Kıbrıs iktibasMertkan Hamitİşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… - Mertkan Hamit

İşimiz Boru… Boru bizim İşimiz… – Mertkan Hamit

Orjinal yazının kaynağıekopolitix.wordpress.com

Alaköprü Barajı’ndan çıkıp denizin altından Geçitköy’e ulaşan su, yaklaşık 80 kilometre yol gidiyor. Oradan Mağusa’ya gelene kadar bir 100 kilometre daha kat ediyor. Pompalar, borular, vanalar ve benim aklımın ermeyeceği bir mühendislik becerisi sayesinde su, bir şekilde denizin kıyısındaki kente kadar ulaştırılabiliyor.

Deniz ötesinden su getirecek kapasite var, ama denizin dibinde duran kentin kendi denizinden su arıtıp bugünün ihtiyacını karşılayacak kapasiteyi geliştirme kabiliyeti yok. Teknoloji yok değil, ihtiyaç yok değil, deniz zaten orada. Eksik olan şey mühendislik ile ilgili değil.

Bugün bile Mağusa’da 1974’ten önce yapılmış bazı depolar hala güneydeki şebekeye bağlı. Suyun 180 kilometre yolculuk yapmasına gerek yok!!… Mesele neresiyle entegre olma niyetinin olması ile ilgili..

Bu adada teknik olarak başka bağlantılar kurmanın, alternatifler geliştirmenin, sistemi genişletmenin imkansız olmadığı ortada. Ama meselenin ne olduğunu herkes çok iyi biliyor. Deniz ötesinden gelen tek kaynağa bağlılığı neredeyse bir sadakat yemini gibi benimsemiş bir siyasal zihniyet var. Solu, sağını ayırmadan. Birileri can suyu derken, öbürü fasulyanın daha kolay kaynayacağını söylememişmiydi? Biri şükran edebiyatı ile kendini ifade etmiş bir başkası diplomatik bir dil kullansa teşekkürler ekselansları falan dese yaratılan uzun dönemli problem çözülür mü?

Başkalarının mega projelerinde figüran olmayı marifet sayarsanız, o projeye atılan her imzayı da birilerinin siyasi kariyer basamağına dönüştürürsünüz. Sonra da çıkıp “bu ülkenin tüm doğal kaynaklarında hak sahibiyiz” diye büyük büyük laflar edersiniz. Ama iş o kaynakları akılcı, pragmatik ve halkın gerçek ihtiyacına göre yönetmeye gelince bir anda ses kesilir. Çünkü mesele kaynak yönetimi değil; mesele, ihtilafı yönetmekten çıkar sağlayan siyasetin konforudur. Pragmatik çözüm üretirseniz, birilerinin dev projesinin gölgesini küçültmüş olursunuz. O yüzden borulara sadakatimiz tamdır…

Borulardan su akmayınca mı ne olur? Önce ince ince bir rahatsızlık başlıyor biraz homurdanmayla birleşik keskin bir ter kokusu gibi. Görmezden gelinecek. Sonra o koku büyüyecek öfke, bıkkınlık olacak. Seçim diyecekler susuzluktan kırılan kentte. Hayatın sağlıklı altyapı, su ve hizmetle döndüğünü unutup, çaresizlik soslu ideolojik sadakat nutukları dinleyeceğiz; kimse de çıkıp hesap sormaya cüret etmeyecek, herhangi bir sorunun da deniz ötesinden gelecek yardımla çözüleceği kabulü “anlaşmaların içinde yazıyor” diyecekler, herhangi bir soruna çözüm bulmuşlar gibi…

Efendinin projesine sadakat göstererek değil, bu adada yaşayan insanların ihtiyaçlarına göre bir yaşam düzeni kurarak yol alınır. Bunu yapamadığımız sürece, ister boruyu denizin altından geçir, ister dağın tepesinden dolaştır; ister uzaya fırtlatın vardığımız yer yine aynı olacak: bağımlılık, beceriksizlik ve bunun üstünü örten hamaset. İşimiz, işiniz boru yada boru bizim işimiz!…

Diğer yazıları

Bir Gemi Kadar Bile Olamayan Turizm Politikası – Mertkan Hamit

Geçtiğimiz günlerde Cyprus Mail’, Royal Caribbean’ın 140 bin tonluk...

50 Senedir Ara Bölge Olan Yer “kktc” Toprağı Olmuş – Mertkan Hamit

Her ne kadar gözler sosyal medya hesaplarına yönelik saldırılara...

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

İmparatorun Üsleri: Her Şeyi Söyleyip Hiçbir Şey Vaat Etme Sanatı – Mertkan Hamit

Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis bu hafta Bloomberg TV’ye bir röportaj...

“Unutma” Emri – Mertkan Hamit

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Aydınlık Gazetesi’ne verdiği röportaja...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,972TakipçilerTakip Et
818AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çernobil’in 40. yılı – Mehmet Horuş

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Her yıldönümünde...

Otokrat Orbán’n seçim hezimeti: Macaristan’dan alınacak dersler – Yonca Özdemir

Macaristan bizi niye ilgilendirsin, demeyin. Öncelikle, hiçbir ülkenin koşulları...

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam...

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

ABD dördüncü Reich mi? – Aras Coşkuntuncel

Sosyalizm ya da barbarca bir emperyalizm. Bugün karşı karşıya...

Direniş varsa… – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Epstein Koalisyonu’nun İran’a karşı yürüttüğü savaşı molaya çıkaran ateşkes...

Canlı yayın