iktibasGözde BedeloğluAres’e denizi çok gördüler - Gözde Bedeloğlu

Ares’e denizi çok gördüler – Gözde Bedeloğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Bu hafta yaşanan iki örnekte gördük ki, kıyılar istenildiğinde hayvanlara kapatılabiliyor, su kenarında serbestçe dolaşıp denize girmeleri engellenebiliyor. Kendini doğanın tek sahibi sayan insanların bir şikâyetiyle hem de…

Biliyorsunuz, AKP hükümetinin önemli hizmetlerinden biri de 2015 yılında kurulan CİMER yani Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi. Yurttaşlar talep, ihbar ve şikâyetlerini telefon ya da internet üzerinden doğrudan cumhurbaşkanlığına iletebiliyor.

Balıkesir Erdek’te biri ya da birileri, kamp alanında yaşayan otuza yakın kazın çevrede dolaşıp denize girmesinden rahatsız olup CİMER’e bildirmiş. CİMER de, “Sayın yurttaş bunlar adı üzerinde kaz, denizde yüzmek ve hatta Allah sizi inandırsın ara ara su altına dalmak üzere tasarlanmış canlılar, böyle şikâyet mi olur” dememiş ve hayvanların kümese kapatılmasına karar vermiş. Kazların sekizi, stres ve sıcak nedeniyle ölmüş.

Diğer ‘olmaz bu kadar’ dedirten haber İzmir Dikili’den. Satın alınan ancak heves kaçınca sokağa bırakılan binlerce köpekten biri olan Ares, denize giriyor diye belediyeye şikâyet edilmiş. Belediye de kimseye bir zararı dokunmayan, tek derdi yaz sıcağında biraz serinlemek olan köpeği barınağa kapatmış. Ares de, orada kaptığı virüs nedeniyle ölmüş.

***

Geçen yıl, bütün itirazlara rağmen, sokak hayvanlarının toplatılmasına ilişkin yasa değişikliği TBMM’de kabul edilmişti. Düzenlemenin iptali için CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu fakat AYM yasanın iptal başvurusunu reddetti. Eğer, örneklerine şahit olduğumuz gibi topluca zehirlenmezlerse, tıpkı Ares gibi hapsedildikleri pis ve bakımsız barınaklarda ölüme terk ediliyorlar. Bunun yanında cins hayvanların üretimi ve satışına dair hiçbir engel yok.

Yok kazlar etrafta çok geziyor, yok köpek denize girip yüzüyor gibi bahanelerle, doğayı kendine hizmetkâr sayıp, beraber yaşamaya yazgılı olduğumuz hayvanların yaşam alanına destursuz giren insanoğlundan daha pisi mi var ki dünyada? Geçen yıl Nepal, dünyanın en yüksek dağı olan Everest ve Himalayalar’daki diğer iki zirveden 11 ton çöp topladığını açıklamıştı. Okyanuslardaki plastik kirliliği de her yıl katlanıyor. Bu plastikleri denize giren Ares değil, onu şikâyet edenler kullanıyor.

***

Ve yine, ‘çok geziyorlar’ diye belediyeye bildirilen kazların üzerinde ne tişört var ne pantolon. Tekstil sektörü, su ve karbon ayak izi en fazla olan sektörlerin başında geliyor. Bir adet pamuklu tişört üretebilmek için 2 bin 700 litre, 1 kot pantolon için 8 bin litre su harcanıyor. Üretimin ve tüketimin hızlı olduğu tekstil sektörü atık fazlalığıyla çevreye zarar veriyor ve maalesef sadece küçük bir oranı geri dönüştürülüyor. Kazların tüylerini yolarak kendine mont yapan insanoğlu can alıp gezegeni yaşanmaz hale getirmekten çekinmiyor ama CİMER’i arayıp bu kazlar gezmesin, yüzmesin diye şikâyet etmesini biliyor.

Ares’in denize girmesinden iğrenip ölümüne sebep olan insanlar duymuş mu ki, Everest insan dışkısı yüzünden kokmaya başlamış!? Nepalli yetkililer, dağcılarla ilgili bu konuda ek önlemler almak zorunda kalmış. İşin özeti, insandan daha pis, daha vahşi, gezegene daha zararlı bir canlı yok elbette.

Yıllardır sürdürülen kutuplaştırıcı siyaset nasıl ki insanların öteki ile bir arada yaşam düzenini bozduysa, toplu hayvan katliamının önünü açan yasal düzenlemeler gibi akla ve vicdana sığmayan uygulamalar da şiddeti normalleştirdi. Serinlemek isteyen bir köpekle denizi paylaşmamak ya da bir grup kaza kafayı takıp ölümlerine sebep olmak, insan ve doğa ilişkisinin uğradığı ahlaki ve vicdani erozyona dair ciddi şeyler fısıldıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sağlıkta bütçenin %15,2’si sevklere gidiyor

Kuzey Kıbrıs’ta kamu sağlığına ilişkin yapılan iddialı açıklamalarla sahadaki...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Guterres görüşmesi gerekçe gösterildi: Sendikacı Selma Eylem’e siyasi gözdağı!

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adayı ziyareti sırasında sivil...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Atı Üsküdar’dan geçirmeyen kadın

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık her iki Üsküdarlı’dan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın