yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBangladeş seçimleri kısır döngüye mi işaret? - Özkan Yıkıcı

Bangladeş seçimleri kısır döngüye mi işaret? – Özkan Yıkıcı

Bangladeş kelimesi benim için kısa zaman öncesi gündemle epey meşguliyet yarattı. İki yıl öncesi ülke konusunda genele yayılan siyasal çalkantılar, ötekisi uluslararası boyutun adamıza yansıyış biçimi olarak yaşandı. Sonrası mı: Bir kopuş ve unutulma ile birlikte sanki olmamış havasına geçildi. Fakat yeniden kavuştuğum internet ağında dolaşımdayken Bangladeş seçimleriyle karşılaştım. Bir anda iki yıl öncesi yoğun siyasal çalkantılarla ansızın kesilme gerçeğine takıldım.

Önceki yazımda da biraz buruk şekilde hatırlattım: Bazı önemli gelişmeler gündeme gelir. Bolca konuşulur. Fakat devamı da gelmeyip sonuçlarıyla birlikte değerlendirme de olmama gibi hayatın acıtan gerçeğine dokundum. Güney Kore’yi örnek gösterdim. Devrilen liderinin nasıl yargılanıp ömür boyu hapisle cezalandırıldığını anlattım. Şimdi konu Bangladeş. İki yıl önce epey güncelleşti. Birisi dünyada konuşulurken ötekisi ise genel dünya uygulamasından adamızdaki yansıyan şekliyle gündeme düştü. Bangladeş’teki ayaklanmalarla değişen, daha doğrusu başbakanın helikopterle Hindistan’a kaçışı ile ülkemizdeki Bangladeşli kaçak işçilerin konusu gündem oldu. Bu arada ekleyelim: Gittiğim bir tesiste bu kaçak yolla gelen Bangladeşli iki kişiyle tamamlayıcı bilgi niteliğinde konuştum.

Ara verilen bilgisayar kullanımını yeniden toparlamaya çalışırken bir köşe yazarı Bangladeş’teki seçimleri yorumluyordu. Aslında tahmin benim öngörüm şeklindeydi. Yapılan seçimde kovulan Şeyh Hasena’nın partisi zaten yasaklanıp katılması engellendi. Buna karşılık Şeyh Hasena döneminde yasaklanan Millî Cephe’nin partisi de seçimde birinci olarak yeni hükûmeti kuracağı sonucu çıktı. İkili dönemdeki Cemaat-i İslami Partisi de ana muhalefet yerine oturdu.

Aklıma o dönemdeki ayaklanmanın başını çeken bazı öğrenci örgütleri geldi. Bangladeş’teki ayaklanmanın merkezinde üniversite öğrencileri vardı. Nedeni ülke gerçekleri ile iktidarların otoriterliği oluyordu. Öylesine isyan konumuna geldiler ki ayaklanma epey etkili oldu. Halk katılımı yüksek oranda gerçekleşti. Ordu araya girdi. Uzlaştırmaya çalıştı. Bazı öğrenci liderleri “devrimlerinin çalınmasından” korktuklarını belirttiler. Öyle ki sistemin partilerinin olmayacağı bir geçiş dönemi en azından istediler. Önerilen Dünya Bankası eski çalışanı ekonomist Muhammed Yunus’u devlet başkanı olarak kabul ettiler. Amaç geçiş yönetimini kurmaktı. Ayaklanmayı başlatıp epey yöneten öğrencilerin siyasal partileri yoktu. Bunlar sisteme karşı olmalarına karşın siyasal seçeneklerini örgütsel olarak oluşturamadılar.

Ne yazık ki bu çelişki birçok kısa dönemli halk ayaklanmasına yansıdı. Nitekim Bangladeş’teki seçimi Şeyh Hasena karşıtı Ulusal Parti ekseni kazandı. Zaten Bangladeş devleti kurulduğu andan beri iki partili, hem de darbelerle el değiştirilen karmaşalı bir siyasal geçmişe sahipti. Şimdi Millî eksenli ulusalcılar yönetime gelirken uygulayacakları politikanın da siyasal seçenek olarak oluşamayacağı kesin. Şeyh Hasena’nın elinde bu defa halkın ayaklanmalarını kullanarak yasaklama ile yönetimi ele geçirme süreci yaşandı.

Klasik güldürü ise Dünya Bankası raporlarında yine var: Bangladeş’te ekonomi doğru yolda. En başta tekstil ihracatı yüzde 8 civarında arttı. Herkesi biraz aptal yerine koymanın yeni versiyonudur. Birçok dünya ülkesi sermaye kesimi, Bangladeş’teki ucuz emek nedeniyle tesislerini ilgili ülkeye taşıyor. Bu da görünüşte Bangladeş’te başta tekstil olmak üzere epey yayılma gösterdi. Ucuz emek nedeniyle de piyasaya daha cazip fiyatlarla giriliyor. Başarı diye sunulan konu bu. Ama yabancı sermayenin veya kârın nasıl dağıtıldığı gözetilmeden aktarılan rakamlar dizisi böyledir.

Kısaca Bangladeş ayaklanmaları ve epey kan dökümü sonrası, üstelik başa Dünya Bankalı ödüllü ekonomist Yunus’un konulmasına karşın, seçimler sistemin kısır döngü eksenini ancak şimdilik işlettiğini göstermektedir.

Gelelim ikinci konuya: Bangladeş kaynarken, Şeyh Hasena helikopterle kaçarken ansızın K. Kıbrıs’ta bir haber uçuştu. Ülkemize sekiz bin avro fiyatla getirilen ağırlıklı Bangladeşli kaçak işçi konusu gündeme düştü. Epey gürültü çıktı. İşin içinde mesleki örgütlerden hükûmet yapısına varan aracılar vardı. Hatta bir yüce, muhteşem örgüt liderinin de en azından istifası istendi. Konu yayılırken Omorfo ovalarına dek gidildi. Sonra laflar uçuştu, dağıldı ve gündemden düştü. Gittiğim bir tesiste ansızın Bangladeşli çalışanlara rastladım. Onlardan nasıl kaçırıldıkları veya ikna edildikleri öykülerini dinledim. Burada çalışma koşullarını şaşkınlığa düşmeden dinledim. Ama konu artık daralıyordu. Öyle mahkeme falan da duymadık. Konuyla alakalı isimleri geçen belirli elit düzeydeki yetkililer de şimdilik dokunulmadan karanlığa salındılar. Bir anda Omorfo narenciye örgütlerine dek yayılan Bangladeşli kaçak getirilen insanlar unutuldu. Hem de bazı yerlerde yine değişik olumsuz şekillerde çalıştırılmalarına rastlama olanağı bulunmasına rağmen.

Kısaca Bangladeş ülkesi geri bıraktırılmışlığın, yeni sömürgeciliğin önemli bir ülkesidir. Yaşadıkları ile yaşatılanlar sizi emperyalist gerçeğin sömürge halkasına getirmektedir. Son yaşanan ve devamı konulamayan Bangladeş adeta fazla değişim göstermeden hayata tutunmaya devam ediyor. Modern sömürgeciliğin emek sömürüsü ve insan kaçakçılığı alanı olması da tesadüf değildir. İsterseniz doğanın bir mirası olan selleri ve fırtınaların muson kesimini de ekleyin. Ama önce sistemi bilmek, sorunları neden-sonuç ilişkisiyle takip etmek önemlidir.

Son gelişmelerin resminde ise sömürülen ucuz emekten uluslararası ticari insan kaçakçılığına kadar uzanan tabloyu bulursunuz. Siyasal olarak sosyal muhalefet patlasa da siyasal seçeneklerde dışarıdan bilinen sadece sistemi yeniden üretme politik yapıları dışında seçenek olmaması, onca bedele rağmen öteki sistemcinin kazanma sonucunu yeniden üretmektedir. Bunlar tesadüf değil; sorunlar ve siyasal alanın dışa vurumundan başka bir şey değildir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın