yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBir erken seçim daha - Özkan Yıkıcı

Bir erken seçim daha – Özkan Yıkıcı

Konumuzun geçtiği yer Bulgaristan. Kolay değil: Beş yılda tam sekiz seçim yapıldı. Bol seçim ve yeniden seçimle son döneminde Bulgaristan, hem de AB üyesi olarak gündemde kalmayı başardı. Son hükûmetin de gidişi, halk ayaklanmaları ve protestolar sonrası gelen istifa idi. Yolsuzluk ile vergilerin yükseltilme isteğine karşın halk sokağa iner, direnir ve sonunda hükûmeti istifaya dek çeker. Beş yıl içinde Bulgaristan da sekizinci seçimini yaparak durumu kurtarmaya çalıştı…

Bu defa klasik Bulgaristan partileri sıralanmadı. Üstelik de yan yana yakınlıkla koalisyon sonucunu da dayatmıyor. Birinci sırada tamamlayan ilerici parti ise anormal bir duruş gibi görünüyor. Kısa zaman önce kuruldu. Girdiği kısa zamanlı, aylarla ölçülen süreçte parti, birinciliği hem de parlamento çoğunluğunu ele geçirerek tamamladı. Başkanı ise Bulgaristan siyasal durumunu bilenler için sürpriz değil: Kısa dönemde Bulgaristan cumhurbaşkanı olan Radev.

Bulgaristan’da sık sık tekrarlanan döngüye müdahale etme ve kendince farklı görüşleriyle saraydan istifa eder. Yeni parti kurar. Çünkü seçim, hükûmet kurma ve yolsuzluktan vergi artırma kararlarına karşın sokağa inen halkın devirdiği bir sonuç vardır. Yeniden tekrarlanan erken seçim ve aynı sonuç… Tam beş yılda sekizinci seçim de yapıldı. Artık Fransa ile başlayan, Macaristan ile devam eden biraz tuhaf gibi olacak gelişmeler tekrarlandı. Aynı eksen içinden birisi çıkıyor, karizmasını da kullanıp yeni parti kuruyor ve seçimi kazanıp yeni “siyasal hareket” algısıyla yönetime geliyor. Radev, son dönemin siyasal açmazlarında siyasetin kendi içinde yeniden üretilmesi adına yapılan bir çıkış gibi olmaktadır. Daha geçen hafta Macaristan’da Macer, iki yıl bile olmadan ayrıldığı partisinden sonra kurduğu yeni partiyle, hem de ezici bir sonuçla seçimi aldı. O konuşuldu. Daha konu net anlaşılmadan bu defa Bulgaristan’da benzer siyasal sonuç çıktı.

Bir farkla; Macaristan’da Orban, birçok AB yöneticisi tarafından beğenilmiyordu. Otokrat olarak anılıyordu. Rusya yanlısı deniliyordu. Oysa Bulgaristan’da durum farklı. Özellikle de öyle senelerce yerleşen bir otokrat değil; beş yıl içinde kurulup bozulan ve AB yanlısı yönetimlerin olduğu bir ülke idi. Radev’in durumuna da Rusya’ya daha yakın denilmektedir. Radev, sarayda olmasına da bir kulp bulma peşindedirler.

Bulgaristan hem AB hem de NATO üyesi. Daha Amerikancı ve AB eksenli bir ülkedir. Öyle ki Ukrayna Savaşı’nda Ukrayna’yı açıkça destekliyor. NATO’nun Bulgaristan’da üs kurmasına, Rusya’yı kuşatma hareketine yönelik kurulan yönetimler destek veriyordu. Radev’in cumhurbaşkanı olması, direkt tüm politikaları desteklemesi demek değildi. Yönetimin Ukrayna’ya silah gönderme, destekleme ve Rusya’nın enerji hatlarını kullandırmama politikalarına karşı idi. Ülkedeki yolsuzluk uygulamalarını eleştirdi. Hatta sonunda o denli normalleşen mafya tipi yapılar ve yolsuzluklar nedeniyle daha etkin bir yönetim başına geçme adına saraydan istifa edip seçime girdi. Son dönemde görülmemiş bir başarı ile de parlamentoda çoğunluğu sağladı. Eski yönetimlerin iki önemli partisi ise oldukça az oy aldılar. Türklerin ağırlıklı olduğu, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarına destek çağrıları yapılan Hak ve Özgürlükler Hareketi oldukça düşük oy aldı: %6 oy aldı.

Daha seçim sonlanırken bazı AB çevreleri hemen eleştirilere başladı. Özellikle Ukrayna’ya direkt destekten tarafsızlaşmaya yönelik endişe duyuyorlar. En azından Rusya ile normalleşme, enerji hatlarının kullandırılması gibi konularda Amerikan yanlısı, AB merkezli çevreler endişeleniyor. Radev de daha tarafsız olacağını ve yolsuzlukla mücadele ederek egemen oligark rejimi değiştireceğini açıkça söyledi. Ama Avrupa yanlısı olduğunu, sadece bazı AB üst bürokrat kesiminin politikalarını eleştirdiğini belirtti.

Bulgaristan, Türkiye ve Romanya ile birlikte NATO’nun Karadeniz’deki Rusya’yı kuşatma planının parçasıydı. Yeni yönetimin bu politika karşısındaki duruşu merak ediliyor. Özellikle tam da bölge savaştan savaşa koşarken, Karadeniz’de Rusya’ya karşı kıskacı genişletme hamleleri olurken, enerji krizlerinde daralan alanda çareler konuşulurken Bulgaristan’da yolsuzluk üzerinden Radev’in, birkaç aylık partiyle önemli sonuç alması ister istemez konuşulmaya adaydır.

Bulgaristan AB üyesi ama öte yandan AB içinde en yoksul ülke. Avrupa yanlısı partiler bir türlü başarı kazanamadı. Yine de AB, Bulgaristan’ı avro sistemine aldı. Böylesi koşullarda saraydaki durumu da bilinen Radev’in, kendi liderliği ile oluşturduğu birkaç aylık ilerici partiyle son dönemde olmayan şekilde parlamentoda da çoğunluğu kazanıp yönetimde başbakan olmayı hak ettiği görülmektedir.

Bakalım son beş yılını daha çok skandal, yolsuzluk ve seçimle geçiren Bulgaristan, AB talepleriyle içirmeye çalıştığı ilacı halkın içmeyerek devirdiği döngüden kurtulacak mı? Yeni algıyla Orban saldırısına hazırlanan karşıtlar ne denli haklı ya da klasik emperyalist kuşatma algılarıyla yeniden başarılı olma şansına sahip?

Tekrar ederek tamamlayalım: Son Bulgaristan örneği de emperyalist yapıda sol seçeneğin olmaması, ama krizlerden kurtulamama ikileminde başlayan sistemin partileri çözümsüz kaldıkça kimi kişilerin liderlikleriyle çıkıp aynı eksenli yeni partiyle kısa zamanda kazanma pratiğinin Bulgaristan’da da yaşandığını göstermektedir. Radev’in ilerici partisi, AB içinde önce en güçlü devlet Fransa ile başlayan, geçen hafta Macaristan ve şimdi Bulgaristan örnekleriyle birlikte değerlendirilmektedir. Kriz ve seçeneksizlikte oluşan kaosta sanki çıkış gibi sunulan bonapartist görünümlü gelişmenin devam etme olasılığı da yüksektir.

Unutmadan: Ülkemizde önemli sayıda Bulgaristan vatandaşı da var. Nasıl ki ada AB üyesi olunca epey Bulgar varken, Bulgaristan’ın AB üyesi oluşuyla bunların bir kısmında gitme hareketliliği olmuştu. Böylesi sosyolojik ve siyasal bir gerçekliğimiz de vardır.

Diğer yazıları

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

Antalya’daki diplomatik forumdan bazı dikkati çekenler – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs, Antalya şehrinin adını kullanmayı sever. Değişik nedenler...

İkinci pembe sosyalist dalgada Peru önseçimleri – Özkan Yıkıcı

Genelde son dönemde dünyada solun tıkanışı, seçenek olmaması tartışılmaktadır....

Hava nasıl sorusuna ufak yanıtlar – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman biri ötekine sormak için sorduğu soruyu yöneltir:...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,971TakipçilerTakip Et
817AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Kayıplar” için en kötü aylardan biri: Nisan 1964… – Sevgül Uludağ

Malta’dan araştırmacı gazeteci Caroline Muscat, yazılarından birinde şöyle diyor:...

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz – Şener Elcil

Kıbrıslı Türkler geçmiş yıllarda Türkiye’ye, “Türkiya” derlerdi. Batılı tarih kaynaklarında...

Karışık duygularla izlediğim üç haftalık gelişme – Özkan Yıkıcı

Pazar günü biraz da daha tembelleşen konumumla dünya içinde...

ABD dördüncü Reich mi? – Aras Coşkuntuncel

Sosyalizm ya da barbarca bir emperyalizm. Bugün karşı karşıya...

Direniş varsa… – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Epstein Koalisyonu’nun İran’a karşı yürüttüğü savaşı molaya çıkaran ateşkes...

Zor zamanlar baladı – Neşe Yaşın

Birgün köye bir yabancı gelir ve o günden sonra...

Gıprızlıların Üşüncü Garanlıg Dönemi – Halil Karapaşaoğlu

https://youtu.be/ueHVrSpZNPkGıprızlıca gonuşan Gıprızlılar’ın, TC’nin gendi kurumları veya onnara ba’lı...

Canlı yayın