14 Ocak 2026, Çarşamba
13.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasPınar TaşÇocuğun çantası ve devletsizliğin gölgesinde yükselen cemaatler – Pınar Taş

Çocuğun çantası ve devletsizliğin gölgesinde yükselen cemaatler – Pınar Taş

Okullar açılıyor. Raflar çocuk ayakkabıları ve çantalarıyla dolup taşarken, asgari ücretli ailelerin cüzdanları sessiz bir çığlık atıyor… Her bir çanta, devletin yokluğunun ağırlığını taşıyan küçük bir mezar taşı gibi. Çocuğun kalemi, ayakkabısı, defteri… Bunlar artık sadece araç değil, devletsizliğin görünür izleri, halkın vicdanı tarafından taşınan sessiz ağıtlar.

Ara ara düşüyor önüme paylaşımlar; “Bir çocuğumuzun ayakkabı ve çanta ihtiyacı var.” Devlet mi yolluyor? Hayır. Devlet paylaşmıyor. Devlet sahnede yok, izleyici koltuğunda oturuyor, kahvesini yudumluyor, utancın pusuda beklediğini fark etmiyor. Her yardım paketi, halkın vicdanının yankısı, her boş koltuk, devletsizliğin sessiz bir fısıltısı…

İroni, Bakan Nazım’ın sözlerinde doruk yapıyor; “Öğretmen Akademisi’ndeki skandal gerçek olsaydı, orada öğretmen kalmazdı.” Taciz edilen öğrencilerin korkusu, endişesi, mağduriyeti… hiçe sayılıyor. Utanç, Bakanın koltuğunda buharlaşıyor… Biz ise hem izleyici hem yük taşıyıcısıyız, sahnede sessiz figürler gibi, her nefeste devletin yokluğunu hissediyoruz.

Ve boşluğun gölgesi derinleşiyor… Devletsizlik, cemaat ve tarikatların yükselen tiyatrosuna alan açıyor. Yoksul çocuklara “yardım” adı altında açılan yurtlar, devletin eğitim hakkını sağlayamamasının trajikomik bir sonucu. Çocuklar, devletsizliğin yarattığı boşlukta ideolojik sahnelerin oyuncuları haline geliyor. Yardım gibi görünen her paket, aslında yoksulluğun ve devletsizliğin ironik örtüsü…Her çanta bir metafor, devletin yükümlülüğünü taşıyamayışının sessiz çığlığı…

Çocuk okula gidiyor. Çantası halkın dayanışmasıyla dolu, kaderi devletsizliğin karanlık sahnelerinde, cemaatin ideolojik dekorunda şekilleniyor. Devletin varlığı bir hayal, Bakanın utanmayı atması trajikomik bir performans, cemaatin yardımı ise ironik bir örtü. Biz ise hem yükü taşıyor hem de utancın ağırlığını omuzlarımızda hissederek gülümsüyoruz. Her yeni eğitim yılı, yoksullaşmanın derinleştiği, devletsizliğin görünürleştiği ve ironik tiyatronun sahnelendiği bir ritüel haline geliyor… Bir çocuk çantası kadar küçük, ama ağırlığı bir ülkenin vicdanı kadar büyük…

Diğer yazıları

Noel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi – Pınar Taş

Çocukken Bulanık sokaklarında gördüğüm siyah paltolu adam, sırtında beyaz...

Redd-i Miras, kırığın soykütüğü – Pınar Taş

İnsan, yalnızca doğduğu yerin değil, yarım kalmış cümlelerin de...

Tımarhane günlüğü – Pınar Taş

Tımarhanede bugün tören var. Bayrak yine ütülü, akıl yine...

Vasatın muteberliği – Pınar Taş

Ada artık bir harita üzerindeki toprak parçası değil, koskocaman...

Apê Musa’nın Ardından – Pınar Taş

Bir halkın dili yasaklandığında, suskunluk değil direniş doğar. Bir...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,997TakipçilerTakip Et
757AboneAbone Ol

Son eklenenler

Terör ne, terörist kim? Kararı kim veriyor!… – Fikret Başkaya

‘Başlangıçta hiçbir şey bilmiyordunuz, inanırım… Sonra şüphelendiniz. Şimdi her...

Çivisi çıkmış dünya: Kavboy, Voyvoda ve haydut düzeni… – Hasan Kahvecioğlu

Çok eski zamanlarda dünyanın tam ortasında, bir kocaman “çivi”...

Gevezelik yapar gibi olup gerçeklerle harmoni düzenlemesi – Özkan Yıkıcı

Yeni yıla girdik. Dünya kaynıyor. Emperyalist çağın neoliberal süreci,...

Sırada Kim Var? – Şener Elcil

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, yargılanmak üzere bir askeri operasyonla ABD’ye kaçırılması...

Sorun İran’la başlarsa – Özkan Yıkıcı

Gerçekten, bazı ülkeler vardır ki adı dahi duyulunca okyanuslaşır....

Yüzeysel, şöylesine Kuzey Kıbrıs’ta takılırken – Özkan Yıkıcı

Dünya yeni yıla epey ısınarak başladı. İklimsel sert geliş...

Canlı yayın