Arjantin, ilginç bir Latin Amerika ülkesidir. Neoliberalizmin ilk uygulandığı ülkelerden biridir. Cunta uygulamaları ve sonrasında ona karşı mücadele tarihi de yazdı. Özellikle kayıplar üzerine kadınların mücadelesi dünyada örnek gösterilmektedir. Arjantin, Peroncu ulusal genelek, faşist iktidar dönemleri, geleneksel sol çizgi gibi birçok siyasetin de labratuvarı halindir. Neoliberalizmin en sert uygulamaları, yoğun muhalefet direnişleri, Peroncu gelenek ikilemleri hepsi Arjantinde örnekleşti. Dağınık sol gelenek ile güçlü demokratik örgüt paradoksunda da yoğun sokak deneyimlerinden şirketlerin çalışanlarca yönetilme pratikleri bu ülkede uygulandı.
Kısaca, Arjantin dünya siyasetinin her yöhüyle pratiklerle dolu dolu geçti. En korkunç katliyamlar, sermaye özeleştirmeler, kamusal deneyimler ve güçlü demokraik yapılarıyla sandıkta dahi değişim, darbeler için zemin oluşturdu. Son Milei dönemi de aynen böyle geçti. Bir önceki bir sonrakiyle makas açımlı çelişkilerle doludur. Bunu enson kısa dönemde yaşadık. Yapılan yerel seçimlerde başkenti Peroncular büyük oy farkıyla kazandı. Tahminler bir soraki ara seçimlerde de başarı geldiği taktirde, diktatör Milei zor duruma getireceği beklentisi vardı. Sokaklar ısındı. Uluslarası sermaye açık tavır koydu. Öyleki, Trumtan İMD varan egemen emperyalist kesim açıkça Milei’ya destek verilmemesi halinde tüm destekleri çekeceklerini açıkladılar. Buna karşın, Newoliberal karşıtlı başta bölge ülke sol liderler de Milei’nun yenilmesi için gereken uyarıları yaptı. Tabi ki güvence şuydu: bir önceki kısa zaman önceki yerel seçimleri, hem de başkenti, umulmadık şekilde hem kazanan hem de epey oy farkıyla taşlandıran muhalefetin, ayni başarı olmsa da kazanacağı inancı vardı.
Bu şu demekti: Milei’nun birçok girişiminin parlementoda engeleneceği olasılığı idi. Bir başka açıdan. Beklenen sandalye gelirse, ozaman da Milenonun veto etme şansı da sonlanacaktı. Mileno enazından sayısal dengeyle parlementodan gelecek yasaları veto etme derecesini istiyordu. Ama müdahale uluslarası boyutda idi. Öyle ki bazı sermaye kesimi, verecekleri kaynağı, seçim sonucuna ertllediler. Çünkü Arjantinde muhalefet hele de sol eksen başarılı olursa, onların çıkarına okunma şansı olmasa da birçok yasanın çıkmasının durdurulması demekti.
Milei bir faşist liderdir. Açıkça uluslarası sermaye ile bütünleşti. Trump benzeri siyasetler uyguluyor. Açıkça Trump desteğini veriyordu. Destekler ve tehtitler birbirini kovaladı. Özellikle eyalet seçiminde başkentin kaybedilmesi, çabaları artırdı. Uyguladığı politika ile kamusal alanı daraltan, yabancı sermayeye hareket alanı sağlayan, sosyal haklarda epey gerileme yaratan Mileno çekinmeden parayı dahi dolarlaştırma geçişini sanvundu. İşzislik ve yoksuluk artarken, sermaye karları büyüdü. Yabancı sermayeye hem alan hem de kamusal yerleri peşpeş çekti. Mali disiplin adına saldırılar yaptı. Hele kadın haklarına epey tırpanlama da hala uygulanması tesadüf değildi.
Bir anlamda Arjantin genelde dünya özünde Latin Amerikada neoliberalizim ile kamusal anlayışların seçimde hesaplanması şeklinde geçti. Yine kendi gerçeğini yazdı. Kısa zaman önce muhalefet epey oy farkla kazanırken, ara sçimdeki parlementer seçimişnde bu defa tam aksi oldu. Y.42 oyla Milei kazandı. Bir anlamda veto yapma gücünü eline geçirdi. Buda parlementonun yönetime rağmen yasa çıkartma yetkisine gem vurdu. Dedik ya, Burası Arjantin. Milei en azından faşist lider olarak Trumpla kıtada ortak davranacak kişi olarak siyasette devam deniliyordu. Önemli kırılganlık: Trump birçok alanda Neoliberalizimden uzaklaşma çabasındayken, Milei tam aksi daha da sert kurallarla uygulamaya devam edecektir.
Tüm bu son göstergeler bize Arjantinde sokakların daha da ısınacağını gösteriyor. Latin Amerikadaki sağ sol veya ulusal uluslarası çizgilerin birbirine karışıp yeniden üretme döneminde epey sıcak gelişmeler duyacağımız kesin. Milei devmamla ikinci kez de seçilmenin yolunu aşmaya da başladı. Birkaç ay önce epey endişeli hale düşen faşist lider, şimdi rahatlayıp daha otoriter ve dış sermayeye hegemonya kurma şansı vermeğe devam edeceği kesin.



