iktibasKıvanç Eliaçık1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara - Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

Orjinal yazının kaynağıilketv.com.tr

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve kitaplarda da yansımaları var. Bazen bir romanda yürüyüşleri anlatan sayfalarda, bazen de kahramanların hikâyesinin arka planında karşımıza çıkıyor. 1 Mayıs’ın doğuşunu, yasaklanmasını ve bu tarih etrafında yaşanan katliamları anlatan araştırma kitapları da kütüphanelerde bizi bekliyor.

Türkçe romanlarda 1 Mayıs

Türkçe edebiyatta 1 Mayıs denince en güçlü örneklerden biri Aysel Özakın’ın Alnında Mavi Kuşlar romanıdır. 1 Mayıs 1977 Taksim katliamının hemen ardından yazılan roman hem bir dönemi hem de bir travmayı anlatır.

Alnında Mavi Kuşlar’da Taksim, sadece bir meydan değildir. Umudun toplandığı, sonra silah sesleriyle dağıldığı bir yerdir. Romanın kişileri, o günün kalabalığı içinde hem kendi hayatlarıyla hem de dönemin politik havasıyla yüzleşir. Aysel Özakın’ın romanında kadınların kendi hayatlarıyla hesaplaşması ve 1970’lerin sert politik iklimi aynı sahnede birleşir.

“Armağan da yokuştan inerken bir başarı duygusu taşıyordu. Kendini bir karara yaklaşmış duyuyordu. Siyasal etkinliklere katılmanın yollarını arayacaktı.

Bir patlama sesi geldi kulağına. Bu ses ilk anda ona mitingin bir parçasıymış gibi göründü. Yokuşun sonunda, üç yol ağzındaydı. Patlamalar birbirini izledi. Armağan birden döndü, yukarıya doğru çevirdi yüzünü. Üç ayrı koldan, basamaklardan, sokaklardan işçilerin, öğrencilerin ve yürüyüşe katılan kadınların, erkeklerin koşarak indiklerini gördü. İnsan seli gitgide daha hızlı akmaya başladı. Armağan onların arasında buldu kendini…”

Kemal Anadol’un Son Durak romanı da 1 Mayıs 1977’ye odaklanır. Roman, Taksim’de yaşananları tarihsel ve siyasal arka planıyla ele alır. Burada 1 Mayıs, yalnızca bir miting değildir. Karanlık ilişkilerin, devlet içindeki hesapların ve Türkiye’nin 1970’lerde sürüklendiği şiddet ortamının düğüm noktasıdır.

Daha yakın dönemden bir örnek olarak Fatih Öcal’ın Mayıs romanı anılabilir. Roman, 1 Mayıs 2008 günüyle açılır. Bu kez 2000’li yılların polis ablukaları, yasaklı meydanları ve sert sokak çatışmaları anlatılır.

Dünya edebiyatında 1 Mayıs

Dünya edebiyatında 1 Mayıs denince ilk akla gelen eserler Maksim Gorki’nin Ana romanıdır. Gorki, işçi hareketinin yükseldiği bir dönemi anlatır. Romanın en bilinen bölümlerinden biri 1 Mayıs yürüyüşüdür.

1 Mayıs sayfalarında işçiler kendi güçlerini fark eder. Romanın merkezindeki anne karakteri de oğlunun mücadelesini bu sayfalarda daha iyi anlamaya başlar. Böylece 1 Mayıs, yalnızca işçilerin günü olmaktan çıkar; bilinçlenmenin ve dönüşümün sahnesi haline gelir.

“…Sonra aklı yeniden oğluna gitti. 1 Mayıs’ı düşündü. Bu tarih artık yeni bir anlam taşıyor, yeni titreşimler yaratıyordu onda. O günün getirdiği acı da bir başka türlüydü: İnsanı tepeleyen bir yumruk gibi inmiyor, başları yere eğdirmiyordu, onun yerine yüreğini eziyor, sakin bir öfke uyandırıyordu içinde ve bu öfke eğik sırtları doğrultuyor, başları dikleştiriyordu.”

Bir başka önemli örnek John Sommerfield’in May Day romanıdır. Bu İngiliz romanı doğrudan 1 Mayıs üzerine kuruludur. Roman Londra’da geçer. İşçiler, fabrika sahipleri, yoksullar, politik çevreler ve polis aynı şehirde, aynı gerilim içinde hareket eder.

May Day üç günlük bir zaman dilimini anlatır. Olaylar 1 Mayıs yürüyüşüne doğru ilerler. Fabrika kapıları, grev hazırlıkları, işçilerin örgütlenmesi ve polisin müdahalesi romanın temel çatısını oluşturur. Burada 1 Mayıs, romanın süsü değildir. Bütün hikâye o güne doğru akar.

Sommerfield’in romanında şehir de başlı başına bir karakter gibidir. Londra, sınıflara bölünmüş bir kent olarak anlatılır. Bir yanda işçiler, diğer yanda sermaye sahipleri vardır. 1 Mayıs yürüyüşü ise bu ayrımı görünür hale getirir.

Upton Sinclair’in Türkçeye Şikago Mezbahaları adıyla çevrilen The Jungle romanı doğrudan bir 1 Mayıs romanı değildir ama 1 Mayıs’ın doğduğu işçi dünyasını anlamak için önemlidir. Roman, Chicago mezbahalarında çalışan göçmen işçilerin ağır koşullarını anlatır. Açlık, sömürü, sağlıksız çalışma ortamı ve sendikalaşma ihtiyacı romanın temel meseleleridir.

1 Mayıs’ın köklerinde de Chicago işçilerinin sekiz saatlik işgünü mücadelesi vardır. Bu nedenle Sinclair’in romanı, 1 Mayıs edebiyatının doğrudan değil ama güçlü bir komşusu olarak okunabilir. Roman, işçilerin neden örgütlenmek zorunda kaldığını bütün çıplaklığıyla gösterir.

1 Mayıs’ı anlamak için araştırma kitapları

1 Mayıs’ın izini sürebileceğimiz romanların yanı sıra, bugünün tarihini anlatan önemli araştırma kitapları da var.

Bu alanda temel kaynaklardan biri Philip S. Foner’ın 1 Mayıs: Uluslararası İşçi Bayramının Kısa Tarihi adlı kitabıdır. Foner, 1 Mayıs’ın doğuşunu ABD’deki sekiz saatlik işgünü mücadelesinden başlatır. Haymarket olaylarını, işçilerin taleplerini ve 1 Mayıs’ın nasıl uluslararası bir işçi bayramına dönüştüğünü anlatır.

Peter Linebaugh’un 1 Mayıs’ın Tamamlanmamış, Hakiki, Esaslı ve Muazzam Tarihi adlı kitabı ise konuya daha farklı bir yerden bakar. 1 Mayıs’ı yalnızca modern işçi hareketiyle sınırlamaz. Bahar kutlamaları, halk isyanları, doğa, yenilenme ve özgürlük fikriyle birlikte düşünür.

Türkiye üzerine en önemli çalışmalardan biri Erhan Özşeker’in Türkiye’de 1 Mayıslar: Yasa ve Yasakla Yönetmek adlı kitabıdır. Bu kitap, Türkiye’de devletin 1 Mayıs’a nasıl baktığını inceler. Hangi yıllarda izin verildi, hangi yıllarda yasaklandı, hangi gerekçelerle güvenlik meselesi haline getirildi? Kitap bu soruların peşinden gider.

Korhan Atay’ın 1 Mayıs 1977 kitabı ise doğrudan Taksim katliamına odaklanır. Kitap, tanıklıklar üzerinden 1 Mayıs 1977’de ne yaşandığını anlamaya çalışır. O günü yalnızca rakamlarla değil, orada bulunan insanların anlatımlarıyla ele alır.

1 Mayıs günü kutlama ve protestolardan sonra, işçi bayramını kitap okuyarak tamamlamak isterseniz Howard Fast’ın Haymarket romanı tavsiye ederim. İdama mahkûm edilen işçi önderlerini hatırlatan kitap 1886 Chicago eylemlerini ve sekiz saatlik işgünü mücadelesini sürükleyici bir kurguyla anlatıyor.

Diğer yazıları

Ahmad Kaabour’u uğurlarken: Sansür ve direniş – Kıvanç Eliaçık

“Almanya Filistinli yazarları sansürledi.”Geçtiğimiz hafta böyle haber başlıkları okuduk....

Kırk yıllık savaşı bitiren savaş – Kıvanç Eliaçık

Pakistan ile Afganistan arasında başlayan çatışmalar, yalnızca sınır hattındaki...

Bizim Amerika! – Kıvanç Eliaçık

Hazırlıkları, ABD’nin Venezuela saldırısının hemen ardından başlamıştı… Temelleri, Filistin’le...

ABD’den genel grev manzaraları – Kıvanç Eliaçık

ABD’de “grev” kelimesi tarih kitaplarında unutulmuştu. Son yıllarda yeniden...

Karakas’tan Kudüs’e bakmak – Kıvanç Eliaçık

Orta Doğu’da, daha doğrusu Batı Asya’da, süren soykırım ve...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
824AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Canlı yayın