yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBayram dahi gerçekleri durduramıyor – Özkan Yıkıcı

Bayram dahi gerçekleri durduramıyor – Özkan Yıkıcı

Bayram günlerinde yaşıyoruz. Tatilin örtüsü veya pandeminin karmakarışık uygulamalarıyla birlikte, ordan oraya doğru bir yere gidiliyor. Bayramın, hem de dini olmasına karşın, insanların özellikle ülkemizdeki duyarsızlık üzerine ilgisizlik eklenip gündem donuklaşmasının da yaşanmasına rağmen, gelişmeler durmuyor. Ateda çöken sistemin sıkıntıları, cendereye girip mengeneyle sıkışık halde debelenmektedir. Haber yapmamak veya dini nutuklar gerçekleri örtemiyor. İlgisizlikelr ise gelip sizi bulmasını da engelememektdir. Hele de dinin günlerini kulanıp ortaçağ fetihçilik nutuklarıyla adeta cihalet inançlı efsaneler yaratmak ise yine de konuşulur olmasını sağlamaktadır.

Müslüman bayramıyla Müslüman dünyasındaki olumsuzlukları durdurtamayan, ortaya çıkan çelişkilerin durdurak bilmeyen yeni tetiklemeleri peşpeşe geliyor. Bize ısrarla unutturulan, anımsayanlara “radikal, marjinal, teörist” denilip etkisizleştirme, itibarsızlaştırma yapılmak istenirken, gerçekler haykırmaya devam ediliyor. Faşizmi, emperyalizmi, kapitalizmi, devlet otoriterliğini, mafya siyaset saydamlaşmalarını, sömürgeleşme, ilhakları kafamızdan sildirtip, yerine göre özgürlük dahi yuturmaya çalışılan algı operasyonları da çürümüşlükle, tel tel dökülmektedir. Yaşanan, faşizinm, gericilik, devlet otoriterleşmeler, gericileşerek devletşleşmeler, sömürgecilik altında demokrasicilik oynamalar ve siyasetin bileşklerinin devlet eksenikdeki “mafya, paramiliterliklerin” alt yapı olarak örgütlenme şekileriyle yaşam bayram falan dinlemiyor.***

Konuya fazşa dağılmadan, Hocam Emre Kongarın da hatırlatığı basit gibi gelecek bayramla alakalı isimlendirmeye şöylesine deyinecem. Aslında, hocam anlatırken, aklıma konu geldi. Seksen öncesi 12 Eylül darbesi olmadan yaşamakta olduğumuz bayramı Şeker bayramı olarak isimlendiriliyordu. Ramazan bayramı resmileşme söylemi 12 Eylül darbesi sonrası oldu. Cuntanın devlet eksenine dini daha fazla sokma çabasıyla, solu ezme idolojik kulanım için Ramazan simgesini de bayrama ekledi. Tıpkı 24 Kasım Öğretmenler günü gibi….

Hocamın konuyla alakalı yanıldığı ikinci olay ise Din ve ahlak derslerinin mejburi edilmesidir. Ben bunu Türkiyede lise döneminde yaşadım. Ecevit yönetime geldikten sonra Liselerde okurken Din ve Ahlak dersi mejburi yapıldı. Öncesi seçmeliydi. Hat da lise birde din dersi seçmeli olduğu için seçmedik. İkinci sınıfta mejburi konulduğu için dersi veren öğretmenimiz, öç alır gibi bizi epey trletmeye çalışıyordu!****

Bayraam gerçeklerin akışını durduramıyor. Bizdeki işbirlikçilerin silikliğine ve sarayın dangadunga atışlarına biraz rahat nefes aldırtır gibidir. Ahalinin  gündemden kopması nedeniyle. Ama, gerçekten bana gelen bilgilerle Camilerde bayram namazı sonra verilen söylemlerde,epey cihalet ve gericilik akmaktaydı.

Türkiye ise de rahat durulmuyor: üstelik, Pekerin videyolarıyla siyaset resmi landa epey sıkışıyor. Ama, şahsımlaşnan yargı ve savcıları hala talimat gelmediği için kıpırdamıyuor. Peker bize yeniden Türkiyedeki siyaset, mafya ve paramiliter yapıların nasıl saydamlaştığının resmini çiziyor. Hele de Kolonbiyadan kalkıp Panamada kokayin dolu geminin Türkiyeye gelmekte olması, normal şartlarda epey soruları yükseeltirdi. Ama, Türkiyede hala gereken yere dahi gelinmedi. Üstelik sanki bazı sahnelerin oyuncuları Doksanın aynisidir. Ağırın ismi yetip artıyor. Üstelik milyarlık marina hikayesinden, Azerbeycanlı iş adamı süreci hepsi  soruları yoğunlaştırması gerekiyor.

Konunun önemli sinyali, kısa zaaman önce Çakıcının uydurularak hapisaneden çıkarılması ve Kurbanoğlunun birden onca zenginliği ile ansızın mülklerine el konulup hapse gönderilmesiyle mesajlar veriyordu. Çok geçmeden Peker olayı ile başta Soylunun gün ve gün içinde bulunduğu siyasal mafya, paramiliter, mafya üçkenine doğru gidildi. Resimnler dolaşıyor, idiyalar ayuka çıkıyor. Ama bir isim Marina resimlerinden Kolonbiya ayağına dek tıpkı doksanlar gibi ismi sırıtıyor: Mehmet Ağır. Bir de Adalı cinayeti gibi direk bizi ilgilgilendiren bölüm var. Bakalım bildiklerimiz dışında ne çıkacak? Ama, Hüseyin Baybaşın bölümündeki Kıbrıs ayağı nerede ise hiç karşılık buldu. Yeniden anımsatılan ilişki bizim basında haber dahi olmadı!****

Bazı faşist devletlere de demokrasi denilip yutturuluyor. İsrail en net olanlardan biridir. Metanyahunun faşist olduğu kesin. Dini gericilikle ortaklığı da malum. Malum olan öteki nokta da yolsuzluktan hapse girme olasılığının heran haline gelmesidir. Faşist liderlerin krizlerde ve kaybetmelerde en basit uygulammaları ise etnik milliyetçilik ve savaştır. Nitekim, son seçimden sonra Metanyahu hükümeti kuramadı. Başkalarının kurma ihtimali geldi. Bunun adı, hapis olasılığıdır. Faşist liderin yaptığı ilkeyi bşaşlatı. Doğu Kudüsteki Filistinlilerin bir mahalesindeki halkı evlerinden atıp Yahudi yerleştirmek girişimi oldu. Doğal olarak halk direndi. Polis saldırtıldı. Dini yerlere baskın düzenlendi. Devamında tırmanan kriz Gazle şeridindeki Filistinlilerle savaşa dönüştü.

Gelişmiş kapitalist ülkeler devlet olarak israili haklı bulma veya sustular. Sokaklar ise israaili ve faşizmi protesto ediyor. Ama, sık sık tekrarlanan ve Kıbrısta da unutulan Cenevre hükümlerini de pek hatırlayan olmuyor. Türkiyedeki Halkın Kurtuluşu Partisi konuyu kurulan Uluslar arası ceza mahkemesine taşıdı. Hem Cenevre sözleşmesine hem de savaşa aykırı tutumuyla israili yargıya taşıdı. Bakalım, meşur Cenevre ile savaş ihlalleri ne olacak?

Görüyorsunuz: durmkk yok. Biz bilmesek de gericilik krizleri örtme adına kurumsalaştırlıyor. Her dökülmede ise Mafya siyasetin saydamlaşmasına da tanık oluyoruz.Bilip de korkuyla konuşmaktan kaçtığımız veya normal kabullendiğimiz konuların nasıl çelişkiler içindeki ilişkilerde dökülüşünü de yaşıyoruz. Konu, neden buraya dek gelinmesinin de sorusunu sormakla başlamak şart. Sanki normal gibi gelen anormallikleri sorgulamadan, karşı mücadele vermeden bu işler bitmez.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Bay Kemal’den Kemal Bey’e Gelirken — Özkan Yıkıcı

Karpaz gezintim sona erdi. Yazacak bazı olgular mutlaka vardır....

Pedro Sanchez Soruşturmaları Üzerine — Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde dünya genel siyaset değişiminde hukuk, yeni bir...

Bu Bayram, Epey Isınarak Geçiyor — Özkan Yıkıcı

Önceki Kurban Bayramlarını da şöylesine aklımdan geçirdim. Elbet onlarda...

Irak’ın Çöllerinde Üs Denilirken — Özkan Yıkıcı

Nedense konuyu bir yerde bırakıp unutmak, normal davranış hâlinin...

Kurban Bayramı Öncesi: Öfke ve Gölgedeki “Kahraman” — Özkan Yıkıcı

Her yıl dini bayram öncesi bazı niyetler söylenir. Hayat...
4,488BeğenenlerBeğen
1,562TakipçilerTakip Et
3,957TakipçilerTakip Et
852AboneAbone Ol

Son eklenenler

Şener Elcil yazdı: Kökü Dışarda Siyasetin Siyasetçileri

Türkiye’de, mahkeme kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi kurultayının geçersiz sayılması sonrası...

Umut Can Fırtına yazdı: Faşizmi yenen Sovyetlerin mirası siliniyor: Avrupa’da ‘hafıza temizliği’

Avrupa egemenleri için 2022 yılının Şubat ayı, sadece jeopolitik bir...

Ertan Erol yazdı: Kolombiya’da seçimler, Bolivya’da protestolar

Kolombiya seçimler için sandık başına giderken, ülkede ilk defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ortadoğu’da Kurban Bayramı çok buruk geçti

Kıbrıs'ı da genellikle iki kıskaç içinde Ortadoğulu da sayanlar...

D-79 Talimatı – Taner Akçam

Ekte orijinalini de yayınladığım bir belge var.  “1- Askeri Mekteplerimize...

Varlık barışı ve uluslararası alanda gri liste riski — Tuncay Kapusuzoğlu

I- Yasal düzenleme  Varlık barışı düzenlemesini de içeren kanun teklifi, 21...

Fetih söylemi ve Gezi hakikati — Gözde Bedeloğlu

29 Mayıs, İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümüydü. Haliç’teki törende...

Canlı yayın