18 Ocak 2026, Pazar
9.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasLevent Atikoğlu21 Aralık propaganda tarihi değildir - Levent Atikoğlu

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle yeniden sahnelenen bir “böl-yönet” ritüeli olmaktan çıkmalıdır. Bu tarih; hamaset üretme, siyasi pozisyon devşirme ya da tek taraflı mağduriyet anlatıları günü değildir. Bu gün, “tüm Kıbrıslılar” için derin ve hâlâ daha yüzleşilmemiş, hesaplaşılmamış ortak bir felakettir. Bir şeyler, artık 2025’in sonuna geldiğimiz şu günlerde değişmelidir.

Kıbrıs’ta acıların etnik ayrımı yoktur. Travmaların, yasların bayrağı olmaz. Kıbrıslı Türklerin kaybı ne kadar gerçekse, Kıbrıslı Rumların ve diğer toplumların kaybı da o kadar gerçektir. Birinin ölüsü “şehit”, diğerinin ölüsü “istatistik” değildir. Hiçbir acı, hamaset ve milliyetçi anlatılara hizmet etmediği için önemsiz sayılamaz.

21 Aralık’ın tek taraflı bir hafıza rejimine dönüştürülmesi, yalnızca geçmişi çarpıtmak değil, bugünü de zehirlemektir. Bu tarih, toplumları sürekli korku, tehdit ve intikam duygusuyla kontrol etmenin aracı hâline getirilmiştir. Acı, bilinçli biçimde siyasallaştırıldığında; yas, ideolojik bir silaha çevrilir.

Bu dil, barış dili değildir. Ve her tekrarında, adanın iki yakasında da yeni nesilleri zehirler.

Gerçekle yüzleşmek, yalnızca “bizim acımızı” anlatmak değildir. Asıl cesaret ve samimiyet, “ötekinin” acısını tanımaktan geçer. Acıyı yarıştıranlar, barışı değil, kendi iktidarlarını korur. Bölünmüşlüğü besleyenler, toplumsal hafızayı onarmak değil; onu kontrol etmek ve bunun üzerinden “ganimet haklarını” garantiye almak isterler.

21 Aralık bir zafer günü değildir. Bir kimlik bayramı hiç değildir. Bu tarih, milliyetçiliğin Kıbrıs’ta nasıl ölüm ürettiğinin kanıtıdır. Ve bu gerçekle yüzleşmeden ne adada adalet mümkündür ne de gerçek bir barış. 21 Aralık, acıyı yarıştırarak değil, paylaşarak hatırlanır.

Diğer yazıları

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...

Hükmü yok sayılan söylemler, provokasyon ve ada’nın geleceği – Levent Atikoğlu

Bürokratlık başka, liderlik bambaşka bir sorumluluktur. Bugün ortaya konan...

Yanlışı eleştirmek, doğruyu takdir etmek – Levent Atikoğlu

Sosyal medya, bilgi ve duygunun hızla yayıldığı bir mecradır....
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,997TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi ve çöküşü (2) – Özgür Orhangazi

Chávez döneminde uygulanan ekonomi politikaları, petrol gelirlerinin yeniden dağıtımına...

Venezuela, MAGA ve Çin – Cihan Tuğal

Orta büyüklükte bir ülkenin cezalandırılması Trump’ın hanesine yazılan bir...

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Diktatörler gitsin ama! – Yücel Vural

Dünya’nın büyük bir bölümünde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Bunun adını,...

ABD ile Avrupa arasında ‘Grönland savaşı’ mı çıkacak? – Yücel Özdemir

ABD Başkanı Trump geri adım atmadığı takdirde “Grönland sorunu”,...

TRT nefret kuşağı: ‘Gökkuşağı Faşizmi’ – Gözde Bedeloğlu

2015 yılında ilk kez polisin plastik mermi, biber gazı...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Canlı yayın