iktibasKavel AlpaslanABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse? - Kavel Alpaslan

ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse? – Kavel Alpaslan

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın şiddeti Basra Körfezi’ndeki ülkelerde şiddetli bir şekilde hissediliyor. Tahran’ın bölgedeki ABD askeri üslerine düzenlediği saldırılar, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelerin yöneticileri tarafından kınandı. Fransa, Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri de ‘Demokratik olmayan İran rejimine karşı müttefiklerini savunacaklarını’ söyleyerek savaşta ABD-İsrail tarafında kalacaklarını belirten net bir tavır aldı.

Fakat bölge halkının tepkisi değişiklik gösteriyor. Stratejik ada ülkesi Bahreyn’de bulunan ABD üssünün vurulması üzerinde bölge halkının ‘sevinci’ dikkat çekiciydi. Bunun sebebi nüfusunun büyük bir çoğunluğu Şii Müslümanlardan oluşan Bahreyn’in, ABD-İngiltere-Suudi Arabistan destekli Sünni bir monarşi tarafından baskıyla yönetilmesi.

Monarşiyi ipten kurtaran Suudi askerleri

Hatırlayalım, adına son derece sorunlu bir şekilde ‘Arap Baharı’ denilen dönemde Bahreyn’de iktidar halk ayaklanmasıyla devrilme noktasına gelir. Şubat 2011’de başlayan ayaklanma anayasal reform ve ayrımcılığın sona ermesi gibi taleplerle ilerlerken El Halife monarşisi eylemleri sert bir şekilde bastırmaya çalışır. Ancak karşılaşılan yoğun direnişle birlikte Körfez İşbirliği Konseyi, ‘Yarımada Kalkanı Gücü’ adı verilen askeri birliklerini ülkeye gönderir. Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki bu girişimle birlikte ayaklanma sert bir şekilde bastırılır. Suudi askerleri, protestoların merkezi İnci Meydanı’nı boşaltır. Toplam 100’ün üzerinde sivil hayatını kaybeder.

Protestolar, El Halife monarşisinin korunmasıyla sonuçlansa da muhaliflere ve Şii gazetecilere ve siyasi/dini açıdan Şiilerin önde gelen isimlerine yönelik baskılar ivme kazanır. Ülkedeki mezhepsel çatışma ABD-İngiltere destekli bir azınlık monarşisi elinde derinleşir. Bahreyn’in İsrail’le ilişkilerini normalleştirme kararı aldığında yaşanan yoğun protestolar da yine aynı toplumsal taleple yönetici elitlerin tercihleri arasındaki uçurumun göstergesidir.

Hanedanlık stratejik önemin bekçisi

ABD’nin Bahreyn gibi ekonomik ve stratejik bir yeri kimseye kaptırmak istemeyeceğini tahmin etmek de güç değil. Başkent Manama, bugünlerde İran’ın saldırılarına hedef olan büyük askeri üslere ev sahipliği yapıyor. Sorumluluk alanı Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e, Umman Denizi’nden Hint Okyanusu’nun bir bölümüne kadar genişleyen ABD dnanması 5. filosu burada bulunuyor. Muharrak Havaalanı ve İsa Hava Üssü de ABD tarafından kullanılıyor.

İran’a ait bir İHA ile Bahreyn’deki ABD üssünün radarına yapılan saldırıyı görüntüleyenlerin neden ‘sevinçle’ karşılandığını bu açıdan bakarak değerlendirirsek anlamlandırmak çok zor olmayacaktır. İsrail ve ABD’nin başlattığı savaşın ardından Bahreyn’de yoğun sokaklar tepkili kalabalıklarla dolu. Protesto gösterilerinde yer yer şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Pek çok gösterici gözaltına alınırken 2011 benzeri bir sürecin yaşanmasını önlemek adına Suudi ordusunun ülkeye girdiği yönünde bilgiler paylaşılıyor.

Rejim değişikliği istemez misiniz?

Savaşın yıkımı ve an itibarıyla ulaştığı geniş kapsamı düşünüldüğünde kalkıp merceği Bahreyn’deki tepkilere odaklamak yersiz görünüyor olabilir. Ancak müzakerelerin ortasında tek taraflı başlatılan bu savaşa meşruiyet halesi vermek için dikilmek istenen kılıfı bir kez daha düşünelim.

ABD Başkanı Donald Trump, kendilerine karşı bu şeytani rejime savaş açtıklarını söyledi, İran halkına seslenerek “Özgürlük için beklediğiniz an geldi, bir daha bu fırsat elinize geçmeyebilir” diyerek ülkedeki yönetimi devirme çağrısı yaptı. Avrupalı liderler de Trump’ın savaş kervanını takip ederek ‘İran’ın demokratik bir ülke olmadığını’ vurguladı.

Aksini iddia edecek değiliz. Ancak dünyanın karşılaştığı olayın başlığı “İran’ın ne kadar demokratik olup olmadığı” değil; ABD ve İsrail’in başlattığı savaş. Gündem son derece açık bir şekilde İsrail ve ABD’nin sürdürdüğü sistematik savaş politikasıyken, kalkıp bu sözleri ısıtmak, emperyalist müdahaleleri kamuoyu için hazmedilebilir hale getirmek demek.

Ne ABD’nin ne İsrail’in ne de Avrupa ülkelerinin örgütlediği ve desteklediği savaşların hiçbiri zulmedilen bir halkın başındaki rejimi devirmesi için başlatılmadı. Bahreyn gibi yönetilen, ancak ABD müttefiki olduğu için adına ‘rejim’ bile denmeyen onlarca ülke sayılabilir. Hiçbiri kendini insan hakları savunucusu ve demokrasi koruyucusu olarak pazarlayan liderlerin ya da burjuva-liberal medyanın umurunda bile değil. Çünkü herkes kendine verilen rolü oynamakla meşgul: Washington’ın gösterdiği hedefin doğruluğunu kanıtlamak.

İşte böyle bir savaş anında korkunç bir monarşi altında kesin bir baskıyla ülkesini yöneten azınlığa karşı yükselen tepkiler, bize emperyalistlerin önceliklerini bir kez daha hatırlatıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü...

Kavel Alpaslan yazdı: Komünizm bitti de antikomünizm bitmedi mi?

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ‘aşırı-solu’ güncel...

Kavel Alpaslan yazdı: ‘Aşçı, köfteleri tazele! Ülkemizi NATO’ya kötü göstereceksin!’

Normal şartlarda Ankara, bürokrasi trafiğine alışkın bir kent. Hatta...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın