluluğu mümkün değildir.

Barış, sadece savaşın veya şiddetin olmaması değil, aynı zamanda adaletin, eşitliğin, katılımın ve diyalogun olduğu bir ortam demektir.

Demokrasi, sürdürülebilir gelişmenin temel unsuru ve aracıdır. Demokrasi, sadece seçimlerden ibaret değildir.

Gerçek bir demokrasi, her bireyin sesinin duyulduğu ve saygı gördüğü, halkın iradesinin egemen olduğu, farklı görüş ve çıkarlara saygı duyulduğu, karar alma süreçlerine katılımın sağlandığı, hesap verilebilirlik ve şeffaflığın olduğu bir yönetim biçimidir.

Demokrasi, çevreye saygılı ve insan haklarına dayalı bir gelişme olanağı sağlar.

Çevre, sürdürülebilir gelişmenin kaynağı ve hedefidir. Çevre, yaşamın devam etmesi için gerekli olan temiz havayı, temiz suyu, verimli ve sağlıklı toprakları, doğal kaynakları, ekosistemleri, biyolojik çeşitliliği içerir. Çevre, insanların sağlığı, güvenliği, kültürü, kimliği ile bağlantılıdır.

Bunların tümü yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Yazık ki, insanlık çevreyi hoyratça ve bencilce kullanmakta, tüketmektedir. Öyle ki, ormanları yok ediyoruz, verimli tarım toprakları tüketiyoruz, su ortamlarının, denizleri kirletiyoruz ve hava kalitesini düşürüyoruz……

Çevrenin korunması sadece doğaseverlerin işi değildir. Çünkü çevre, insan haklarıyla da doğrudan ilişkilidir. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, temel bir insan hakkıdır.

Çevre, Kentli Hakları ve İnsan Hakları: Birbirine Bağlı Üçlü

Çevre, kentli hakları ve insan hakları arasındaki ilişki, modern toplumların karşılaştığı önemli bir konudur. Bu üçlü, birbirine sıkı sıkıya bağlıdır ve birinin durumu diğerlerini doğrudan etkiler.

İnsan hakları, sürdürülebilir gelişmenin temeli, özü ve ölçütüdür. İnsan hakları, her insanın doğuştan sahip olduğu, vazgeçilmez, evrensel, bölünmez, birbirine bağlı haklar ve özgürlüklerdir. İnsan hakları, insan onurunu, eşitliği, özgürlüğü, dayanışmayı, çeşitliliği temel alır.

Ancak, yazık ki dünya genelinde birçok kişi, cinsiyet, ırk, din veya cinsel yönelim nedeniyle ayrımcılığa uğramaktadır.

Unutulmamalıdır ki her bireyin, toplumun her alanında eşit haklara sahip olması gerektik.

İnsan haklarından ayrı düşünülemeyecek bir diğer hak ise kentli haklarıdır.

Kentli hakları, kent mekânında yaşayanların, kentlerde yaşayan insanların, kentin fiziksel, sosyal, kültürel, ekonomik olanaklardan adil ve eşit bir şekilde yararlanma, kentin yönetimine katılma, kentin geleceğini belirleme haklarıdır. Kentli hakları, insan haklarından ayrı değildir, bir parçasıdır.

Çevre, insan hakları ve kentli hakları ile korunabilir ve geliştirilebilir. Bu yüzden de sürdürülebilir gelişme, barış, demokrasi, çevre, insan hakları, kentli hakları arasındaki bağlantıyı göz ardı edilemeyeceğini, bir arada ele alınması gerektiğini savunuyorum.

Bu bağlantı, bize sürdürülebilir gelişmenin sadece bir kavram veya hedef değil, aynı zamanda bir değer ve bir yaşam biçimi olduğunu hatırlatır. İşte bu nedenledir ki, sürdürülebilir gelişme sadece bir bireyin veya bir grup insanın sorumluluğu değil, hepimizin ortak sorumluluğu ve hakkıdır.

Sürdürülebilir bir gelecek için, hepimiz bu sorumluluğu üstlenmeli ve harekete geçmeliyiz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Boyun eğdikçe kayboluyoruz – Layık Topcan

Kendimiz Ettik, Kendimiz Buluyoruz: Boyun Eğdikçe Kayboluyoruz Yine hiçbir...

Korkuyu Yık, İradene Sahip Çık, Ayağa Kalk – Layık Topcan

Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman kolay bir yaşam sürmedi. Kimliğimiz,...

Dayatmalara Karşı: Laiklik ve Özgürlüğün Direnişi – Layık Topcan

Disiplin Tüzüğü‘nde durduk yerde kalkışılan okullarda başörtüsü düzenlemesine yönelik değişiklik, laiklik,...

Quo Vadimus: Kıbrıs ve Türkiye İnsanının Kesişen Yazgısı – Layık Topcan

Günlerdir içimde bir fırtına hem de nasıl! Neyi düşüneceğimi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın