yazılariktibasErmeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet - Yetvart Danzikyan

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Orjinal yazının kaynağıagos.com.tr

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Kripto Kılıç Artığı” ifadesiyle eleştirince doğal olarak büyük bir tepkiyle karşılaştı.

Kırıkkanat, Kılıçdaroğlu’nu aldığı varsayılan bir tutum için eleştiriyordu. Bir iddiaya göre Kılıçdaroğlu, AKP tarafından “Andımız”ın kaldırılmasını yıllar önce bir sohbet sırasında desteklemişti. X platformunda yayın yapan bir hesap da bu iddiayı gündeme getirmişti. Kırıkkanat da işte bu tutumu “Kripto Kılıç Artığı” diyerek kendi meşrebince eleştirmiş oldu.

Ancak bu bir eleştiri değil, ırkçı bir suçlama. Çünkü: a) “Kılıç Artığı” Türkiye’de milliyetçi ve sağ kesim tarafından 1915 sonrasında hayatta kalan Ermeniler için, aşağılama amaçlı kullanılır. Buradaki tuhaflık şudur: Devleti, merkez sağı, merkez solu, İslamcısı, milliyetçisi, aşırı milliyetçisiyle (HDP çizgisindeki Kürt hareketi hariç) tüm partiler, Ermeni Soykırımı’nı inkâr ederken, bilhassa sağ siyaset “Kılıç Artığı” diyerek aslında soykırımı hem kabul eder hem de aba altından sopa gösterir. Yani “Yapılması gereken yapıldı, canını zor kurtarmışsın, sesini çıkarma” demektir bu. Türkiye’deki inkâr politikasının, ikrar ve kalanları da sindirme kodudur özetle. b) Aleviler için kullanılır. İki manada: Bazı Ermenilerin Alevileştiği iması ve Alevilerin de sonuçta yüzyıllara yayılan bir “cezalandırma”/şiddet politikasının idrakinde olmaları gerektiği mesajı. Burada asıl kastedilen Dersim Kırımı’dır şüphesiz. Yani Ermeniler için kastedilen/ima edilen ile aynı manaya gelir.

Kılıçdaroğlu da bilindiği gibi Dersimli. Burada mesele daha da çetrefilleşiyor çünkü Kırıkkanat, Kılıçdaroğlu için sadece “Kılıç Artığı” demiyor, “Kripto Kılıç Artığı” diyor. Kripto da yine bilindiği gibi Soykırımdan kurtulmuş ve Sünnileşmek ya da Alevileşmek zorunda kalan Ermeniler için, yine sağ ve aşırı sağ kesim tarafından kullanılmakta. Yani “Öyle görünmüyorlar ama gizli gizli Ermeni olarak yaşıyorlar” denmekte. Hayatta kalmak da suç yani.

Bu durumda Kırıkkanat’ın söylediği gayet açık ve irkiltici. Düpedüz ırkçı bir tutum. Tepkiler üzerine Kırıkkanat “Kılıç Artığı”nın anlamını bilmediğini söyledi, “Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen söyledim” dedi, sonra özür diledi, tepkiler Kırıkkanat’ın yazarı olduğu Cumhuriyet gazetesine yönelince gazete yönetimi de peşpeşe açıklamalar yaptı ve Aleviler için böyle bir tutum almalarının mümkün olmadığı ısrarla vurgulandı,  Kırıkkanat da yazılarına “bir süre” ara verdi, hatta Kılıçdaroğlu’nu aradı.

Tepkiler, Kırıkkanat’ın özür dilemesi, böyle bir laf edilince, olması doğal gelişmeler. Ancak tüm bu tartışmalarda mesele “Aleviler” etrafından konuşuldu, “Kripto” kısmına hiç değinilmedi. Yani diyelim ki Kırıkkanat “Kılıç Artığı”nın ne demek olduğunu bilmiyordu.  Peki “Kripto” nereden çıkmıştı? Bunun bir izahı yoktu.

Konu Aleviler üzerinden ilerleyince Cumhuriyet gazetesinin de alarma geçmesi doğal, ancak Cumhuriyet de bu “Kripto” kısmına pek takılmadı, konunun Ermenileri yaralayan boyutu tamamen göz ardı edildi.

Derken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mine Kırıkkanat hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla re’sen soruşturma başlattı.

Buraya gelince ister istemez şöyle bir durdum. Şu yüzden: Birine ya da birilerine “Kılıç Artığı” demek bir ceza soruşturmasının konusu oluyorsa, bazı siyasetçiler neden bu ifadeyi pervasızca kullanabiliyordu?

Mesela MHP Lideri Devlet Bahçeli, 2017 yılında Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadır Selvi için şu ifadeleri kullanmıştı: “MHP’yi Kürt kardeşlerimizin karşısında gösteren her kim varsa hem bölücü hem de Türkiye düşmanıdır. Bu kalem ve kılıç artığı şahsın MHP’ye menfi tutumu bellidir, ama AKP’ye dost mu, hasım mıdır? Türk-Kürt arasına nifak sokan ya şerefsizdir, ya teröristtir ya da zulmün oyuncağıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan da 2020 yılında bir konuşmasında şöyle demişti:

“Ülkemiz içinde sayıları çok azalmış olmakla birlikte hâlâ varlıklarını sürdüren kılıç artığı teröristlerin eylem arayışlarına izin vermiyoruz. Güvenlik güçlerimiz yılın 365 günü ve günün 24 saati teröristleri kesintisiz bir şekilde takip ediyor, bulduklarında da tepelerine biniyor.”

Erdoğan’ın bu sözlerini o zaman (10 Mayıs 2020’de) Agos’ta yayımlanan başyazımızda eleştirmiş ve şöyle demiştik:

“Devlet ve devlete yön veren siyaset açısından ‘kılıç’ hâlâ toplumu tehdit etmek amacıyla kullanılan ve gerek görüldüğünde devreye sokulan, sokulacak bir ‘araç’tır.  Yüzyıldan fazla bir zaman geçti ama o kılıç bir türlü inmiyor. Bu zihniyetle yüzleşmeliyiz artık.”

Velhasıl şu soruyu sormamız gerekiyor. “Kılıç Artığı” ne demektir? Kimler için ve ne zaman kullanılabilir? Devlet, hükümet ve milliyetçi sağ açısından, kasıt kim olursa olsun, serbest midir? Yoksa aynı Kırıkkanat gibi Bahçeli ve Erdoğan da mı Kılıç Artığı’nın ne manaya geldiğini bilmiyor? Öyleyse hiç olmazsa bir özür dilemeleri gerekmez mi?

Diğer yazıları

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

Trump’ın Amerika sömürge devletleri – Ingo Schmidt

ABD, dünyanın emperyalist yağmasındaki payından çalındığını hissettikçe liderliğinden şüphe...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Palantir ve güç istemi – Filiz Zabcı

Batı’nın Aydınlanma geleneği bireyi devlete karşı koruyan mekanizmalar üzerine...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
824AboneAbone Ol

Son eklenenler

1 Mayıs kitapları: Meydanlardan romanlara – Kıvanç Eliaçık

1 Mayıs, toplumların hafızasında yaşayan bir gün. Edebiyatta ve...

Antikomünizmin kazara komünist propagandaya dönüşümü – Kavel Alpaslan

Ahşap döşemeli geniş bir salondan içeri girdiğinizi düşünün: Karşınıza...

OPEC’te deprem ve Türkiye! – Hediye Levent

Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyonu (OPEC) Birleşik Arap Emirlikleri’nin...

Kıbrıs’ta Bölünmüşlük ve Dayanışma Arasında 1 Mayıs – Çağla Elektrikçi

1 Mayıs, yalnızca takvimde bir gün değil; işçi sınıfının...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Canlı yayın