yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAnlamak, gelmekte olanı! – Özkan Yıkıcı

Anlamak, gelmekte olanı! – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman deyişik duygular altında kaldığım oluyor. Sık sık olmasa da özellikle önemli konuları az köşemde yetersiz kaldığım anda düşünemeden edemiyorum. Su yüzünde yazdığım duygusu oluşuyor. Gerçeklerle etkileri karşşısında böyle düşünceye geliyorum. Sonra, gençlikten günümüze kendim yeniden sorgulanıyorum: elde bilgi olmadığı için araştırmalarda çektiklerimizin zorluğu anımsanıyor. Ozaman da ilerisini de düşünüp yeniden klavyenin başına geçiyorum… Yalnızlık arkadaşımla birlikte karşıda ufak sesle ya belgesel veya müzik eşliğinde konuları kısa köşeye sıkıştırmaya çalışmaya girişiyorum.***

Gerçekten, yaşadığımız günler hem gelişmelerle oldukça ilerisi için yer brakacak derecede önemli içerikler taşıyor. Bir de yakın tarihin bazı önemli günleri, bize gelinen günümüzün yanıtını verecek derecede önemli sonuçları nı da yaşamaktayız. Örneğin; 22 Ocak… Afrika gazetesi Afrin işkali için baş haber yaptı. Türkiyeden Bursadan Erdoğanın önce hakaret derecede “paçavra gazete” deyip fermanı patlatı. 22 Ocak günü Lefkoşada alışılmamış kitlesel linç gelişmesi yaşandı. Polisin sesizliği de malum. Müdahale eden komutanın da başına gelenler başka hikaye, Hala yargıda. Tıpkı, Lisi belediye eski başkanı Lurucinada kaçakçılık yaparken yakalanışı; sonra yakalayan görevilinin başka yere gönderilmesi gibi…. Öfkenin hızıyla Afrikadan başlayan olay meclisin tepesine aşiret bayrağı çekmeye dek uzandı. Meclisi basan ve olanlar karşısında, eylemcilere polis müdahale etmezken, birkaçı elbet hariç, meclisten çıkan bazı vekilerle kucaklaşmalar da başka bir gerçeklik olarak yazıldı. Bu kucaklayanların şimdi nerelere geldikleri de koltuk listesinden belli.

Ayni tarihi güne gelirken, sistemin süper gücü ABD yine Kongre baskısına uğradı. Bazı tavırlar benzese de “polisin” yine de oldukça farklılıklar da var. Ama, en azından yaşanan bu 3  yıl öncesi olayın anımsanıp hem  basın özeti bakımından hem de parlementonun kutsalık başına geçirilen simgenin eleştirel yönle ders bakımından konuşulması da gerekmezmiydi? Anımsanmadı. Ayrıca, son dönemde yavaş yavaş başlayan Türkiyede K. Kıbrıstaki gazetecilere dava aşma olayına en son “A. Akına” da geldi. Hem de bu tarihi ve güncel birikim içinde. Tepki pek konulmadı. Hele de parlementodaki partilerin gıkı çıkmadı. Bol bol demokrasi ve eleştiri lütüfları uçuştu. Nedense Türkiye gerçeğine dokunmak daha bir duvarlaştırıldı. UBP dahi destekle koltuklarda oturtulurken, a  son dönemdeki müdahale ile ne hallere getirildiği de ortada. Kurultayına dahi saygı gösterilmediği süreci yaşadı. Umadığı halde birisi saraya öteki başbakanlık ünvanını aldı. Ama, bol bol egemenlik, başarı ve veriştirme sözleri havada gırla gidiyor.****

Yukarda ülkemizin önemli basit yakınn tarih ve günümüz sentezleştirmeğe çalıştım. Aslında şu basit  yanılgıya hep düşüldü. Öyle sistemsizlik veya uluslararsı kararlar lafıyla geçiştirilme olamazz. Taksim tezinin İngiliz tezi olduğunu belgeler kanıtlıyor. Hat ta Türkiyeyi istememesine rağmen, zorla yönlendiğrip devreye konuldu. Türkiye İngiltere ilişkilerini Osmanlı döneminden beri doğru okuyanlar bunları kolayca bulur. Üstelik, Türkiyenin itirazlarına ve ilgilendirmez tutumuna karşın “6 7  Eylül  olaylarının da” gerçekleştirilip, böyleikle Türkiye Kıbrıs masasına oturtulduğu da tarihsel kaynaktır. Yine 74 dönemindeki Kisincırın fırsatı kulanıp Türkiyeye Federal dönüşünme geçme isteği veya 78 yılında o  zamanki AET ve şimdiki simgesiyle AET Türkiyeye hem üye olma hem de Kıbrıs sorunundaki benzer önerileri yine zamansızdır denilip Ecevit hükümetinin ret edişi pek konuşturulmaz. Özalın Kıbrıs sorunundan sıyrılma önerisine Amerikan yetkililerin “siz Nato adına oradasınız* Çekilecekseniz, bildirin de tetbirini alalım” karşılığı da yankı bulmadı. Annan planını nasıl yanlış anlayıp Rumlara veriştirerek Daha Türkiyeleşme yönelişini de okuyamadık. Okuyanlar “ki ben de vardım” olayın son referandum sürecine gelinmişken gelen bilgilerle anladık. Doğrusu da yanılmadık.

Bunları neden anımsatıyorum: çünkü hala sistem güçleri ne yapmak istediklerini biliyor ve gerçekleştirmek için sancısızca adımlar atılıyor. Kimse bana hala K. Kıbrısın gidişatının federal yapı olduğunu söyleyemez. Dahası, alınan adımlardan tutun masaya konulan görüşlerin dahi federasyon ve birleşik Kıbrıs deyil, resmen Türkiyeleşmenin yasalaştırılması veya bu günkü koşulların daha kalıcılaştıralarak sistemin hizmetine sunulmadır. Boşuna deyil Kumarhaneler yerleştirildi. Nİfus deyiştirilip yetkiler birer birer direk Ankaraya bağlandı. Son TRT filim çekimindeki Elçilik izniyle verilen bilgi normal hal gibi kabuleebnmedi! Hem de kuraala göre gaaranti, izni verecek Sağlık makamı varken, yöre muhtarı ile belediye başkanının bilgilendirme prosedürü kuralken, Saray ve Elçilik izniyle işler olup bitti. Sonra, köydeki farkında olmayla konu açığa çıktı. Kim bilir, nice giren çıkan olurken haberimiz olmadı. Zaten yakalanan kaçak denecek veya izni dahi tartışılan uçak yolcuları ve sonrası kellesi alınan makamcı olayı da sorguda buharlaştı. Makamcı da kısa zaman sonra makama döndü.

Bunlar hep K. Kıbrıs gerçeklridir. Türkiye gerçeği bilinmeden, davranışlar birlikte ele alınmadıkça bunlar anlaşılmaz. Türkiyeyi Anlamadan, destekçilerinin de müsaade konusunu eklemeden geleceğimizi okuyamayız. Türkiyede şüpe üzerine veya birinin iftirasıyla tutuklanıp görevden alınırken, bunun deyişik şekilde buraya gelmemesi mümkün deyildir. Ekonomik krizin olduğu dahi konuşturtmama uğraşı olurken, Tek adam demenin bazen hapse dek  gidildiği bolca yeni hapisanelerin oluştuğu ğülke gerçeği vardı. 22 Ocak bize net anlatı. Bursa Buyruğu, buradaki bazı belediyelerin destekleriyle de linç hareketi gerçekleşti. İşin daha da net olanı, linç hareketine katılan belediye başkanları yeniden seçilirken, meclise bayrak çekenleri kucaklayan vekiler, hem seçildiler, hem de uyumlulukla seçilenler de makamların üstüne çıktılar. Ama, bunlar dahi konuşulmuyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan’da tipik bir hareketin, sokak karşılığı

Hindistan, son dönemlerde iyice gündeme çekildi. Yoğun nüfusuyla kendine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tarihsel gelişmelere tanıklık ederken

Sabahleyin uyanırken dahi artık biriken gerçeklerle, biraz düşünürsek, tarihsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: 20 Temmuz benim için hatırlattıklarından seçkiler

Her 20 Temmuz sabahı uyandığımda, birçok günü bir anda...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist gerçeklikte İran’a karşı olan saldırılar

Kapitalist sistem neoliberal sürece geçerken, kendi resmi ideolojik bakışını...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 3

Peş peşe sizi yakın tarih hafıza canlandırmaya odaklaştırdım. 15...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,919TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıslı Türklerin Yok Oluşu: Çözümü Zorlaştıran Görünmez Etken

Hemen açıklığa kavuşturmak isterim: Kıbrıs Türk toplumu herhangi bir...

Ceyda Beysel yazdı: Mücadele umut versin

Arnavutluk’ta Zvernec bölgesinde koruma altındaki Sazan Adası’nı da kapsayan Trump ailesi...

Yücel Özdemir yazdı: Avrupa’nın ‘şans kıtası’ Afrika mı?

Bir yıldan fazla bir süredir Almanya Dışişleri Bakanlığı koltuğunda...

Fikret Başkaya yazdı: Akademide kırım

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen sonrasında ve takip...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan’da tipik bir hareketin, sokak karşılığı

Hindistan, son dönemlerde iyice gündeme çekildi. Yoğun nüfusuyla kendine...

Maria Yeorgiu yazdı: Amiyandos: Monte Karlo’dan Sessizliğe

Kıbrıs'ın dağlık bir köyü bir maden sayesinde nasıl refahın...

Canlı yayın