iktibasKıvanç EliaçıkABD’den genel grev manzaraları - Kıvanç Eliaçık

ABD’den genel grev manzaraları – Kıvanç Eliaçık

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

ABD’de “grev” kelimesi tarih kitaplarında unutulmuştu. Son yıllarda yeniden duyulur oldu. Hollywood grevleri, Amazon ve Starbucks işçilerinin eylemleri, otomotiv işçilerinin fabrikadan taşan grevleri… Şimdi listeye bir halka daha eklendi: Minnesota.

23 Ocak 2026’da Minnesota’da, merkezi Minneapolis-St. Paul ikiz şehirleri olan ama eyalet geneline yayılan bir eylem günü yaşandı: Hakikat ve Özgürlük Günü (Day of Truth and Freedom). Sendikalar, göçmen örgütleri, inanç grupları ve mahalle dernekleri “İşi bırak, okula gitme, alışveriş yapma” diyerek harekete geçti.

Binlerce kişi iş bıraktı. Çok sayıda işyeri açılmadı. Öğrenciler okula gitmedi. Esnaf kepenk kapattı. Birçok kişi alışverişi kesti.

Bunu “protestolar düzenlendi” diye anlatmak yetersiz kalır. O gün Minnesota’da hayatın olağan akışı durdu. Daha doğrusu, sermayenin “olağan” kabul ettiği akış durduruldu.

Genel grev hareketinin kıvılcımı 7 Ocak’ta çakmıştı. Minneapolisli şair ve üç çocuk annesi Renee Good, bir ICE ajanı tarafından öldürüldü. ICE, ABD’de göçmenlere yönelik gözaltı ve sınır dışı işlemlerini yürüten kolluk kuvvetidir.

Ardından protestolar başladı ve günlerce aralıksız sürdü. Eyalette askeri yığınak yapıldı. Okul çıkışlarında gözaltılar, göçmen mahallelerinde devriyeler ve polis şiddeti birbirini takip etti. Kentler kuşatma altına alındı.

Göçmenler bu baskı altında görünmez olmaya çalıştı. Evde kaldılar; işe, okula, alışverişe çıkamadılar. Bu, bir yandan politik bir tavırdı; bir yandan da hayatta kalma refleksi. Göçmen nüfusun yoğun olduğu eyaletin ekonomisi etkilenmeye başladı.

Minnesota’daki genel grev sadece işyerleriyle sınırlı değildi. Daha geniş bir direniş biçimiydi:
iş bırakma + okul boykotu + kepenk kapatma + alışveriş boykotu.

ABD’de bu tür eylemler sendikalar için riskli. “Grev” demek bile kimi durumlarda suç kabul ediliyor. Bu yüzden birçok yerde “iş yavaşlatma”, “hizmet üretmeme”, “toplu izin”, “hastalık izni” gibi yöntemler kullanıldı.

Minnesota halkı protestolarla yetinmedi. Bir devlet kurumu olan ICE’ı protesto etmek için, diğer devlet kurumlarını özellikle ekonomik kurumları hedef aldı. Protesto etmekle yetinmedi onları durdurdu.

Minneapolis–Saint Paul Havalimanı günün simge mekanlarından biri oldu. Sabah saatlerinde binlerce kişi terminale giden yolu kesti. En önde farklı cemaatlerden din adamları vardı.

Havalimanı blokajı her şeyden önce lojistiği durdurdu. Kargoları, turizmi ve pek çok hizmeti aksattı. Ama aynı zamanda göçmenlerin sınır dışı işlemlerini de engellemiş oldu.

ABD’de “kurumsal” kelimesini çok seviliyor. Şirketleri ve sermayenin kurumlarını kastediyorlar. Minnesota genel grevi sermayenin olağan akışını durdurdu. Şiddeti ve ekonomiyi aynı anda hedef aldı.

Minneapolis daha önce de büyük protestolar görmüş bir şehir. Mesela, 2020’de George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan, polis şiddetine ve ırkçılığa karşı kitlesel protestoların çıkış yeri burasıydı. Siyahların Hayatı Değerlidir (Black Lives Matter) hareketi büyüdü ve dünyaya yayıldı.

Minnesota’daki genel grev, bu hafızanın üstüne kuruldu. Aynı zamanda Trump döneminde güçlenen Krallara Yer Yok (No Kings) hareketinin de bir yansımasıydı. “Kral”a itiraz bu kez sadece sokakta kalmadı; üretime, işyerine, tüketime taşındı.

ABD’de göçmen işçiler, tarımda, inşaatta, hizmette ve bakım işlerinde ekonominin omurgası. Ama patronlar göçmenleri daha kolay hedef alıyor: düşük ücret, güvencesizlik, sigortasızlık, ayrımcılık… Korku büyüdükçe çalışma koşulları kötüleşiyor. Minnesota’daki kuşatma bunu bir kez daha gösterdi.

Bu eylem bir gün olarak kalabilir. Ama aşılmış bir eşik de sayılabilir.

Bundan sonrası iki yola ayrılıyor: Ya herkes “ne gündü” der, sonra hayat eski akışına döner.
Ya da işyerinde örgütlenme büyür, boykot güçlenir, mahalle dayanışması sürer ve “genel grev” fikri başka eyaletlere taşınır.

Bugün Minnesota’da hem sendikalarda hem de siyasi hareketlerde aynı soru dolaşıyor: “Bir kez durdurabildiysek, tekrar durdurabilir miyiz?” Üstelik grevin ardından ICE yeni bir cinayet daha işledi. Bu yüzden “daha büyük bir grev” çağrıları yükseliyor.

Minnesota’nın verdiği ders basit: Ekonominin olağan akışını durdurmak, siyaseti de değiştiriyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıvanç Eliaçık yazdı: Flamingo Devrimi

Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki Vjosa-Narta Deltası ve Sazan Adası,...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan ve...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Kütüphanede olmayan kitaplar

Türkiye’de demokrasi hep trajikti ama farsa hiç bu kadar...

Nakba’dan sürgüne: Edebiyatın hafızası — Kıvanç Eliaçık

Filistin edebiyatının modern karakteri 20. yüzyılın başında şekillenmeye başladı....

Devletsiz bir ulusun ulusal sineması – Kıvanç Eliaçık

Filistin sineması, ‘Filistin’de çekilen’ veya ‘Filistin’i anlatan’ filmlerden çok...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın