yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYeniden ezilenlerin 1 Mayıs gününe ulaştık – Özkan Yıkıcı

Yeniden ezilenlerin 1 Mayıs gününe ulaştık – Özkan Yıkıcı

Tekrardan 1 yılı doldurup, yeniden 1 Mayıs ezilenlerin mücadele evrensel gününe ulaştık. Eskilere göre; “bunu da yaşadık” diyeceğim oldu! Fakat, acı yüzleşme ile birlikte ayni zaman dilimini geçip geldik. 1 Mayıs işçi mücadele günü olarak Dünyada kabulundan sonra, geçen zamanla epey erozyona da uğruyor. Başlarken Emekçi günü olan 1 Mayıs, şimdilerde tüm ezilenlerin ortak mücadele gününe büründü. Neyazık ki sosyal butunleşme ile mücadele çakışamadı! Artan baskılar ve savaş tehlikelerine karşın, birlikte olunma zorunluluğuna karşın, 1 Mayıslar daha sönük geçmeğe, katılımın da azalmasına tanık oluyoruz. Çok önemli paradoksal dünya sürecinden resmen geçiyoruz. Aslında 1 Mayıs gibi birkaç önemli evrensel gün, ezilenlerin verdiği kanlı mücadelerle kazanıldı. Kazanılırken ödenen bedel, şimdilerde bu bedeli yaşatacak güçler örgütsüzleşip teslimietleştirkçe, bazılarını sermaye alıyor. Kendi alehine gelişip bayramlaşan günleri, Burjuvazi dönüp metalaştırıp tüketim çılgınlı günçre dönüştürüyor! Kadınların 8 Mart günü neyazık ki en acı canlı örneğidir. Ayni tehlikeler eyer toparlanıp, ezilenler 1 Mayısa sahip çıkıp, anlamına göre yaşatma çabası göstermezlerse, ya kaldırılacak veya anlamsızlaştırıp tıpkı bizde yaygınlaşan “piknikleştirilen eğlence şeklinde” yaşatılacaktır. Bu tehlikler gidrek artıyor. Özellikle bizde bu anlayış iyice yerleşiyor.

Yeniden 1 Mayısa geldik. Dünyada ezilenlerin ortak haykırıp, sömürülere karşı çıkacakları Mücadele gününe geldik. Dünya 1 Mayısta güçleri oranında ve medya etkinliği gücünde 1 Mayısı yaşatmağa çalışacaklardır. Günümüz dünyasının sömürülmesi ile oluşan sorunları, insanlar eyer güçleri varsa ve düşünsel olarak önemsiyorlarsa, meydanlara çıkıp haykıracaklardır. Başka bir dünyanın olduğunu vurgulayacaktır. Sadece paranın değil, ezilen ve emeğin de olduğu sesiyle, daha eşit paylaşımlı dünya için, seslerini yükseltecektir. Ama dediğim gibi; eyer örgütlü ve düşünsel olarak bu koşula sahip oluyorlarsa!

Gerçekten, dünya oldukça karanlıklar yolunda önemli tehlikelerle yol alıyor. Girilen genel ekonomik krizin üzerinden 10 yıl geçti. Sermaye bunu brakın atlatmasını, daha yeni dalgalarla, kriz vurmakla meşkuldur. Krizi çözme değil, yönetemeyen bir genel Kapitalist dünyada yaşıyoruz. Bunun direk mesajı ile uygulamasını da ezilenler depremlerle yaşıyorlar. Ezilerek bedel ödüyor. Kaybedilen haklar, savaşlar nedeniyle “ölen, katledilen ve göçmenleşen” sorunlar artık normaleşti. Sistem girdaplar içinde debeleniyor. Biryanda kriz yıkımıyla önemli kesimi işsizlikten yoksuluğa mahkum ederken, sağlık haklarını bile paraya çevirdiler. Hiç uzağa gitmeğin; bizde hastanede ilaç bulunmazken, hastalar en basit hastalıktan ölürken, bu sorunları çözme yerine, yeni para kazanılacak “sağlık turizmi” teşvik ediliyor. Bu dahi normaleşti.

Sadece ezilenler yoksulaşma ve kolay ölme durumuna gelmediler. Ekonomik yıkım altından, siyasal olarak yükselen faşizim dalgasıyla seçenek oluşturuluyor. Boşuna değil batıda faşist liderler yönetici oluyor veya alternatif olurken, bölgemizde dinsel İslam faşizim kökökökleşiyor. Faaşizim ve ekonomik krizler, eşitdir savaşları da yaygınlaştırıyor. Savaşların acıları ve oluşan korkunç manzaraları bilmem yazmak gerekir mi?

Tüm bunlar yaşanırken 1 Mayısa geldik. Kitlelerin hem ezilenin sesiyle alternatif seçeneği haykırma, hem de yoğunlaşan savaşlara karşı barışı çağırma günü olması gerekir. Her ülkede ezilenlerin kendi sorunlarıyla adeta iktidarlara mesaj yanında, iktidarı alma seçeneğini de birlikte sunma günüdür. Tabi bu gerçekler, koşullarla nedenli uyumlu olduğu da yaşanacak günle yeniden ortaya çıkacaktır. Sendikalaşmadaki zayıflama ve bizdeki gibi işbirlikci sermayeleşme oluşu, sosyalist harketlerin örgütsel olarak oldukça zayıf oluşu, yukarda sıraladığımız kaçınılmaz taleplerin de seslendirilmesi pek de olası görülmüyor. Bu günümüzün aynasıdır. Atmış Yetmişleri anımsayanlar, onca yasaklama ve baskılara rağamen, çoğu ülkelerde hem katılım ve hem de resmen iktidar alternifli gösteriler yapılmaktaydı! Bundandı ki her yaklaşan 1 Mayıslara heycan duyuluyor ve devletler engel koyma baskılarını yoğunlaştıryordu. Hem Sosyalist iktidarlar, hem de savaşlara karşı 1 Mayıslar sokakları dolduruyordu. Ülkesel bazı haklar da kazanılıyordu.

Seksenler bunların tersdüz olduğu sürece girdik. Emperyalizim geliştirdiği yeni Neoliebral yapılanma ile ilk darbeleri sol örgütler ve ezilen sosyal muhalefet aldı. Giderek 1 Mayıslar kazanılan hakları koruma mevzisine çekildi. Günümüzde ise bu sesin de cılız kaldığı noktaya geldik. Bunun karşılığı da çekinmeden ezilenlerin günü olan 1 Mayısı, bazı Burjuvalar eğlencelere çevirme, bazısı da artık rekabeti etkilediği için, artık tatilinin kaldırılmasını çekinmeden savunuyor. En çarpıcı örnek şu: 1 Mayısın çıkış ülkesi ABD artık ilgili günü mücadele tarihi olarak yaşatmıyor!

Yeni 1 Mayısa geldik. Enazından 1958 Kıbrısda katledilen emekçileri anımsayıp tarihle yüzleşme, Türkiyede 1977 Taksim katliyamı ile oradaki hala akılda kalanlarla sorgulamak da gerekir. Herkes bilsin ki 1 Mayıslar piknikte işki içerek ve sövüp sayıp kazanılmadı. Hele 1 Mayıs emeğin gününde bizat bu mücadelenin neferleri çalışanların tatil dahi yapılmadığı gerçeği de birilerini sızlatması gerekir. 1 Mayıs mücadele günü kadar, sorgulama ve yüzleşme günü de olması gerekir.

Buyıl ki 1 Mayıslar, kaçınılmaz olarak savaşların travması, oluşan yabancı düşmanlığı ile faşizmin yükselişin gölgesinde yaşanacak. Her ülke kaçınılmaz olarak kaybedilen sosyal haklarını da konuşacak. Bu seslerin gücü, örgütsel yapı ve katılımla ortaklaşan sesin karşılığı kadar olacaktır. Sendikal durum, Sosyalist hareketlerin konumu ve dünyanın yıkılış resmi buyıl ki 1 Mayısa damgasını vuracaktır. Eyer 1 Mayıs denilip de 1 Mayıs anlamlı konuşma dahi yapılmayıp, günümüz ezilenlerin sorunları dile getirilmeyecek se, kaybetmenin ve sermayenin kazandığının bir örneklemini yaşayacağız.

Ülkemizde 1 mayısı da rantlaşmayalım. 1 Mayısa inanmayan, ilgili gün mücadelesine katılmayan, ama tatilini tepe tepe kulanan, bu gün için para alan kesimlerin bu ikili paradoksunu da doğru okuyalım. 1 Mayıs tıpkı öteki emeğin ve ezilenlerin günü gibi metalaştırmayalım. Birilerine ilgili günden kıyak sağlayarak, gerçekleri başkasına para kazandıran güne çevirmeyelim.Eyer 1 Mayısa gerektiği gibi değerini vermeyenleri, parayla, ödülendirmeyelim. Biliyorum. Bu lafım dahi birielrine dokunacak. Ama yarın emeği sömüren, çalışanın ezilmesine alkış tutanların ayni günden çıkar sağlama ikilem gerçekleri, tarihte çok acı verecek. Çoğunuza 8 Mart Kadınlar günü ayni acayipliği vermiyor mu? Seks kadın köleleri, bedenlerini sömürterek ayni gün ezilirken, burjuva eksenlilerin “Kadın gününde” yiğip içmesi normaliğini nasıl alışıp, bunun böyle olduğuna inandık sa, yarın şimdiden epey mesajı olan 1 Mayıs da ayni çizgide yer alıyor.

Sonuç olarak; yeni bir 1 Mayısa daha geldik. Dünyada sömürünün artığı, savaşların yoğunlaştığı ve faşizmin yükseldiği günlerden geçerken, ilgili gün yaşanacak. Bakalım, 1 Mayıs 17 yılında nasıl izlerle le geride kalacak! Emeğin sermaye karşısındaki gücünü yeniden sınayacağız. Savaşa karşı barış kitleseliğin gücüne tanık olacağız. Gidilen teslimiyet çizgisinin, kırılıp kırılmayacağı ile yüzleşeceğiz. En önemlisi, sermaye karşısında ezilenlerin yakın dönemde seçenek olup olmayacağı ışığına bakacağız. Yeniden 1 Mayısların yaşatılacağına takılacağız. Dünyanın bu tek buluşulan emek gününün dersleri ile dolu dolu umutların filizlenmesini dileyerek, bu yıl ki 1 Mayıs makalemi noktalıyorum.

Diğer yazıları

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele...

Gözden Kaçırılan Bazı Noktalar – Özkan Yıkıcı

Son günlerde adeta dünya kamuoyunda Türkiye’deki yargının CHP’ye karşı...

Hançer! – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs’ta tuhaf ama net olan bir tutum geliştirildi. Devamında...

Direniş ve dersleri ile Bolivya kaynıyor – Özkan Yıkıcı

Son günlerde bizim genelde medya dokunmasa dahi Latin Amerika...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,960TakipçilerTakip Et
847AboneAbone Ol

Son eklenenler

Batı’nın Mali yalanı — Pavan Kulkarni

Batı medyası, mevzilerini koruyamayan El-Kaide savaşçılarının sivil yakıt tankerlerine...

‘Terörist’ yaftası direnişi kıramadı — Gary Wilson

Bolivya hükümeti 19 Mayıs'ta ülkenin en büyük işçi konfederasyonunun...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Canlı yayın