yazılariktibasArif Mostarlı yazdı: Carlo Suzzi, nam-ı diğer 43!

Arif Mostarlı yazdı: Carlo Suzzi, nam-ı diğer 43!

Bazı şeyler insanın başına milyonda bir gelir ve biz ona ‘mucize’ deriz. Carlo Suzzi’nin yaşadığı da tam öyleydi. Yoldaşlarının bedenlerinin altında sağ çıktı ama daha birkaç hafta sonra yine dağlardaydı. Bu kez farklı bir isimle: 43

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

17-18 yaşındaki genç adam, gecenin karanlığında sürüne sürüne geldiği köyde rastgele bir evin kapısını çaldığında kan içindeydi ve daha kapı açılmadan oracığa yığılıp kaldı. Yaşlı bir adam açtı kapıyı ona, rasgele bir köylü, Carlo Bariatti… Omuzladı, içeri götürdü yaralıyı. Ölümcül bir suçtu bu yaptığı ama göze aldı. Genç partizan Carlo Suzzi, ertesi gün sıcak bir yatakta uyandığında, yaralarının temizlenmiş ve sarılmış olduğunu gördü.

Büyük operasyon

1944 yılıydı… Nazi güçleri artık İtalya’dan geri çekilmeye başlarken, yeni savunma hatları kurmuşlardı ve arka cephelerini sağlama almak için partizan birliklerine karşı operasyonlara hız veriyorlardı. Özellikle, ünlü Valdossola Partizan Tugayı’nın 30 Mayıs 1944’te Fondotoce’deki faşist garnizonuna ani bir baskın düzenlemesi ve 40’tan fazla Almanla birlikte faşist milisleri esir alması, daha sonra onları serbest bıraksalar da Naziler açısından büyük bir itibar kaybıydı. SS Yarbayı Ernst Weis komutasındaki yaklaşık 4 bin 200 Alman askeri ve İtalyan faşist milislerin katıldığı “Köln Operasyonu” böyle başladı. Naziler partizan kalesi olarak bilinen dağları kuşatarak acımasız bir süpürme harekâtı yürüttü. Günler süren çatışmalarda birçok partizan katledilirken, çok sayıda esir alındı. Esirlerin bir bölümü partizan, diğerleri de onlara yardım eden sıradan sivillerdi. Hepsi Intra kasabasındaki Nazi karargâhı olan Villa Caramora’ya götürülerek günlerce ağır işkencelere maruz bırakıldı.

Ölüm yürüyüşünde Cleonice

Aralarından seçilen 46 kişi, Intra, Pallanza ve Suna göllerinin kıyılarında korkunç bir geçit töreniyle gezdirildi; hepsi işkenceden dolayı zorlukla yürüyen partizanlar ve köylülere, “Bunlar İtalya’nın kurtarıcıları mı yoksa haydutlar mı?” yazan büyük bir pankart taşıtıldı. Aralarında, Valdossola Tugayı’nın komutanı Mario Muneghina ve partizanlarla işbirliği şüphesiyle tutuklanan yargıç Emilio Liguori de vardı.

Gruptaki tek kadın olarak Cleonice Tomassetti (takma adıyla “Nice”), çok özel parantez açılması gereken biri. Cleonice, henüz 16 yaşındayken öz babasının cinsel istismarına uğrayıp hamile kaldıktan sonra Roma’ya, oradan da Milano’ya kaçmış ve hizmetçilik yaparak geçinmeye çalışırken anti-faşist çevrelerle tanışmıştı. Böylece, dağlardaki partizanlara katılmak üzere yola çıkan Cleonice, birliklere henüz ulaşamadan, yakalandı ve korkunç işkencelerden geçirildi. İşkencecilere şöyle demişti: “Eğer beni döverek bedenimi aşağılamak istiyorsanız, bu gereksiz; çünkü o zaten yok oldu. Ama eğer ruhumu öldürmek istiyorsanız, size bunun boş bir çaba olduğunu söylüyorum: Onu asla teslim alamayacaksınız!”

20 Haziran 1944’te ölüm yürüyüşüne çıkarıldığında, üzerindeki kanlı giysiler işkenceden parça parça olmuştu ve kasabanın kadınları, onun bir kadın olarak düşman karşısında çıplak ayakla ve yırtık kıyafetlerle gurursuzca yürütülmesine izin vermediler. Tehditlere rağmen topladıkları temiz elbiseleri gizlice Cleonice’ye ulaştırarak onun infaza başı dik şekilde yürümesini sağladılar. İnfaz mangasının önüne dizildiklerinde de, Cleonice ağlayan genç partizan yoldaşlarını “Korkmayın, İtalya için onurumuzla ölüyoruz!” diyerek teselli ediyordu.

Carlo’nun mucizesi

Gruptan sadece 3 kişi sorgulanmak üzere ayrıldı; geriye kalan 43 kişi kurşuna dizildi ve onların arasında henüz 17-18 yaşlarında olan partizan Carlo Suzzi de vardı. İlk yaylım ateşinde Carlo da vuruldu, ancak öldürücü yerlerinden yara almamıştı ve bu arada diğer yoldaşlarının cansız bedenleri üzerine devrilince onların altında sıkışıp kaldı. Alman komutan, hep yaptıkları gibi “işi garantiye almak için” elinde tabancasıyla, tek tek cansız bedenlere ve bu arada Carlo’nun kafasına ateş etti ama bu defa da kurşun onun yanağını parçalayıp geçti. Çektiği acıya rağmen dişini sıktı Carlo ve nefesini tutarak sessiz kaldı. Askerler gittikten sonra da hava kararana kadar orada bekledi; bir yandan kan kaybediyordu. Gece olunca kan içindeki gövdesini tepedeki köye kadar zorlukla sürükledi ve bilincini kaybetmek üzereyken rastgele bir evin kapısını çaldı; kapının eşiğine yığılıp kalmıştı. Carlo Bariatti adında yaşlı bir köylü, onu içeri aldı ve sonra köylüler onu Nazilerden gizleyerek tamamen iyileşene kadar haftalarca sakladı.

Carlo, yeniden dağlara, eski birliği olan Valdossola Tugayı’na geri döndüğünde, katliamda ölen 42 arkadaşının anısını yaşatmak için “Quarantatré” (43) kod adını aldı. Savaşın geri kalanında bu isimle manga komutanı olarak faşizme karşı en ön saflarda çarpışmaya devam etti. 1945’teki büyük kurtuluş gününü de silahıyla karşıladı.

Unutmadı unutulmadı

1970’lere kadar İtalya’daydı Carlo. Ancak yaşadığı ağır travmanın yükü onu çok yıpratmıştı ve radikal bir kararla ülkesinden çıkıp Tayland’a yerleşti. Ömrünün kalan bölümünü orada yaşadı ama yoldaşlarını hiç unutmadı; sık sık İtalya’ya geldi. Tam da 91’inci doğum gününde, 16 Temmuz 2017’de Tayland’da hayatını kaybettiğinde, İtalyan yoldaşları “Güle güle 43” diye uğurladı onu.

Son nefesine kadar hiç unutmadığı ses ise silahlar ateşlenirken Cleonice’den yükselen o son çığlıktı:

Viva l’Italia, viva la libertà per tutti!

Yaşasın İtalya, yaşasın herkes için özgürlük!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Zafer Yörük yazdı: Kurtlar sofrası

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak...

Yonca Özdemir yazdı: Canavarlar çağında barışı aramak: 81. BM Genel Kurulu’ndan notlar

Son haftanın dünya gündeminin ağırlık merkezi şüphesiz New York’taki...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Haftanın ardından kısa ama önemli bir özetleme

Geçen haftaya bakınca, akılda direkt kalması gereken gelişmeler yaşandı....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gramsci ve Cemaadımızdaki Aydın Krizi

Antonio Gramsci üretim ilişgilernin içündeki her toblumsal grubun gendi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Almanya’da sol, Irak’ta merkezileşme gelişmeleri

Geçen hafta sonu Almanya'da iki eyalette de seçimler gerçekleştirildi....

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sağlıkta bütçenin %15,2’si sevklere gidiyor

Kuzey Kıbrıs’ta kamu sağlığına ilişkin yapılan iddialı açıklamalarla sahadaki...

Canlı yayın