Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluÇocuk istismarı ve yalan vaatler - Levent Atikoğlu

Çocuk istismarı ve yalan vaatler – Levent Atikoğlu

Dün türban tartışmaları üzerinden “ellerinizi çocuklarımızın üzerinden çekin!” diyenler, bugün seçim kampanyasında kullanılan çocuk söylemleri ve sahnede çocukları buna dahil edenler karşısında sessiz kalıyor.

Hiyerarşik hak savunuculuğu ve çocuk istismarının da çifte standartlardan geçmesi değil mi bu?

Bir çocuğun belleğine müdahale edildiğinde, o bunu kolay unutmaz; masumiyetine ihanet edilen bir çocuk, büyüdüğünde bu ihaneti taşır.

Susması için eline verilen süslü oyuncaklar gibi değildir politik söylemlere dahil edilen çocukların belleği… Küçük ellerde kirlettiğiniz söylemler bir gün gelir size hesap sorar. O gün geldiğinde yine manipüle etmeye, aldatmaya ve yönlendirmeye çalışabilirsiniz; bunda uzmansınız…

Ama çocukların belleği, sizin ihanetlerinizi çoktan yazmıştır.

Siz onaylasanız da yalanlasanız da, bellek en güçlü ve geçerli yasadır. Alkışlar diner, propaganda biter; gerçekler kalır. Ve o gerçekler, hiçbir yalanı ve çocuklar üzerinden oynanan oyunları örtemez.

Çocuk istismarı, insan hakları ihlalleri, ihmaller, kazalar; bunların direkt ve dolaylı yollardan üstünü örtme girişimleri, gizleme çabaları, arkadan iş çevirmeler… Ne yazık ki tüm bunların en profesyonelce ve işgüzarca yapıldığı yerlerden biridir Kıbrıs.

Maalesef dün siyasi İslam ve türban dayatması karşısında çocuk istismarı diye bağıranlar, bugün çocukları dilinden düşürmeyen; kampanya, ve propagandaların bitmek bilmediği siyaset karşısında sessiz durumda…

Bu küçük adada siyaset yalnızca hırsla değil; toplumun en kırılgan kesimlerini kullanarak, onların sırtından meşruiyet devşirerek yürütülüyor. Çocuğun siyasetin içine yerleştirilmesi; söylemlerin, vaatlerin ve verilen sözlerin gençler, çocuklar ve mağdur kesimler üzerinden yapılması; masumiyetin oy uğruna araçsallaştırılması, sadece politik bir tercih değil; toplumun vicdanına vurulan ağır bir darbedir. Bugün seçim kampanyalarında ve mitinglerde sahneye çıkarılan çocukları görüyoruz. Mikrofon uzatılıyor, sloganlar söyletiliyor, alkışlar toplatılıyor. Peki bu nedir?

En açık haliyle çocuk istismarıdır.

Çünkü o çocuktur ve kendi iradesiyle değil; bir partinin, bir liderin veya bir grubun ihtiraslarıyla sahneye sürülmektedir…

Çocuk masumca buna kendi isteğiyle dahil oldu bile desek, buna nasıl izin verebilir bunun sonuçlarını ve vicdani sorumluluğunu görebilen bir siyasetçi?

Maalesef, izin veriyor. Kendilerini insan hakkı savunucusu olarak gösterenler, uygulamada bu istismarlara kapı açıyor. Çocuk hakları yalnızca ihmal edilmiyor; bizzat ayaklar altına alınıyor.

Ve mesele yalnızca çocuk değildir. Çocuklarını, gençlerini, hastalarını, engellilerini, işçilerini ve yurttaşlarını koruyamayan iktidar ya da muhalefetten samimiyet ve hayır beklenebilir mi?

Çocukların bu şekilde öne sürülmesi; toplumda, poliste, yargıda ve sosyal hizmetlerde zaten eksik olan ve korunamayan kesimlerin bir kez daha istismara sebep olmasına neden oluyor…

Burada sorun; iktidarın ve muhalefetin aynı anda, aynı kör hırsın esiri olmasıdır.

Tarih örneklerle doludur: Hitler Almanyası’nda Hitlerjugend çocukları Nazi propagandasının parçası yaptı.

1980’lerde Romanya’da Çavuşesku, çocukları sokak mitinglerine taşıdı.

Afrika’da bazı devletler çocukları zorla asker yaptı.

Günümüzde Ortadoğu’da bazı rejimler, çocukları propaganda posterlerinin ve marşlarının aracı hâline getiriyor.

Bu örnekler bize tek birşeyi gösteriyor: Çocuk siyasete karıştırıldığında, sadece çocuk değil, toplum da istismar edilir.

Yalan vaatler, boş sloganlar, içi doldurulmamış projeler, gücünün yetmeyeceklerini yapacağına söz vermek ve tüm bunları bağıra çağıra söylemek… Hepsi problemli…

Bunların hepsi çocukların ve gençlerin gözleri önünde gerçekleşiyor. Tüm bu propagandalar, büyük bir yozlaşmanın işaretidir.

Kör olmuş bir hırsın yozlaşması… Hırs, her şeyi gölgeleyen bir karanlıktır maalesef…

Çıkar ve iktidar her şeyi meşrulaştırır.

Ama asla kabul edilemez olan çocuk istismarıdır.

O çizgi aşıldığında siyaset ve iyi niyet bitmiştir; geriye sadece çıkar savaşı kalmıştır…

Bir çocuğun hangi yaşa gelirse gelsin unutamayacağı ihanetler vardır.

Bugün küçümsenen, görmezden gelinen, üstü örtülen bu ihanetler, yarının toplumsal hafızasında dikişleri alınmamış zehirli açık bir yara olarak kalır…

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

Canlı yayın