Kıbrıs iktibasPınar TaşVasatın muteberliği - Pınar Taş

Vasatın muteberliği – Pınar Taş

Ada artık bir harita üzerindeki toprak parçası değil, koskocaman bir tımarhane. İçeridekiler dışarıdakileri, dışarıdakiler içeridekileri normal sanıyor. Gündemler çarşıda satılan plastik oyuncak gibi… Her gün bir yenisi, her gün bir ucuzu, her gün daha kırılganı. TC’den müdahaleler ise olağanüstü hal değil, gündelik hal. Mesut Özil’in ve Yavuz Bingöl’ün teşrifleriyle, vasatın resmi sanatçısı ile vasatın resmi futbolcusunun “milli” sahne performansına şahit olduk. Omurgasızlık artık bir biyolojik değil, politik kategori.

Bu toplumun içine yerleşen kabulleniş daha ağır… İnsan haysiyetine yakışır bir yaşam, kitlelerin gözünde ütopya. Vasatlık, bir yaşam biçimi değil, ideolojik program. Herkes günü kurtarmanın peşinde, gün kurtuldukça hayat kayboluyor. Nerden tutsan elinde kalan bir tablo bu. Ekonomi çökmüş, kurumlar çürümüş, siyaset halkına düşman kesilmiş. Fakat asıl çürüme, herkesin bu çürümeye “alışmış” olması.

Gençlerin aklında tek bir soru var; “Buradan nasıl kaçarım?” Kimi bavulunu şimdiden hazırlıyor, kimi pasaport kuyruğunda bekliyor, kimi ise kendi ülkesinde yabancı kalmayı göze alıyor. Geriye kalanlar? Onların sırtında, “çocuklarımıza bir gelecek kuramadık” utancı. Yarın çocuklarımız, ada bu hale gelirken biz neredeydik diye sorduğunda, yüzlerine utanmadan bakabilecek miyiz? İşte asıl mesele burada.

Fakat utanabilmek bile bir erdemdir, bizde çoğu kalmamış. Ada, en çok da bu yüzden tımarhane… Akıl kaybolmuş, izan rafa kaldırılmış, onur susturulmuş. Geriye, vasatın şenlikli çığırtkanlığı kalmış.

Ada, dışarıdan bakıldığında küçük bir coğrafya, içeriden yaşandığında ise büyük bir trajedi. Ama her trajedinin içinde, yeni bir başlangıcın tohumları saklıdır. Bugün sokakta suskun olan halk, yarın bir sözcükle, bir şarkıyla, bir yürüyüşle yeniden ayağa kalkabilir. Çünkü tarih, en umutsuz anlarda bile onurunu kaybetmeyenlerin yazdığı bir defterdir.

Oyun bitti sanıyorlar. Oysa biz hala buradayız, çocuklarımızın gözlerine utanmadan bakabilmek için, onurumuzu kaybetmeden direniyoruz… Belki çok şey elimizden alındı, ama onurumuzla varız. Ve bu ada, ancak o onurla yeniden kurulacak…

Diğer yazıları

Noel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi – Pınar Taş

Çocukken Bulanık sokaklarında gördüğüm siyah paltolu adam, sırtında beyaz...

Redd-i Miras, kırığın soykütüğü – Pınar Taş

İnsan, yalnızca doğduğu yerin değil, yarım kalmış cümlelerin de...

Tımarhane günlüğü – Pınar Taş

Tımarhanede bugün tören var. Bayrak yine ütülü, akıl yine...

Apê Musa’nın Ardından – Pınar Taş

Bir halkın dili yasaklandığında, suskunluk değil direniş doğar. Bir...

Çocuğun çantası ve devletsizliğin gölgesinde yükselen cemaatler – Pınar Taş

Okullar açılıyor. Raflar çocuk ayakkabıları ve çantalarıyla dolup taşarken,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

Canlı yayın