Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez ülkeleri gerçeği yaratıldı ki algılarla gayet güzel süslenerek sunuldu. Bunların en önemlisi BAE olmaktadır. Son dönemlerde alışılmamış bir yere dek kondu. Hatta bölgesel savaşlarda dahi istihbaratından siyasetine rol aldığı da kesindir. İngiltere sömürgesi desem, bunun günümüzde yeni sömürge gerçeğine dokunsam bir mesaj verir. Ek olarak, emperyalist sistemin Körfez politikası ile genişletilen Orta Doğu anlayışının durumunda finansman merkezi ile turizm alanı hâline sokulması da günümüz BAE gerçeğini yarattı.
Öyle bir yaratıldı ki seksenlerde ilgili emirliklerden Dubai ve Abu Dabi’ye insanlar çalışmaya gidiyordu. Sonradan finansman merkezi gücüyle de genişleme arttı. Turist gezmelerinden tutun emlak alışına dek Dubai merkezli gidişler arttı. Orta Doğululaşarak adeta finansman ve turizm merkezli bir role sokuldu. Tabii ki emirliklere başta Amerikan üsleri de yerleşti. Zaten şu gerçek nedense ısrarla örtülüyor: Elli sekiz yılında İngiltere artık Kıbrıs’a klasik sömürgeciliğe veda ederken askerî üslerinin merkezî rolünü Körfez’deki Birleşik Arap Emirlikleri’ne taşıdı.
İkili bir emirlikler yapısı gelişti. Ekonomik finansman ve turizm, kaynaksal petrol zengini bir yapı ile yeni sömürgesel ilkeleriyle derinleştirilip bölgesel hâle sokulan istihbarat yapısı ile açık üsler yerleşimli bir gemiler filosu hâline geldi. Güçlendikçe de kendi çizgisini geliştirdi. Tam da kendine yansıyan özelliklerle de siyaset konumunu aldı. Amerika’nın Orta Doğu projesinde önemli istihbarat ve askerî roller verildi. İran’a karşı denkleminde yeri konuldu. Finansman ve istihbarat ağlarıyla Körfez’in de dışına taştı. Nitekim Libya’dan Sudan’a iç savaşlarda taraflı katılımla yerini hep aldı.
Güçlendikçe de bölgesel rekabete dahi sokuldu. En başta başlangıçtaki “kutsal ittifakçısı” Suudilerle dahi karşı tarafları destekleme krizine geçti. Yemen’den Somali’ye bu yelpaze genişledi.
BAE, Orta Doğu rolünde önemli siyasal açmazda da sıçrama yaratan yer oldu. İsrail ile İbrahim Anlaşmaları’nda anlaştı. Yeni projedeki Filistinsizleştirme ile Arap-İsrail uzlaşılı yaşam döneminde önemli açılım yaptılar. Öte tarafta Amerika’nın İran karşıtı politikasında operasyonlar için kullanım merkezlerinden biriydi. Fakat gerçekler yetersiz konuşturulup kurallar şekillenirken hayat umulmadık bir anda konuyu ortaya seriyor. Herkesin mülk alma yarışında olduğu finansman merkezli rolü, birçok yasa dışılığın buraya sığınış gerçekleriyle özellikle Dubai emirliğinin büyümesi herkesi şaşırtıyor. Hatta hayranları da oluyordu. Birçok dönüşüm, bölüşümler Dubai’de yapılıyordu. Fakat projenin İran halkasında işler ters yüz hâle doğru kırıldı.
Amerika’nın İran’a saldırması, İsrail eksenli bunun tetiklenmesi sonucu BAE kullanılmaya başlandı. Sonuçta siz saldırı merkezlerinden biri olursanız peşinden hedef de olursunuz. Daha önceki BAE katılımlı savaşlarda durum böyle değildi. İran saldırıları ve karşı verişler direkt bu yöreyi de kapsadı. Şişirilen balon, imrenilen örnek birden eli kolu kırık hâle geldi. Üstelik kendinin olmadığı ama kullanıldığı savaşta çaresiz hâle geldi.
Bir anda ezber gerçeğe dönüştü. Üstelik Hürmüz ablukasıyla da petrol satamama tehlikesi yükseldi. Ülkedeki gülerek gelen sermaye kaçacak alan aradı. Tam da bunlar olurken emirliklerden OPEC çıkış haberi geldi. Bu, petrol örgütünden çıkıp keyfî davranma demekti. Böylelikle aslında son dönemlerde görülen İsrail yakınlaşması ile Arap ülkeleri çelişkilerinin, örgütten koparak keyfî fiyat kırma hamlelerini de yapma sonucuna geldi.
Tekrar edelim: BAE, İsrail ile yakın. O denli yakın ki örneğin Somali’de destekledikleri taraf aynı. Ortak destek kesimleri var. Üstelik İbrahim Anlaşmaları’yla da İsrail-Arap yumuşamasına katkıda bulundu. Tabii ki İsrail’in de özellikle istihbarat konusunda buraya önemli destekleri oldu. Bir anlamda Birleşik Arap Emirlikleri, tıpkı İbrahim Anlaşmaları’yla İsrail’e açılan pencereyle son dönemde bölgesel role soyunurken şimdi de petrol piyasasında çıkacak bir direnci kırma adına yine Amerika ve İsrail eksenli koparak keyfî davranıp etkisizleştirme yapmaya adaydır.
Kısaca, BAE eğer sömürgesel gerçeği, emperyalist yapılandırma gücünü yok sayarsanız; sizin taşınan sermaye ile oluşan yapıyı koruyacak askerî-siyasal merkeziniz yoksa; birilerinin figürü olarak rol alırsanız, şimdiki yaşanan sonuca da gelirsiniz. Zengin, imrenilen ama sistemin ön karakolu olursanız, saldırı merkezi olarak kullanılırsanız bu defa birileri çıkıp size kendinizi tanıtır. Son Amerika ve İsrail’in İran’a saldırırken kullandıkları ülkelerin başına gelenler bunlardır. Emperyalizmi, sömürgecilik ilişkilerini yok saymak bir yere kadar… Körfez ülkelerinin yaşadıkları budur.


