Kıbrıs iktibasPınar TaşRedd-i Miras, kırığın soykütüğü - Pınar Taş

Redd-i Miras, kırığın soykütüğü – Pınar Taş

İnsan, yalnızca doğduğu yerin değil, yarım kalmış cümlelerin de mirasçısıdır. Hepimiz, atalarımızın suskunluklarından bir harita devralırız; yönü belirsiz, ama izleri derin.

Bazı acılar kalıtsaldır, DNA’da değil ama davranışta saklıdır. Bir kuşağın korkusu, diğerinin refleksi olur. Biri bağırdığı için diğeri susar, biri sustuğu için öteki bağırır. İşte o denge, bir toplumun görünmeyen soy ağacıdır.

Travma yalnızca bir yara değil, zamana direnen bir yankıdır. Bir ailenin sessizliğinde büyür, bir annenin titrek nefesinde, bir babanın uzak bakışında. Kimse bilmez, ama herkes hisseder. Ve o hissi adlandıramadığın her an, sen de onu bir sonraki nesle geçirirsin  farkında olmadan, iyi niyetle, sevgiyle bile bazen.

Bizim kuşağın yükü bu, mirası reddetmek. Ama nasıl reddedilir bir miras ki içinde sevgi de var, acı da, emek de, suskunluk da Bir yandan minnettarlık duyduğun, bir yandan özgürleşmek istediğin bir geçmiş bu. Hem kökün hem zincirin aynı bedende birleştiği yer.

Sevgiyle ilgili ilk derslerimizi yanlış kitaplardan okuduk. Sevilmek için uslu durmamız gerektiği söylendi. Koşulsuzluk bize öğretilmedi, hep bir beklentinin gölgesinde büyüdük. Şimdi o yanlış öğretinin kalıntılarını sökmeye çalışıyoruz.. Çocuklarımızın gözlerine bakarken kendi çocukluğumuzu telafi etmeye. Her sarılışta, alınmamış bir sarılmayı tamir ediyoruz.

Ama mesele sadece bireysel değil. Bu bir kuşaklar arası direniş. Çünkü geçmiş, sadece kişisel bir deneyim değildir.Toplumsal kodların sessiz bir sürekliliğidir. O yüzden redd-i miras, aslında kültürel bir başkaldırıdır. Bir neslin diğerine “ben bunu taşımayacağım” deme cesareti.

Bizim dilimizde “özür dilerim” yeni bir siyaset gibi..Bir iktidar biçimini reddediyor, kusursuz görünme zorunluluğunu, otoriteyi, susmayı.. Bir ebeveynin özrü, bir çocuğun özgürlüğüdür çünkü. Bizden öncekiler özür dilemedi, onlar sadece devam etti. Biz durduk, baktık, hatırladık. Ve şimdi, devam etmemenin erdemini öğreniyoruz.

Her sabır, eski öfkeye bir manifesto gibi. Her kırık, yeni bir anlayışın eşiği. Kırılmak artık zayıflık değil, dönüşümün işareti.

Belki de insanın en büyük görevi budur, kendi yarasından bir dil inşa etmek. O dille başkasının sessizliğine köprü olmak.

Kendini onarırken, bir başkasını da iyileştirebilecek bir yankı bırakmak.

Biz kırığız, evet. Ama kırık olmak, geçmişin ağırlığını taşırken bile geleceğe ışık taşımak demektir. Eksikliğimiz, başkalarına alan açıyor. Sarsak yürüyüşümüz, ardımızdakilere bir patika çiziyor.

Ve belki de tüm mesele şu kadar yalın.. Bizden sonraki çocuklar, bizden önceki sessizliği tekrar etmesin diye, kendimizle konuşmayı öğreniyoruz nihayet…

Diğer yazıları

Noel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi – Pınar Taş

Çocukken Bulanık sokaklarında gördüğüm siyah paltolu adam, sırtında beyaz...

Tımarhane günlüğü – Pınar Taş

Tımarhanede bugün tören var. Bayrak yine ütülü, akıl yine...

Vasatın muteberliği – Pınar Taş

Ada artık bir harita üzerindeki toprak parçası değil, koskocaman...

Apê Musa’nın Ardından – Pınar Taş

Bir halkın dili yasaklandığında, suskunluk değil direniş doğar. Bir...

Çocuğun çantası ve devletsizliğin gölgesinde yükselen cemaatler – Pınar Taş

Okullar açılıyor. Raflar çocuk ayakkabıları ve çantalarıyla dolup taşarken,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,985TakipçilerTakip Et
790AboneAbone Ol

Son eklenenler

İran ordusu – Müslüm Yücel

İran’da askeri yapı teknik bir güvenlik kurumu değildir; ordu,...

ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse? – Kavel Alpaslan

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın şiddeti Basra...

İki sihirli kullanımla süsletilen kavram – Özkan Yıkıcı

Bazen dilimiz öylesine alışır ki beynimiz hemen kullanıma sokar....

“Mavi vatanımız”ı “Sormagir hanı”na çevirdiler… – Hasan Kahvecioğlu

Doğu Akdeniz, bizim hoyrat milliyetçilerin “mavi vatan”ıydı… Ülkücü, kafatasçı, dinci...

İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı – Yücel Özdemir

Bir haftasını geride bırakan İran savaşının uzun sürmesi durumunda,...

Savaş, gübre ve bağımlılığın faturası – Özge Güneş

Gıda egemenliği hareketleri, son yıllarda artan şekilde savaş karşıtı söylemin de...

Öncesi ve sonrası: Türkiye ekonomisi – Hayri Kozanoğlu

Ortadoğu’daki savaşın uzama ihtimali enerji fiyatlarını yukarı çekerken ülke...

Dünyanın En Güvenli Yeri: “Kıbrıs” – Şener Elcil

1960’lı yılların sonunda, çocukluk dönemimde göçmenlik yaşadığımız Tatlısu (Mari) Köyü’nde arkadaşlarımızla,...

Canlı yayın